NoveliqaSon Şafak: Kıyametin Kıyısında / Ölülerin Sessizliği :0%
Log in

Chapter 9

Ölülerin Sessizliği

Kapı sertçe kapanırken, Aras’ın kalbi boğazında attı. Mira’nın o anlamsız, sır dolu gülümsemesi zihninde yankılanıyordu; sanki içinde gizli bir kin, kurduğu bir tuzak vardı. Havanın nemi, içerdeki karanlığı daha da ağırlaştırıyordu. Gölgeler, odayı yavaş yavaş kemirirken Aras, en derinden gelen bir rahatsızlık hissetti.

Kamp sessizleşmişti. Uzun zamandır duyulmayan bir tür esrarengiz sükunet. Herkes, neredeyse büyülenmiş gibi etrafa bakıyordu. İnce bir titreşim, sivrisineklerin vızıldaması arasından yükseldi ve ardından boğazlara çöken bir hırıltı salındı.

“Biri hasta…” diye fısıldadı Selen, Aras’ın hemen yanındaki genç kadın. Gözleri korkuyla doluydu, sesi neredeyse kırılıyordu. O an, herkesin varlığını hiçe sayan bir çığlık patladı: kampın dışında, karanlığın kıyısında birilerinin boğazı kesiliyordu adeta.

Aras koşmaya başladı. Ayaklarının altında, çıtırdayan kuru yapraklar ve kırık camın keskinliği hissediliyordu. Adımları zorluyordu, ama o, hiçbir şeyi önemsemiyordu. Sesin kaynağını bulmalıydı.

Bir çıtırtı, bir anlığına kanat çırpması gibi geldi kulağına. O an, aniden yerde kıvranan bir adamın bedenine takıldı gözleri. Yüzü kül rengi olmuş, gözleri kanlı ve donuktu. Kolları acı içinde kasılıyordu. Nefes almakta zorlanıyor, acıyla titriyordu.

“Ne oldu sana?” diye bağırdı Aras, adamın yanına çöktü.

“Virüs... virüs bulaştı…” adamın sesi hırıltılıydı, kelimeler boğuk çıkıyordu. “İçimizden biri... dışımızdan biri... Doktor... hemen yardım et...” Ellerini Aras’ın koluna sıkıca yapıştırdı. Gözleri donuk ve umutsuzdu. Aras, teninde buz gibi bir soğukluk hissetti. Bu yavaşça içinde büyüyen bir fırtına gibiydi.

Kampa dönmek zorundaydı. Her saniye daha fazla kişi hasta oluyordu. Sağlık çadırını açtı, içine çekildiği kalabalık, gürültü ve panik içindeydi. Aras çevresine göz gezdirdi; cılız nefes alanlar, diz çöküp yere kapaklananlar vardı. Sesler, hırıltılar ve çaresizlik bir araya gelmişti.

“Ne bulaştı size?” dedi boğuk, kararlı sesiyle.

Bir hemşire, hızla yaklaştı yanına, yüzü solgun, terli. “Bilmiyoruz. Ama bulaşıcı ve ölümcül… Hızla yayılıyor. Belirtiler DNA’da garip değişiklikler başlattı.”

Aras’ta bir kargaşa yükseldi. DNA değiştiren bir virüs... Bu işin boyutu çok daha büyük ve korkunç demekti. Mira’nın bakışları aklına geldi. Bu onun işi olabilir miydi? O sır dolu gülümsemenin arkasında böyle bir plan mı gizliydi?

Kampın lideri olarak hareket etmeliydi; buna izin veremezdi.

“Dışarıda kim vardı? Son temaslar kimlerle oldu?” diye sordu hızlıca.

Hemşire hızlıca listeledi: “Kampın kuzey tarafında avcılar… Onlar en son hasta olanlar. Kendilerini kontrol etmeye çalıştılar ama…”

Aras kaşlarını çattı. Kendi etrafındaki güvenlik zincirini yeniden örmesi gerektiğini anladı. Virüs, bir salgın olmaktan öte, insanın en temel yapısını, genetik kimliğini tehdit ediyordu.

Bir an duraksadı ve kendi avuç içlerine baktı. Parmaklarını açarken garip bir his yayıldı; sanki kendi vücudunda da küçük, görünmez bir savaş başlıyordu. Vücudunun içinde bir şeyler değişiyordu ama ne olduğunu bilmiyordu henüz.

“İzole edelim hasta olanları...” dedi sessizce. “Ama önce bir şey anlamalıyız. Mira... Mira bu işte varsa, planı daha büyük, daha karmaşık.”

Tek başına kaldığında, çadırın köşesine çekildi. Karanlık altında yüzünde çizgiler beliriyordu; yorgunluk ve endişe aynı anda savaş halindeydi. Virüsün ne olduğunu, kaynağını, nasıl durdurulacağını bulmalıydı. Çünkü bu, artık sadece kampa değil, insanlığa dair son sınavdı.

Birden, bileklerindeki hafif yanmayı fark etti. Kollarını sıktı, tırnakları derisine derine gömülmüştü. O an anladı: Virüs, insan DNA’sını hedef alıyordu ama bunun ötesinde, içinde yatan sırrı avlamaya çalışıyordu. O sırrı kontrol eden kişi dünyanın geleceğini şekillendirebilirdi.

Hamle yapmalıydı. Ama ne kadar zamanları vardı?

Kapı yavaşça aralandı. Göz göze geldiği kişi… hiç beklemediği biriydi.

“Hemen bana yardım et, Aras,” dedi o kişi, sesi titrek ama kararlıyken. “Yoksa hepsi… hepsi ölecek.”

Ve Aras, o an anladı gerçek kabusun başladığını.

---

[Devam edecek...]