NoveliqaSonsuz Döngü: Zamanın Tutsağı / Anıların Kıyısında :0%
Log in

Chapter 4

Anıların Kıyısında

Kapıdan yayılan gölge, Leyla’nın nefesinin boğazında takılı kalmasına neden oldu. O an, zamanın sessizliği içinde yankılanan bir çarpışma gibi, kalbi göğsünde dört nala koşuyordu. Gözleri, karanlık siluetin içinde gizlenen o tanıdık isme avuç açarcasına tutundu.

“Eren,” dedi sesinde hafif bir titreme.

Ama ne gerçek sesiydi bu ne de karşısındaki figür tam anlamıyla Eren’in kendisi. Teninin altında zamana hapsettiği bir yansımaydı, belki bir hatıra, belki de bir kısır döngünün sinsice uzanan parçası.

Leyla geri üç adım attı. Ellerini karnına bastırarak derin bir nefes almaya çalıştı, ama göğsünün öfkesi dinmek bilmedi. O an, odanın soğuk havası aniden ağırlaşmış, tek bir gram oksijen bile ciğerlerine zor doluyordu.

“Burada olmamalısın,” dedi, kelimeler sanki ağızdan değil de yüreğinden çıkıyordu. “Geçmişle yüzleşmem gerek… Sen de bilirsin.”

Gölge biraz daha ilerledi, ama görünmez bir bariyer içinde titredi. Leyla’nın gözlerinin önünde silikleşip, bir an sonra yeniden belirdi. Zaman, onun varlığını bir oyuncağa çevirmişti.

Leyla, omzuna gelen ani bir sarsıntıyla irkildi. Kendi kendine mırıldandı: “Bu… bu sadece bir yansıma. Gerçek değil.”

Ama kusursuz yapılmış holografik bir illüzyonun bile o kadar net hissettiremeyeceği kadar canlıydı Eren’in bakışı. İnsanın içinde kaybolduğu, kaçmaya çalıştıkça daha derinleşen bir girdap gibi.

Sonra teninin tüyleri ürperirken, hafifçe eğildi. Zeminden başlayarak, odanın tüm yüzeylerinde aniden beliren parazitli görüntüler vardı. Leyla bunları daha önce başka zamanlarda da görmüştü; hayatın kırıldığı yerler…"kırık zaman noktaları".

Kalbini sıkıştıran hisle ilerledi. Zamanın katmanları altında gömülü anılarına doğru sürüklendi.

Birdenbire etrafındaki ışıklar titredi, mekanın yüzeyi dalgalanmaya başladı. Kendisini gölge ve neonların dans ettiği, bir zamanlar çok yakın olduğu ama artık yitirilen mekanda buldu. Burası onun zihninin en karanlık köşesi, anıların kıyısıydı.

Yanındaki havada bir solukluk vardı. Leyla, zihninde çakılan kıvılcımlarla, unutulmuş anları yeniden toplamaya zorladı.

*

“Leyla, lütfen dikkat et!”

Genç bir ses, kulaklarında yankılandı.

O an, hafızasının perde arkasından bir siluet belirdi. Görünmeyen bir çocuğun çığlığı gibi ürkütücü.

“Beni dinle. Bu döngü… sadece şehri değil, senin geçmişini de esir alıyor.”

Leyla kendini geri çekti, gözlerindeki donukluk artıyordu. Hafızasında yankılanan ses, çoktan unuttuğu eski bir sırra işaret ediyordu.

Yavaş yavaş beliren o sahneye dikkatle baktı. Gözleri, genç bir kızın büyük bir binanın penceresinden aşağıya baktığı anı yakaladı. Ellerinde kırılan saniyelerin hafif parçaları vardı; az sonra düşecek olan hayatlar gibi kırılgan.

“Burası…” dedi kendi kendine. “Orası… kaybettiklerimin başladığı yer.”

Bu anı, zamanın labirentindeki kaçırdığı bir düğümdü. Kalbinde bulanık bir sıcaklık, derin bir kederle karıştı.

Gözlerini yumdu ve aniden o soğuk, metalik sesle içeriye dolan bir akım gibi düşünceleri birbirine çarptı:

“Neden her döngü aynı yerde, aynı andan başlıyor?”

Cevabı, Leyla’nın bilinç kıyısında, hafızasının unuttuğu bir odada yankılanıyordu. Onun için ipucu bile olabilecek tek şey, o eski binanın içinde saklıydı.

*

Bir kaçış arayışı olarak beyninde hızla filmler gibi kayan geçmiş görüntülerin arasında, birdenbire kendini o eski apartmanın karanlık koridorunda buldu. Duvarlarda taş gibi çatlamış kirli boya vardı. Ay ışığı, pencereden zorla sızıyordu.

Ve o an, duyduğu adımlar aniden durdu.

Leyla arkasına döndü. Kimse yoktu. Ama nefesindeki hırıltı, kalbindeki sıkışma yalan söylüyordu.

“Beni takip eden biri var,” diye düşündü.

Karanlıkta beliren ince bir ışık huzmesi, bir sayfa kadar ince bir zaman kırığına işaret ediyordu. Leyla o kırıklığın içine doğru eğildi.

Bir zamanlar orada yaşananlar elini tutuyor, hafızasını çekiyordu.

*

“Leyla!”

Neon ışıkları arasından yankılanan bu ses, rüzgârın hışırtısına karıştı. Zamanın çelişeği içindeki ufuktan bir figür yükseliyordu. Leyla’nın kalbi sertçe burkuldu.

“Gel, birlikte çözeceğiz,” dedi ses ama o an bir titreme ile birlikte dondurdu zamanı.

Bir yandan geçmişin acı hatıralarıyla savaşırken, diğer yandan artan tehlikenin farkı vardı içinde.

Biliyordu; her an döngü temiz sona erip baştan başlayabilirdi. Ama bu sefer ağır başka bir öğrendiği vardı: geçmişinden silinmiş bir anı, döngüyü kırmanın anahtarıydı.

Ve tam o noktada, Leyla elini uzatırken, zihninin en karanlık köşesinde bir kapı yavaşça aralandı.

Dışarıdan gelen ani ve keskin bir tokmak sesi, yineleyici zamanın şiddetiyle koridor boyunca yankılandı.

Leyla, titreyen elleriyle sessizce yaklaştı. Kapı arkasından gelen o ses, kaderinin kapı tokmağıydı ve ardında kocaman bir bilinmezlik duruyordu…

——— Bir anı, kırık zamanların kapısında dizginleniyor. Yaşanacak gerçekler, en derindeki unutulmuş cevaplarda saklı.

Leyla’nın gözleri kapandı. Bir sonraki adımından önce, hayatı boyunca yanıt aradığı o bilinmezlik, kepenklerin ardından kendisini bekliyordu.

Sonsuz Döngü: Zamanın Tutsağı, geri sayım başladı.

**——— Sonraki sayfada devam edecek...**