NoveliqaSözleşmeden Öte: Milyarder ve Sırrı / Furkan'ın Planları :0%
Log in

Chapter 5

Furkan'ın Planları

Kapı ağır ağır açıldı. Soğuk hava ve yaz gecesinin nemi, ajansın sıcak ve steril atmosferine hızla karıştı. Elif, kalbini ağzında hissetti; hızlanan nefesi boğazında düğümlendi. Karanlık koridora adım atan adamın silueti, titreyen loş ışıkta bir an bile durakladı.

“Furkan...” diye mırıldandı Elif, sesi kılıbık bir fısıltıya dönmeden önce. Kalbi, geçmişin yaralarını aniden kaşımış gibi acıttı.

Adamın yüzü karanlıkta kaybolmuştu; adımlarının sesi beton zeminde yankılanıyordu. Elif, mimiklerine ince bir gerginlik çökmüş halde, yere göz ucuyla baktı. Tüm fikirler, endişeler ve planlar bir anda darmadağın olmuştu.

“Selam, Elif,” dedi Furkan, sesinde sanki en azından biraz samimiyet ve dostane bir sıcaklık vardı. Adımları ağır, ama kendinden emin bir şekilde sürdü.

Oda aniden sessizleşti. Dijital duvar saatinin kırmızı rakamlarının titrek ışığı altındaki bu tanıdık, fakat artık yabancı yüz, Elif’in içinde beklenmedik bir karmaşa yarattı. Kısacık bir nefes alma molasında, Elif göz kırptı.

“Gece geç... Bu işi konuşmak için mi geldin?” diye sordu Elif, sesi biraz da sabırsızdı. Her kelimesi, kontrolünü kaybetmemek için yaptığı ince bir dans gibiydi. Gözleri, Furkan’ı tararken hayatındaki kırık iplerin titreyişini, en ufak bir itiraftan bile kaçınan duruşunu arıyordu.

Furkan, yüzündeki donuk ifadeyi zorlayan bir tebessümle yanıt verdi: “Seninle konuşmam gerekiyor. Bir dost olarak... sonuçta, ortak düşmanlarımız var.”

Elif’in içi titredi. “Ortak düşman... Bu da senin bahanen mi?” diye karşılık verdi, dudağının kıvrımı ince bir çizgi oldu.

Furkan adeta hafifledi, öne doğru eğildi, kısık sesle devam etti: “Hayat bazen insanlara başka yolu kalmıyor, değil mi? İşin içinde boşluklar var, Elif. Biliyorum.”

Bir an için, ajansın loş aydınlatması altında Furkan’ın gözlerindeki parıltı Elif’i solgunlaştırdı. O parıltı, elle tutulur hiçbir şeyi anlatmayan, sadece daha derin bir karanlığa işaret eden bir sırdı. Gözler, ardındaki motivasyonu gizlemenin ince engeline dönüşmüştü.

Elif, başını hafifçe yana eğdi. “Peki, neden şimdi? Neden sen?” diye sordu, kelimeleri bir mıknatıs gibi Furkan’ın söyleyeceklerini çekiyordu.

Furkan, ellerini cebinden çıkardı, avuç içlerini karşıya açar gibi gösterdi. “Çünkü seninle yüzleşmeliyim. Sadece iş değil, başka sebepler de var. Bunu sağır sultan bile duydu artık ama ben doğrudan konuşmak istiyorum.”

Elif’in içinden bir şüphe kustu. Yine de, dudaklarının arasından çıkan küçük bir “Anla beni” fısıltısı, kalbinde kıvılcımın ilk çakması gibiydi.

“Yine de emin olamadım,” dedi ve gerildi. Eski dostlukların yerini alan soğuk şüphe, aralarına sessiz bir perde çekti. “Senin ne istediğini bilmiyorum. Hep kaydırıyorsun gerçekleri. İstanbul’un arka sokaklarında dönen oyunlar, sözünü ettiğin imparatorluk, bizim sırlarımız... Hepsi patlayacak bir bomba gibi. Ve ben kendi evimdeyim, oyunun tam ortasında.”

Furkan hafifçe iç çekti. “Bu şehirde dostluk çok pahalı, Elif. Ancak gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Belki birlikte daha güçlüyüzdür.”

O an içeriye dolan gece rüzgarı camları hafifçe titretirken, Elif’in dudağında belli belirsiz bir ifade belirdi. Şüphe, umut, korku ve öfke birbirine karışıyordu. Furkan’ın güven vermeyen bakışları, ama kelimelerindeki yumuşaklık, aralarında görünmez bir çekişme yaratıyordu.

“Yine de şunu söylemeliyim,” diye devam etti Furkan, “Eğer bana karşıysen, seninle en son karşılaşacağım kişi olacağımı sanıyorsan yanılıyorsun.”

Elif, ellerini beline koydu. “Öyleyse, neden buradasın? Dost musun, düşman mı? Çünkü senin planlarını kimse tam olarak bilmiyor.”

Furkan ustaca gözlerini kaçırıp doğrulttu. “Planlarım? Belki de plan yapmam, sadece oyunun kurallarını değiştiriyorum.”

Gerilim odanın içine yayıldı, sesi bile yankılanmaya başladı. Karanlık adımlar, önündeki yolun belirsizliğini çıplak bırakarak dönüp gitti.

Elif’in zihninde bir fırtına koptu. İçinde yanan şüpheyle, Furkan’ın gerçek niyetleri hala karanlıkta kalıyordu. Ve o anda, kapı arkasında gizlenen karanlık, gelecekte kopacak fırtınanın ilk habercisi gibiydi. Derin bir nefes aldı ve sessizce fısıldadı:

“Bu gece, her şey değişecek.”

Tam o sırada, telefon çaldı — bir mesaj sesi gibi, keskin, soğuk ve beklenmedik. Elif cebine uzandı. Ekranda beliren isim, yüreğini buz gibi sıktı. Fakat o, bir an bile tereddüt etmeden mesajı açtı.

Sonrasında gördüğü satırlar yüzünde yavaşça ifadesini değiştirdi.

“Dikkat et, Elif. O seni ne kadar kıskanıyorsa, sen de onun oyununa düşebilirsin.”

Furkan’ın usulca gülümseyen yüzü, kapının arkasında loş ışık ve gölge labirentinde kaybolurken, Elif’in karanlıkta titreyen silueti, yalnızca bir başlangıcın ta kendisiydi.

Ve o an, ajans kapısından bir kez daha sessizce kapandı.

Ama şehri bekleyen fırtına şimdilik sadece ürpertici bir esinti gibi kalmıştı. Gerçek fırtına ise çok yakındı.