Chapter 15
15. Bölüm: Geçmişin Tuzağı
Kapı yavaşça aralandı. Sivri bir metal çatlaması, soğuk hava akımıyla beraber koridora yayıldı. Leyla’nın kalbi çarpmaya devam ediyordu, göğsünde sanki bir demir pres sıkıyordu. Eren’in soğuk ve keskin yüzü, kapının arkasından süzüldü. Gözleri, neon ışıklarının dans ettiği Mega Şehir’in pusuna rağmen, her zamankinden daha tehditkardı.
Tam o anda dünya titredi. Zamandaki kırılma noktaları küçük bir fırtına gibi etraflarında kümelendi. Işıkların huzmeleri parçalandı, zihinleri bıçak gibi kesen bir yankı yükseldi. Leyla, burnuna dolan elektrik kokusunu, kulaklarında neredeyse duyulmaz bir uğultuyu hissetti. Bir anlığına kıyamet koptu sanki.
Eren’in dudaklarından soğuk ve rahatlatıcı bir ses çıktı. “Döngü başladığında hiçbir şey gizli kalmaz, Leyla. Sen de dahil.”
Leyla, kalbindeki buz yığınına her zamankinden daha sert vurdu. Sözcüklerin altında, terazinin bir kefesi devriliyordu — geçmişin o karanlık anı yine ayağa kalkmıştı. Her döngünün ardında, sinsi bir iz bırakmıştı. Ve o iz, onun en derin korkusuydu.
“Beni bırak, Eren,” diye fısıldadı Leyla, sesi titriyordu ama gözlerinde hala inat vardı. “Bu oyun bitti. Zamanı durdurma arzusun, seni sonsuzluğun içinde hapseder.”
Eren’in suratında ince bir alay gülümsemesi belirdi. “Bu oyunu bitirmek… Senin geçmişinle yüzleşmeden mümkün mü sence? O anı, o seçimi tekrar tekrar canlandırmadan?”
Leyla’nın içindeki kasvetli hatıralar bir anda tırmanmaya başladı. Yıllar önce yaptığı o kritik seçim... O karanlık gecede verdiği karar. Eğer o an farklı davransaydı, bu döngü başlamazdı belki.
Ama kaç kere düşündüyse, her seferinde duvara çarptı.
Bir adım daha yaklaştı Eren. “Geçmişin tuzağındasın Leyla. O anı düzeltebileceğine inanıyorsun ama her denemen seni bu sonsuz labirentin içinde daha da sarıyor.”
Leyla çevresine baktı; koridor ışıkları sönüp yanıyor, kafasında binlerce yankı patlıyordu. Burası, Mega Şehir’in unutulmuş, sessiz bir köşesiydi; neredeyse gerçek ile hayal arasında ince bir çizgi.
“Bu döngü… Başlatan benim.” Sözcükler boğazından hırıltılı çıktı. “O gece sakin kalmalıydım. Tehlikeyi fark etmeliydim.”
Eren, sessizce dinledi, nefesini boğmadan. “O an, o seçim… senin zincirinin halkası. Kırmak için oraya gitmek zorundasın.”
Leyla’nın aklı bir an için boşaldı. Kendi düşmanıydı aslında; geçmişindeki korku ve pişmanlık.
“Peki ya orada bulduğum şeyler beni ben yapıyorsa?” diye fısıldadı. “O seçim, sadece bir başlangıç mıydı yoksa tüm hayatımı mahveden bir kader mi?”
Eren göz kırptı, donuk çelik gibi. “Geçmişini değiştirmek imkansız değil Leyla. Ama büyük bir bedeli var. O bedel, kendinde kaybolman.”
Leyla, derin bir nefes aldı. Eliyle başını tutarken, sarsılan bedeninin içindeki buz parçaları çatırdadı. “Bu hatayı düzeltmek mümkün mü?” diye sordu, kelimeler bir fısıltıdan güvensiz bir çığlığa dönerken. “Yoksa sonsuz dönüşün içinde erimek kaçınılmaz mı?”
Eren, arkasındaki kapıyı kapatırken, tonunda hem bir tehdit hem de bilinmez bir umut gizliydi. “Bunu yalnızca zaman gösterecek Leyla. Ama unutma; geçmişin tuzağına düşersen, geri dönüş yok.”
Leyla kapıya kilitlenen tokmanın tıkırtısında kendi kalp atışlarını duydu. Bu döngüyü kırmak için, en karanlık anının kapısına tekrar dokunmak zorundaydı. Ya o kapıyı aralayacak, ya da sonsuza dek kaybolacaktı.
Ve şimdi, büyük soru kafasında yankılanıyordu:
“Geçmişin tuzağından çıkmanın yolu var mı?”
*
——— Sonraki sayfada devam edecek…