NoveliqaSözleşmeden Öte: Milyarderle Gizemli Evlenme / Sözleşmenin İlk Akşamı :0%
Log in

Chapter 5

Sözleşmenin İlk Akşamı

Emir’in gözlerindeki o kıvılcım, Leyla’nın zihninde bir fırtına koparmıştı. Ne olduğunu anlayamamanın ağırlığı altında, ilk kez gözlerinin içine o kadar direkt bakmış, orada gizlenmiş bir şeylerin varlığını sezinlemişti. Sanki gizli bir kapı aralanmış, ama henüz hangi yöne açıldığı bilinmiyordu.

Ayağa kalktıklarında aralarındaki mesafe, odanın ağır havasında serpilen pus gibiydi. Leyla, hafifçe titreyen ellerini pantolonunun cebine gizlerken, sesi kendi bile şaşıracak kadar yumuşaktı:

“Yarın… kahvaltı etmek ister misin?”

Emir, sert çenesi kıvrılarak ona baktı. Tok kelimeler döküldü dudaklarından, bembeyaz duvarları hırpalayan bir fırtına gibi:

“Kahvaltı mı? Biz… bundan fazlasıyız, değil mi?”

Leyla, kalbinin göğsüne vurduğu o hızlı tempoya rağmen, cümlesine biraz daha yaklaşmaya çalıştı.

“Biz ne?” diye soru dolu bir sesle yanıt verdi. “Bu sözleşme. Başından beri bir iş anlaşması.”

Emir güldü—ama o kahkaha neşeli değildi; bir tür alaycı, karanlık bir davettendi. Gözlerindeki buğulu parıltı, Leyla’yı huzursuz etti. Ne derin, ne karmaşık bir oyunla karşı karşıyaydı?

“Bir iş anlaşması mı gerçekten, Leyla?” dedi. Yaklaştı, adım adım. “Sen bana her zaman bir adım ötesini arıyormuşsun gibi geldin.”

Leyla geri çekildi, sırtının soğuk duvara dayandığını hissetti. Kalbi, artık bir muzır dansçı gibi dışarı fırlayacak gibiydi.

“Daha ne istiyorsun benden, Emir?” diye çıkardı sesi. “Ben sadece borçlarını kapatmaya çalışan bir kadınım. Hiçbir planım, hiçbir… hiçbir oyunumu… ortaya dökmedim.”

“Sence ortaya dökmek ne?” Emir’in sesi pürüzlendi, normalde soğuk ve kontrol altında olan o sesin içinde çatlaklar belirmişti. “Senin sırların, Leyla. Ben onları biliyorum, değil mi?”

Leyla’nın elleri birbirine kenetlendi. Teninde bir ürperti, bir diken battı derinlerine. “Nasıl biliyorsun?”

“Ağır basan bir gölge gibi yakından izledim seni. O bakışların, o gecenin anlattıkları… İçinde sakladığın şeyi hissediyorum.”

Leyla nefes aldı, gözlerini kaçırdı. Kalbine oturan şüphe, zihnini sararken, yüreği de parçalandı. Gerçek anlamda onu neyin beklediğinden, ne kadar derinlere gömülü olduğunu bilmiyordu.

Emir bacaklarını hafifçe kırarak yan odadaki büyük camdan dışarıyı izlemeye koyuldu. İstanbul’un gece silueti, ışıkların titrek deniziyle, zenginliğin ve karanlığın birleşim halini yansıtıyordu. Burası onların yeni başlangıcının merkeziydi. İlk geceydi ama içinde bir buz kütlesi vardı; o buz, gittikçe büyüyordu.

Leyla, hâlâ öylece yerde dururken, zorla gülümsedi. “Belki de senin gerçek hislerin hiç de temiz değil, Emir,” dedi fısıltıyla. “Belki senden önce ben burayı çok daha farklı hayal etmiştim.”

Emir dönüp Leyla’nın gözlerine baktı. “Hayalimden uzak olduğunu kabul edeceğim,” dedi. “Ama bu evlilik, benim yönetebileceğim bir oyun. Senin gizemli sırların, benim üzerimdeki kontrolüm. Bu, ta başından beri böyleydi.”

Yalnızca kelimeleri değil, aralarındaki havayı da birer zincir gibi hissetti Leyla. Kendi nefesinin tellerde yankılandığını duyuyor, kalbinin çarpışmasıyla odanın sessizliği parçalanıyordu.

Bir anda odanın kapısı ağır ağır aralandı. Leyla’nın kalbi boğazına yükseldi. Adımları duymuştu, ama kim olduğunu beklemiyordu. Gözleri kapıya yapıştı; sesi ise hiç çıkmadı.

Kapı aralandıkça sarkıtılan siluet, kalın montuyla gizlenmiş bir adamı gösteriyordu. Yine gece; yine gölgeler.

Leyla dudaklarını büzdü. “Kim o?” diye sordu, ama sesi en ufak bir titremeyle karışmıştı.

Emir, sanki kapıdan içeri giren kimseyi tanıymış, hatta bekliyormuş gibi yanına sokuldu ve soğuk bir gülümseme kondurdu yüzüne.

“Ziyaretçimiz var, Leyla. Sanırım gerçek oyunlar şimdi başlıyor.”

Leyla’nın gözleri büyüdü, endişe ve korku birbirine karıştı. Bu gece, umut ve korkunun ipinde dans edecek gibi görünüyordu.

Ve o anda, Leyla’nın kalbinde sessizce yükselen bir soru yankılandı:

Emir’in gerçek duyguları neydi? Aşktan mı, yoksa oyunun soğuk bir taş parçasıymış gibi mı davranıyordu?

Knock knock. Kapının tok sesi, karmaşık gecenin üzerine balyoz gibi indi. Leyla nefesini tuttu.

Gerçekler, beklemiyordu. Onları yakalamak üzereydi.