NoveliqaSözleşmeli Aşkın Karanlık Yüzü / Gizli El :0%
Log in

Chapter 13

Gizli El

Ebru, kan ter içinde, televizyonun karşısında donup kalmıştı. Sesler giderek yükseliyor, acımasızca vızıldayan medya haberleri odasının her köşesine nüfuz ediyordu. Yusuf Demir’in ihanet dolu planı, onun geçmişindeki en karanlık sırları şeffaf perde gibi gözler önüne seriyordu.

Ekrandan yansıyan görüntüler, yıllar önce kaybetmek için can attığı o eski hayatının, hiç beklemediği bir şekilde günlük hayatını istila edeceğini söyledi. Siyah-beyaz kırpıntılar, zamansız yüzler, eski arkadaşlar, ve üzerine çekilen gölgeler… Hepsi ürkütücü bir şekilde şimdi bir aradaydı.

Yusuf’un soğuk sesi, haber spikerinin ardında sanki her odaya sızarak, Ebru'nun ruhuna kazınmıştı: “Yılmaz ailesinin sakladığı sırlar artık saklanmayacak. Bu kadının aslında kim olduğunu, hangi hayatları geride bıraktığını herkes öğrenecek.”

Ebru’nun elleri titremeye başlamıştı. İlmek gibi sıkışan korku, kalbindeki nefes alışlarını bile hapsediyordu. Ancak bu korku, içinde büyüyen parçalayıcı bir öfkeye doğru hızla dönüştü.

Telefonunun ekranı titredi. Gelen mesaj dikkat çekici bir biçimde sessizdi. Ebru mesajı açarken, ekranda sadece birkaç kelime belirdi: “Bunu Yusuf sipariş etti. Dışarıda bekleme. Kaç.”

Dudakları aniden kurudu. Bu, sadece bir hamle değil, bir tuzaktı. O an anladı ki, Yusuf onu sadece geçmişiyle değil, hayatta kalma becerileriyle de oynuyordu.

---

Yusuf Demir, çırağı olan medya patronunu kurnaz bir şekilde hizaya getirmiş, en zayıf noktasına vurmayı seçmişti. “Gezinme, devletin her gözünü, her kulağını kullan” dedi. “Ebru’nun gerçek yüzünü göstereceğiz. İmparatorluğumun son hamlesi bu olacak.”

Ofisinin loş ışıkları altında, Yusuf’un gözlerinde yalnızca intikam hırsı değil; aynı zamanda kendisinin büyüyen karanlığı ve acı veren geçmişi parlıyordu. Bu plan ona sadece güç değil, tatmin de kazandıracaktı.

Bir yandan ekranda dönen haberlerde Ebru’nun gençlik fotoğrafları, şüpheli ilişkileri, isminin geçtiği eski skandallar boy gösteriyordu. Hani kimsenin bilmemesi, öğrenmemesi gereken bir dünyayı... Şimdi, herkes öğreniyordu.

---

İstanbul’un lüks ve parlak yüzeyinin arkasında, Ebru’nun itibarının ve huzurunun nasıl paramparça olduğunu anlamak mümkün değildi bir bakışta. Telefonları, dostları, çevresi hızla ona kapanmaya başlamıştı.

Kervan yürüyor, ama Ebru yanlızlaşıyordu.

Can’dan ses seda yoktu. Evdeki hava yoğundu; her kelime çakıl taşı gibi yere düşer hale gelmişti.

“Belki de senden vazgeçmeliyim.” Bu sözü kendi kendine defalarca tekrarladı.

Ama o sadece bir yıldıza tutunmak istemiyordu; geçmişinin bu ani saldırısıyla baş etmek, hem mantığını hem kalbini paramparça edecek kadar depresif bir gerçekti.

Engin bir suskunluğun içinde, kapı ağır ağır çalındı. Bir an için Ebru tüm damarları dondu, nefesi daraldı. Dışardaki ses bir fısıltı gibi geldi.

“Bu kapıyı açarsan… hayatın sonsuza dek değişecek.”

Ebru derin bir nefes aldı. Yüzüne soğuk terler konduran o an, bütün dünya gibi sessizleşti.

---

Ve bu kapı açıldığında, Ebru’nun imajı, kalbi ve artık asla eskisi gibi olmayacak huzuru nasıl etkilenecekti?

---

Devam edecek...