NoveliqaSonsuz Döngü: Zamanın Tutsağı / Zamana Karşı Yarış :0%
Log in

Chapter 14

Zamana Karşı Yarış

Leyla’nın yüreği, göğsünde hızla yükselen bir bomba gibi titrediyse de düşünmek için tek bir saniye bile yoktu. Omzundaki o keskin dokunuşun ardından gözlerini araladığında karşısında beliren yüz, şehir ışıklarının neon pembesiyle aydınlanmış, soğuk bakışlarla ona kilitlenmişti: Eren Demir.

"Burada ne arıyorsun?" diye fısıldadı Leyla, kelimeler garip bir soğuklukla ağzının içinden süzülüyordu. Yüzündeki gerginlik, yılların aktığı anları içinde eritiyordu. Eren ise sadece gülümsedi; bu gülümseme, onun zamana hükmetme arzusunun karanlık yansıması gibi soğuktu.

"Selam Leyla, biraz zamana ihtiyacım var," dedi Eren, sesi hafifçe titrerken hırs doluydu.

Leyla bir adım geri çekildi. 'İhanetin eşiği’ deyiminin tam ortasındaydı. Şimdi onu durdurmak için ne varsa yapmalıydı.

Gözleri etrafa savruldu; karmaşık devrelerle dolu, titreşen hologram ekranlar, şehir haritası, zaman döngüsünü kırmanın ipuçları... Hepsi biraz önceki sessizlikten sonra yeniden canlanmaya başladı. Leyla'nın zihninde kaydı; her saniye, her adım büyük bir risk taşıyordu.

"Zamanı durduramayız," dedi Leyla, patlamak üzere olan bir volkan misali. "Ama döngüyü kırabiliriz. Biliyorum nasıl."

Eren’in kaşları hafifçe kalktı, kendi gücüne olan inancı çıplak bir silah gibi parıldıyordu. "Biliyorsan neden hala burada, Leyla? Neden peşindeyim hâlâ?"

Leyla gözlerini kısarak cevap verdi: "Çünkü bu döngüyü bitirip şehirde özgürlük için son çiviyi çakmak istiyorum. Senin ölümsüzlüğün, bizim acımız değil."

Eren’in yüzü gölgeye büründü. Ellerini cebine soktu, elleri titriyordu, ama yüzündeki ifade katıydı.

"Yalancı," dedi. "Bu döngü benim, Leyla. Her dönük saniye benim tahta yükselişim, benim geleceğim. Kırılamaz, yani senin değil. Ve ben seni izliyorum; ne zaman hamle yapacağını biliyorum."

Leyla içinden, bir daha asla zamanı geri alamayacağını haykıran bir çocuk gibi ağlıyordu. Ama kamçılanan bir cesaret vardı içinde, kalbinin en derin kıvrımlarında saklı. Döngünün gizemini çözmek için saatle yarışıyordu artık.

"Neredeyse zaman baştan başlayacak," dedi Leyla, nefesini derin aldı. "Ve sana güvenmiyorum."

Eren adımlarını Leyla’ya doğru sıklaştırdı. "Ama ben zamanı şekillendiriyorum. Saat çalışıyor, Leyla. Her saniye, her vuruş... döngü benden güç alıyor."

Leyla derin bir nefesle, ufak bir cihaz çıkarıp eline aldı. Ekranında, kırılmak üzere olan zaman döngüsünün grafiği kırmızı renkte çırpınıyordu. Çatlamaya yüz tutmuş bir buz tabakası gibi her an parçalanabilirdi ama aynı zamanda daha da sağlamlaşıyor gibiydi.

"Döngü kırılmalı," dedi Leyla, "ya da içinde kaybolacağız."

Eren’in yüzünde bir oyunbazlık belirdi. "Sen kırmaya çalışırken beni güçlendiriyorsun Leyla. Her saniye, her hamlen, beni büyütüyor. Zamanın seni yuttuğunu görmeye hazır mısın?"

Leyla, ışığın dar penceresinden sokulan güneş ışığı gibi kalın kırmızı halatlar arasında sıkışmıştı. Zaman elinden kayıyordu. Avuçlarında tuttuğu cihaz ufak bir titreşim yolladı. Bir ses koptu.

“Döngü güçleniyor...” Leyla’nın dudaklarından çıkan kelimeler belirsizdi ama gerçekti.

Eren hızla yaklaştı. Ellerini Leyla’nın bileğine koydu. "Zamanı durduramazsın Leyla. O seni durduracak," dedi ve bunu söylerken, gözlerinin derinliklerinde bir maziden gelen hüzün vardı ama altında sonsuz bir kibir barındırıyordu.

Leyla'nın kalp atışı hızlandı. Zamanın içinde sıkışmış, kendi döngüsünde hapsolmuştu—ama yine de ayakta duruyordu.

Tam o anda, koridorun sonunda, metal kapıya sert bir vuruş sesi yankılandı. İkisi de dondu, nefesleri daraldı.

Leyla döndü. Kapı açılmak üzereydi.

Ve o an, dünyadaki tüm zaman parçalanmaya başladı.

*

——— Sonraki sayfada devam edecek…