NoveliqaSözleşmeli Aşkın İzinde / Defne'nin İlk İsyanı :0%
Log in

Chapter 7

Defne'nin İlk İsyanı

Gölgelerin arasından süzülen o kişi, odanın buz gibi havasını bir an içinde dondurmuştu. Defne’nin kalbi göğsünde çarpıp vuruyor, ciğerlerine dolan hava bir anda kesintiye uğramıştı. Arda’ya bir baktı, gözlerindeki şeytani parıltı aniden sönmüş, onun yerine beklenmedik bir şaşkınlık karışmıştı.

Tepeden tırnağa giyinmiş adamın gözleri, Defne’nin ruhundaki kırıklığı, çaresizliği kat kat katliyordu. Kısa bir süre inanmazlıktan donakaldı. Arda’nın titreyen eli kapının kolundayken, o an trafiğin hiç olmadığı Laboratuvar Caddesi’nde yaşanan o an bile sanki dondurulmuştu.

Defne, elini göğsüne bastırdı. Kalbi, göğsünü delip geçmeye çalışıyordu adeta. “Sen… sen kimsin?” diye soracak kadar sesinin çıkmasını zor bastırdı.

Adam tırnaklarının ucuyla ceketinin yakasını düzeltti ve yüzünde hem soğuk hem de alaycı bir tebessüm belirdi. “Ben, bu oyunu bitirecek kişi.”

Arda’nın suratındaki o donuk ifade, Defne için yeni bir kapı aralamış, yılların yükünü taşıyan bir umut ışığı yakmıştı. Ama güvenmek ne kadar mümkündü bu adamda? Yoksa o, başka bir şaşırtmacanın parçası mıydı?

*

Odada bir süre sessizlik hâkim oldu. Herkes birbirini ölçüyor, tartıyor, tüm ağırlığını hissettiriyordu. Defne, dizlerinin üzerindeki titremeyi saklamaya çalışırken Arda’nın gözleri şimdi tamamen ona kilitlenmişti.

“Emre’den önce…” dedi adam ağır ağır, “beni tanıman gerekiyor.” Yavaşça ceketten çıkardığı kartviziti Defne’ye uzattı.

Kartvizette tek bir kelime vardı: “Orhan.”

O an Defne’nin beyninde milyonlarca soru uçuştu. Orhan kimdi? Neden bu sahnede ortaya çıkmıştı? Emre’yle gizli ne ilişkisi vardı? Ve en korkuncu, Emre bu adamdan ya da adamın geldiği karanlıktan ne kadar korkuyordu?

Arda, kıskançlıkla dolu bir ses tonu ile, “Orhan’dan kaçmaya çalışıyorsun değil mi, Defne? Ama oyunun bitti,” dedi ve aynı anda Orhan biraz geri çekilerek, Emre’ye savaştan önceki son tokadını hazırlayan bir savaşçının duruşunu aldı.

*

Defne, içsel fırtınasını zorla bastırarak kalktı. Artık sözleşmeye, Emre’nin soğuk kurallarına boyun eğmek değil, savaşmak vardı tek yol olarak. “Yeter!” dedi sessiz ama keskin bir sesle. “Bundan sonra kendi hayatımı yaşamak istiyorum.”

Emre’nin suratında karanlık bir gülümseme belirdi. “İlk isyanın başlangıcı mı bu?” dedi. “Seni öğreteceğim defterde yeni kuralları.” Bu sözler havada ağır ağır yankılanırken, Orhan da adeta “Durma, göster kendini,” dercesine bakıyordu Defne’ye.

*

Defne için o andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Oyunun değiştiği yeri o belirlemişti; ama cevabı ne olacaktı?

“Elini taşın altına koy. Bu isyanın bedelini ödeyeceksin," diye fısıldadı Arda, karanlıkta parlayan gözleriyle.

Defne, gözlerini yere indirip derin bir nefes aldı. Bu kumarmasanın içinde kaybolmak ya da kendi yolunu çizmek arasında kıvranıyordu.

Ve tam o sırada, kapı bir kez daha, bu sefer daha sert ve ağır bir şekilde çarpıldı.

Üçüncü bir aktör, herkesin önemsemediği en büyük hamleyi yapmaya gelmişti. Sır perdesi aralanırken, ticaretin değil ama kalplerin kan kokusunu taşıyan bir fırtına koptu.

Defne’nin isyanı, Emre’nin yeni hamlelerini tetikleyecek mi?

O an, cevaplar yoktu. Ama İstanbul’un fırtınalı gecesinde, çok az kalan masumiyetin üzerine düşen karanlık daha da kalındı.

Ve kapının aralığında beliren gölge, Defne’nin hayatını sonsuza dek değiştirecek bir sırla birlikte yürüyordu.