NoveliqaSözleşmeli Aşkın İzinde / Arda'nın Gölgede Kalan Planları :0%
Log in

Chapter 5

Arda'nın Gölgede Kalan Planları

Defne’nin kalbi, aniden hızlanan bir tramvay gibi göğsünde çarpıyordu. Kapının aralığından sızan o titrek ses, her şeyin ağır, kırılgan dengelerini sarsmıştı. Emre oradaydı. Yeniden, gerçek haliyle. Ama onun yüzündeki soğukluğu, sadece şimdilik donduran bir buz kütlesi gibiydi. İçinde fırtına kopsa da, kelimeler boğazında düğümlenmişti.

Arasında geçen o an, karanlık bir tünelde yavaşça ilerleyen bir ışık gibiydi. Ne çok uzundu, ne de tam karanlıktı. Emre’nin o bakışları, hem en derin yarasını gösteriyor, hem de onu saklıyordu.

Emre sessizce kapıyı tamamen açtı ve adımlarını Defne’nin yanına doğru attı. O an odanın havası değişti; sıcaklık yerini donukluğa bırakırken, raflarda sergilenen eski fotoğrafların keskin gölgeleri duvarda kıvrıldı. Defne nefesini tutarken, dudaklarının hemen kenarında titreyen o kelimeyi duymak için zamana meydan okuyordu.

“Defne...” diye fısıldadı Emre, sanki sözcükleri yavaşça, acıyla örüyordu üzerine.

Kadının gözlerinden birkaç damla belirsiz yaş süzüldü. Bu gözyaşları, yalnızca üzüntünün değil, uzun zamandır susturulmuş, içinde büyüyen bir öfkenin, kırıklığın ve umudun birleşimiydi. Arda’nın kurduğu oyunların içinde, en kırılgan noktasında duruyor, her şeyin nasıl bu hale geldiğini anlamaya çalışıyordu.

Tam o anda, derin sessizliği, kapının dışından gelen başka bir ses bozdu. Defne irkilip başını kapıya çevirdi. Gözleri o an gizemli bir kişiyle buluştu; Arda Demir, derin cüzdanı ve bizzat taşıdığı karanlık sırları ile odaya girmişti bile.

Arda’nın üstünde her zaman olduğu gibi kusursuz takım elbisesi vardı, ama gözlerindeyse bambaşka bir ateş yanıyordu; kestirilemez ve keskin. O anda, odada sadece üç kişi vardı. Arda’nın, Emre’nin ve Defne’nin. Üçü arasında görünmeyen ama her nefeste büyüyen bir savaş yumağı.

Emre, sert bakışlarını Arda’nın üzerine çevirdi. “Burada ne işin var?” diye sertçe sordu. Sesi, bir bıçak gibi keskinti.

Arda, hafif bir tebessümle cevap verdi, ama o gülümsemede gizlenen şey, saf bir kötü niyetin sessiz fısıltısıydı. “Sana ve Defne’ye bir teklifim var.”

Defne, o sözlerin altında ezilmiş gibi hissetti. Yıllardır hayalini kurduğu özgürlük ve borçlarından kurtuluş, bugün belki de Arda’nın istediği oyunun bir parçasıydı.

“Ne teklifi?” Emre’nin sesi, odanın sessizliğinde yankılanıyordu.

Arda cebinden küçük, deri kaplı bir defter çıkardı ve masaya bıraktı. “Bu bir plan, Emre. Seni ve o masum kadını korumak için değil, kontrol etmek için. Ve bana katılırsanız… her şey sizin istediğiniz gibi olur.”

Emre’nin gözleri ara sıra Defne’ye, ara sıra Arda’ya gidip geliyordu; aralarındaki hainlik kokusu, nefeslerini kesiyordu.

Defne zihninde binlerce soru fırtınası kopuyordu. Arda’nın gerçek amacı neydi? Onu bu oyunun neresinde görüyordu? Ve Emre’ye karşı planladığı bu yeni hamleyle neler kazanacaktı?

Arda, masanın üzerine bıraktığı defteri işaret ederken, gür ve tatmin olmuş bir sesle dedi ki: “Bu sadece başlangıç. Bundan sonra her adımınız benim kontrolümde. Defne, seni izlemek… benim için kaçınılmaz.”

Tam o an, odanın kapısı tekrar açıldı. İçeriye giren kişi, kim olduğunu bilmenin yaşam ve ölüm arasındaki farkı belirleyeceğini düşündürtecek kadar önemliydi.

Ve böylece, bu karmaşık oyun yeni bir perde açmış, karanlık sırlar ağır ağır gün yüzüne çıkmaya başlamıştı.

Arda’nın gerçek amacı ne ve Defne bu oyunun neresindeydi?

Dokunuşu kadar ürkütücü, içtenlikten yoksun bir gülümseme, ansızın yüzünde belirdi.

O an, dünya bir anlığına sustu; sadece umut, korku ve ihanetin nefes alışları kaldı geriye.

Ve her şey, o kapı aralığında başlayan yeni bir kâbusun ilk sahnesiydi.