NoveliqaSözleşmeli Aşk: Milyarderin Gizli Teklifi / Milyarderin İlginç Teklifi :0%
Log in

Chapter 2

Milyarderin İlginç Teklifi

Göğsünün üstüne çöken ağırlık, nefesini kesiyordu. Elif, kapının önünde donup kalmış, zihninde birbirine çarpan binlerce düşünceyle mücadele ediyordu. O adam... Murat Karaca... Söyledikleri, sanki İstanbul’un soğuk rüzgarlarından daha keskin, kalbine saplanan bir hançer gibiydi. Ama şimdi, o gölge bile silik bir yan kahraman gibi kalıyordu. Çünkü arkasında, yıllarca sakladığı, yavaşça ördüğü hayatını tamamen sarsacak başka bir karanlık bekliyordu.

Telefonunu cebinden titreyerek çıkardı. Mesaj yok. Arama yok. Tüm o lüks ve ihtişamın içinde, tek gerçekmiş gibi duran yalnızlık bu andan itibaren kafasını daha da kalın sarmalayan sis halini aldı.

*

Aynı anlarda, Boğaz’ın ışıkları pırıl pırıl yandığında, Emir Demir büyük ofisinin penceresinden dışarı bakıyordu. Gözlerinde soğuk ve keskin dalgalar vardı; kararlarıyla dolu, dünyayı değiştirmeye hazır bir adamın derinliğinde.

Eline aldığı cep telefonundaki ekran, onu gerçek ve acımasız bir yüzleşmeye çağırıyordu: Elif Yılmaz.

Sessizlik, uzun süre onları birbirinden kilometrelerce uzaklaştırmıştı. Ama artık bu suskunluk sona ermeliydi.

Parmaklarını masanın kenarına hafifçe değdirirken planını sesli konuştu kendiyle:

“Bugün ona gideceğim. Tüm hayatını alt üst edecek o teklifi getireceğim…”

Odada başka bir ses yoktu. Yalnızca uzaklardan gelen trafik uğultusu ve Boğaz’ın hafif dalgalarının şıpırtısı… Ama o, her an büyüyen fırtınanın merkezinde duruyordu.

*

Sarayburnu Yokuşu’nun sonundaki şık kafede Elif, önündeki kahveden küçük yudumlar alıyordu. Tedirginlik, ellerinin arasındaki fincanda dalgalanıyordu. O gece, adeta her şey bir anda çökmüştü. Her basit ama çarpıcı kelime, omuzlarına inen binlerce ağırlık gibi.

“Daha fazla kaçamazsın,” dedi iç sesleri. “Gerçek şimdi kapında. Ya teslim olursun, ya da büsbütün yok olursun.”

Tam o anda, telefonunun ekranı parladı. Gelen mesajın bildirimi… Ama açmaya cesaret edemedi.

Birden arkasındaki sandalyenin hafifçe çekildiğini hissetti.

“Burada olmamı beklemiyormuşsun gibi görünüyor,” dedi soğuk bir ses.

Elif'in kalbi aniden hızla atmaya başladı. Döndüğünde, karşısında, İngiliz kesimi takım elbisesiyle, o yakışıklı ve bir o kadar da korkutucu adam duruyordu.

Emir Demir.

Gözleri soğuk ama içinde kıvılcım gibi bir sıcaklık vardı.

*

Emir, sandalyesini yavaşça çekip, karşısına oturdu. Ellerini masanın üzerinde birleştirdi, ciddiyetle Elif’in gözlerine baktı.

“Uzun zamandır saklandığın o hayatı bırakmanın zamanı geldi.”

Elif’nin derin bir nefes alması, yalnızca yüzeysel bir sakinlikti. İçinde fırtına kopuyordu.

“Ne istiyorsun benden, Emir?” Kulağında en ufak tek titreme yoktu ama cümlenin sonunda gizlenmiş bir savaş vardı.

“Sözleşmeli evlilik…” diye söyledi adam, kelimeler yavaş ve keskinti.

Elif’in kahvesi masaya çarptı, sıçrayarak bir nebze damladı. Gözleri devasa bir şok ve karmaşayla açıldı.

“Sözleşmeli evlilik mi?” diye tekrar etti, sesi duyulmayacak kadar alçak ama tüm mekanı kaplayacak kadar ağır.

“Evet. Bu, ikimiz için de en mantıklı çözüm olacak.”

Emir ellerini açtı, karşısında duran kadın kadar güçlü bir kararlılıkla.

“Benimle evlen. Çok kısa, önceden belirlenmiş kuralları olan bir sözleşmeye dayanacak bu ilişki. Hisler değil, planlar ve kazançlar belirleyecek bizim sınırlarımızı.”

Elif, gözlerinde donuk bir parıltıyla arkasına doğru yaslandı.

“Senin ne oyunun varsa, baştan söylesene,” diye fısıldadı. Kırılan bir umut, ince bir sitem taşıyordu sesiyle.

Emir’in yüzünden şimşekler çaktı.

“Bu sadece iş anlaşması değil, Elif. Bu, senin ailenin sırlarını korumak için, benim dünyamı ayakta tutmak için zorunlu bir adım.”

Kadının beyninde buz gibi bir soru yankılandı: “Peki ya benim duygularım?”

“Bu sözleşme, gerçek aşkı dışlayacak,” dedi Emir, sözcüklerin ağırlığı yüzüne vuruyordu. “Ama belki de asıl aşk, böyle sert bağlardan doğar. Ya da en azından böyle başlamalı.”

Birden Elif, bütün hayatının ona vurur gibi gelmesiyle irkildi.

Kalbindeki kocaman çarpıntı, onu neyin beklediğini bilmeden önce söylenemeyen tek kelimeler gibi boğuyordu.

Sözleşmeli evlilik.

Neden, ne için, nasıl?

Ve en önemlisi;

Bu teklifi kabul edecek miydi?

Gözleri kirpiklerinin arasından parlayan yaşlarla dolarken, hayatı yeniden şekillenirken, artık yola çıkması gereken o kapıdan ilk adımı atmaya hazır mıydı?

Ve o anda kapı hafifçe aralandı. İçeriye başka birinin adımları belirdi.

Elif o adımı duyduğunda bütün dengeleri altüst olacak, kader ipini eline alacaktı.

Kalpten gelen bir sessizlik içinde, tüm sorular havada asılı kalmıştı.

“Ne yapacaksın, Elif?”

Ve cevap bekliyordu.

Ondaki fırtına daha yeni başlamıştı.

Kapıdan gelen adımlar hızlandı…