NoveliqaSözleşmeli Aşkın İzinde / Sözleşmenin İlk Şartları :0%
Log in

Chapter 6

Sözleşmenin İlk Şartları

Dokunmanın ardından yüzünde beliren o donuk gülümseme, Defne’nin ruhunda buzdan bir çatlak yaratmıştı. Arda’nın bakışları, ne yaklaştırıyor ne de uzaklaştırıyordu; sadece sorguluyordu. İçtenlikten yoksun, hesapçı ve keskin bir sorgulama.

Nefesini derinleştirerek adım attı odaya; ayakları altında serili halının yumuşak tüyleri bile onu şimdiye dek tanımadığı bir yabancı gibi hissettiriyordu. Arda, salonun büyük masasına döndü, önündeki kalın dosyayı çekiştirdi. “Başlayalım, Defne,” dedi sesindeki donuk tonla.

Defne kendini toparladı. O anı beklemişti; sonunda sözleşmenin ilk sayfalarında, kağıda dökülmüş kaderlerinin gerçek adımlarıyla yüzleşecekti.

“Sözleşmenin ilk koşulu, her iki taraf için de bağlayıcıdır. Arkadaşlık, sevgi ya da sadakat değil; sadece karşılıklı çıkar ve borçların ödenmesini kapsar,” diye okudu Arda kağıttan. Kafasındaki soruların ağı rüzgâr olur gibi kusturuyordu; adamın sesi ise buz dağının sularına çarpan sert dalgalar gibi soğuk.

“Borç dediğin, yalnızca para değil. Zaman, güven ve... özgürlüğün kısıtlanması da dahil,” diye ekledi Arda, birden gözlerini Defne’ye dikerek.

Defne, yutkundu. Ezeli korkusu, yazılı kelimelerle sertçe parmaklarının ucuna vurdu. Nafile direnişler, alevden çelik gibi kavrulacak kusursuz bir hapishaneye dönüşüyordu. “Bu şartlar birer metin parçası değildir. Benim yaşamımı, ruhumu, hayallerimi kapatır. Ama şimdiye kadar direndim. Öfkem, korkumla savaşır,” diye fısıldadı kendine.

Arda gülümsemedi; onun yerine elindeki kalemi kaldırdı, dosyanın yanına koydu ve parmağını satırların arasında gezdirdi. “Madde 7, şu an önem kazanıyor.” Oda birden ağırlaştı, Defne kelimelerin içinde gizledikleri sinsi bir tuzağı sezdi.

“Madde yedi...” Defne yavaşça peşinden geldi. “Her iki taraf da sözleşme süresince karşılığında açıklanmayacak bir yükümlülüğe sahiptir.”

“Henüz kimse bilmiyor bu yükümlülüğü,” dedi Arda gözlerini kaçırmadan.

Kalbi göğsüne bedenini iterek bağırıyordu. Yanında duran adam, kelimeleri ustaca dokuyor, ipleri kendi ellerinde tutan bir kuklacı gibi davranıyordu. “Kimse bilmiyor...” sesini kendi düşüncelerinden toparlayabildi.

“Biliyorum, sana açıklamak zorundayım,” dedi Arda, yüzünde ilk kez beliren gerçek bir kararlılıkla. “Ama bunu şimdi yapmamız mümkün değil. Senin de psikolojin, işin de buna hazır değil.”

Defne’nin ciğerlerinde hafif bir titreme yayıldı, ama gözleri çekilmedi. Dalış alanı genişliyor, bu buzlu okyanusun içinde ne büyük bir fırtınaya doğru sürüklendiklerini görüyordu.

“Anlıyorum,” dedi, ama sesi bir duvar yaratarak geri düştü, yutkunarak. “İçimdeki korkuyla, bu zindana girdiğimde yalnız olmadığımı bilmek... daha ürkütücü.”

Arda’nın eli tekrar dosyayı kapattı, toprağın soğukluğunu çağrıştıran sert bir sonla nokta koydu; “Bu, bizim oyunumuz, Defne. Kim kazanırsa, kurallar değişir.”

Defne derin bir nefes aldı, duyduğu huzursuzluk gizem dolu kelimelerin çok ötesindeydi. Arda’yla kurdukları bu bağ, sırlarla örülmüş ve izler sürüledikçe açılan derin bir labirent gibiydi. Bir çıkış yolu bulana dek yalnızca içinde büyüyen sessiz kurtların sesini dinlemek zorundaydı.

Arda, yavaşça ayağa kalktı. O an odada bir esinti belirdi; perdeler hafifçe kıpırdadı ama dışarıdaki İstanbul şehir ışıkları gibi hareket etmedi. Gözleri yeniden Defne’ye çarptı, bu sefer fark ettirmek istediği bir şey vardı.

“Bir şey daha var,” diyerek masanın çekmecesinden küçük, siyah bir zarf çıkardı. “Bunu sözleşmeye eklememiz gerekiyor. İçindekiler, bizden başka kimseyi ilgilendirmez ama çok önemli.”

Defne cebinde garip bir sıcaklık hissetti, güvensizlik zehri damarlarını sardı. Zarfın üzerinde hiçbir isim yoktu ama üzerine kondurulmuş gizemli ağırlık, bir fırtına habercisi gibiydi.

“Ne... ne var içinde?” diye sordu, sesi titreyerek.

Arda gözlerini kaçırmadan eğildi. “Sözleşmenin en kritik maddesi; bu maddeyi açarsak tüm dengeler değişir. Ama eğer kapatırsak, sonsuza dek bizim sırrımız olur.”

Defne’nin parmakları sıkıştı, elleri istemsizce masanın kenarına tutundu. Kalbindeki yaralar, borç yükü, huzursuzluk ve umut hepsi bir arada çarpıyordu. Sözleşmenin gerçek yüzü, şimdi o siyah zarfın içinde gizlenen karanlıkla şekillendi.

Tam o anda, büyük gıcırdayan çift kapı aniden açıldı.

İkisinin de nefesi kesildi; kapı aralığından beliren gölge, bu kirli oyunu tamamen değiştirebilecek güçteydi.

Ve kim olduğunu sessizce söyler gibi, gölgeler arasında binlerce kelimeden daha ağır bir sır, duruyordu.