NoveliqaSözleşmeli Aşk: Milyarderin Gizli Teklifi / İlk Karşılaşma ve Gerilim :0%
Log in

Chapter 4

İlk Karşılaşma ve Gerilim

Kapı, öfkeyle aralandıktan sonra sertçe çarpıp yerine oturdu. O tokat sesi, odanın sessizliğini paramparça etti; kalbinin ritmini bozdu, nefesini kesmeye yeltendi. Elif anlık tereddütle orada durdu, gözlerini hızla kapıya çevirdi. İçeri giren adam, ceketinin yakasını hafifçe düzelterek ağır adımlarla yaklaştı.

Emir Karaca.

Soğuk ve hafif çizilmiş bir gülümseme dudaklarında, o ürkütücü kadar kararlı bakışlarıyla Elif’in üstünde sabitlendi.

Zaman yavaşladı. Ayakta duran Elif’in ciğerlerine dolan hava aniden daha kalın, daha yumuşak ve elektrik taşıyordu. Ellerini cebinden çıkaramadı; parmak uçlarındaki ter damlalarını hissediyordu. Bahsedilen sözleşmenin şahsında karşısında duran bu adam, ona bir yandan güven veriyor, diğer yandan buz gibi bir tehlike yayıyordu.

Emir, odanın ortasında durdu, yorgunluk ya da pişmanlık izlerinden yoksundu. Bir adım attı; aralarındaki mesafe azalırken Elif’in kalp atışları usulca hızlandı, ama yüzü ifade dolu, sakin ve dirençliydi.

“Beni bekliyordun, değil mi?” dedi Emir, sesi alçak ve kışkırtıcıydı. “Ya da en azından tahmin ediyordun.”

Elif’in cevap vermesi birkaç saniye sürdü. Sesini kendine hakim kılmaya çalışarak, “Tahmin… kelimesi doğru değil. Hazırlıklı değildim.” Gözlerinin içine baktı, bir parça meydan okurcasına.

Bir gülümseme daha belirdi yüzünde, ancak bu defa daha keskin, sarkastik. “Hazırlık... İyi bir kelime. Ama şimdilik buna ihtiyacın yok. Burada ve şimdi, sadece gerçeklerle yüzleşeceksin.”

Elif, bir an için etrafına bakındı; ofisin ışıkları arkasında cılızca titriyordu. Parmaklarının arasındaki kâğıtları sıkmaya başladı. Sözleşmenin soğuk mürekkebinden daha soğuk bir gerçek vardı karşısında.

—

Emir, masanın kenarına tişörtünün kolunu hafifçe sürttü, kırışmış bir zarafet bırakarak. “Arkadaşların, ailenden bahsettin. Onları harcamaya niyetim yok, Elif. Ama sen, karışıyorsan, işler değişir.”

Bu cümle, odadaki havayı anında gerginleştirdi. Elif’in dudaklarının kenarı iridi; kalbindeki direnç daha da büyüdü. “Bana kimsenin emir vermeye hakkı yok. Hele senin…”

“Senden hiç kimseye böyle bir açıklama yapmak zorunda değilsin. Ama bir şey biliyorum: Bu iş, senin sandığından daha büyük. Ve sana güvenmek… kolay değil,” dedi Emir, ses tonu aniden yumuşadı.

İçinden geçeni hemen seçmemişti; bir anlığına adamın maske ardındaki kırılganlığı yakalamış gibi oldu. Ancak ne zaman bunu yapsa, gerçek bir buz kütlesi gibi soğukluk sarıyordu etrafını.

“Sen, kendini koruyorsun. Peki ya ben?”

“Korunmaya ihtiyacım yok,” dedi Elif, sert ve katı bir sesle. “Bunu kimseye söyleme.”

Oda sessizleşti. Kalp atışları, nefesin alış verişi, hatta dışarıdaki hafif yağmurun pencerelere ritmik dokunuşu duyuluyordu. İki insan, aralarında saklanan kelimelerden doğacak fırtınaya hazırlanıyordu.

Emir, adımlarını biraz geri çekti. Ellerini cebine soktu, gözlerinde belirsizlik ve hafif bir çekingenlik vardı.

“Biliyorum, bu beklenmedik.”

Elif gözlerini kırptı, şaşkınlık ve şaşırmanın karışımıyla. Aralarındaki o karanlık çekine aniden büyüdü.

“Neden?”

Kelimeler havada asılı kaldı. İkisi de neyin değiştiğini, neden o klima soğukluğunun bir an için eridiğini anlamaya çalışıyordu.

O an kapı tekrar hafifçe aralandı.

“Gördüm,” dedi Emir aniden, sesi titrek ve derin. “Bu… gerçek değil, değil mi?”

Elif’in göğsünde bir şey çöktü; nefesini yitirmeden önce toparlandı.

“Değil… değil,” diye fısıldadı yalanı. Ama gözlerinde yansıyan korku, ardındaki sır perdesini düşürüyordu.

“İşte o zaman,” dedi Emir, biraz daha yaklaşarak, gözleri karanlıklarda kaybolurken, “Burası sona ermemeli.”

Tam da o sırada, arka kapıdan sert bir ayak sesi yankılandı; dışarıdaki gölge, önce sarkık omuzlarıyla görünür oldu, sonra yüzü belirginleşti.

“Durun!” sesi salona yayıldı ve aniden herkesin derin bir sessizliğe gömülmesine sebep oldu.

Emir ile Elif arasında ince bir çizgi daha çekildi. Kalpler, gözler ve dudaklar bu sessizlikte anlamlar arıyordu.

O an, belki de hayatın en kritik geri adımı yaşanıyordu.

“Beni neden durduruyorsun?” diye sordu Emir, alçak bir fısıltıyla.

Ama o gölge, korkunç sırlarını saklayan Elif’in geçmişinden bir uzaktı.

Ve bu soru, odadaki herkesin içine bir soğuk dalga gibi yayıldı.

Gerilim, yükselirken, o baş döndürücü yankı… Elif’in tüm hayatını değiştirecek bir sır gibi kapıya asılı kaldı.

Ve o anda, zaman durmuş gibiydi.

Ne olduğunu, ne geleceğini kimse bilmiyordu.

Ama tek gerçek vardı:

Bu karşılaşma, ne Elif’in ne de Emir’in beklediği gibi bitmeyecekti.