Chapter 6
Oda, loş ve ağır havayla doluydu. Pencere kenarındaki kristal vazoya düşen ay ışığı, sessizce süzülen titrek gölgeler yaratıyordu. Can Demir, koltuğuna yaslandı, elleri incecik bir düğmeye dokundu; odanın arka duvarındaki dev ekran aniden belirdi.
Görüntüden giren adamın yüzü netti; siyah takım elbisesi, keskin bakışları, karanlık sırları saklayan bir mimik. Yanında ise daha genç, tereddütlü bir adam duruyordu. İkili, aralarında eski ama etkili bir bağ olduğunu hissettiriyordu.
"Elif... O kız, düşündüğümüzün çok ötesinde. Ajansını kuruyor, hızla yükseliyor. Ama hala kontrolümüz dışında," dedi Can, sesi fısıltıyla kesişiyordu odanın ağır atmosferine. Dudaklarının kenarında beliren ince gülümseme, planlarının zorlu fakat mümkün olduğunu gösteriyordu.
Eşlik eden adam, öne eğildi, parmak uçları masaya hafifçe dokundu. "İçine sızdığımızda, onunla birlikte tüm reklam dünyasını ele geçirebiliriz. Ama dikkatli olmalıyız. Geçmişindeki o karanlık sır, ona güç veren kadar, yıkıcı da olabilir."
Can’ın kaşları kalktı. "Furkan’ın ağlarını bu noktada daha da sıkacağız. Elif’i korkutmalıyız, ama öncelikle onun neyi kaybedeceğini göstermeliyiz. Böylece hem bizi dinler, hem de bizi anlamaya mecbur kalır."
Genç adam, derin bir nefes aldı, gözleri kararlıydı. "O sır, açığa çıkarsa Elif’in bu sektördeki şansı tamamen biter. Bize teslim olmaktan başka çare kalmaz."
Can, dizlerinin üzerine oturarak ellerini ovuşturdu. "Tam da istediğimiz gibi. Elif, artık oyun alanımıza girdi. Onun kariyerini değiştirecek bu hamle, zincirleri çözecek ve bizi en tepeye çıkaracak. Tüm İstanbul bu oyunu konuşacak."
Sessizlik uzadı. Ekrandaki yüzler anlam dolu bir anı paylaşıyordu. O andan itibaren, gizli bir planın tohumları atılmış, büyülü ve keskin bir oyun başlamıştı.
"Başlatıyoruz," dedi Can, kararlılıkla. "Bundan sonrası, sadece başarıya değil, hayata ve ihanete de dayanacak."
Karanlıkta yankılanan o kelime, Elif’in dünyasını yerle bir edecek bir fırtınanın habercisi gibiydi.
Ve o fırtına, çok yakındı.