NoveliqaSon Şafak: Kıyametin Kıyısında / Sırların Sıcağı :0%
Log in

Chapter 6

Sırların Sıcağı

6. Bölüm Sırların Sıcağı

Kapı, sarsıcı bir hırçınlıkla aralandı. Aras’ın ciğerlerinden yükselen nefes, donuk bir göl gibi duran sessizliğin içine düştü. Soğuk metalin kenarından esen rüzgâr, karanlığı örten toz bulutunu kıpırdattı. Gözleri karanlıkta aniden bir şekil aradı.

“Içeri girebilirim,” dedi ince bir ses, kırık camın keskinliği gibi keskin ve titrek.

Aras, kalbi boğazında, adımlarını geri çekti. Kıyametin harabeleri içinde bile adım atan tek insanın canhıraş kendisi olduğunu düşünürken, karşısındaki kişinin öyle sarsılmaz bir havayla söylemesi tuhaftı.

Ay ışığı, ıssız odanın nemli duvarlarına çizgiler bırakırken, kapı tamamen açıldı. Kadın silueti, yarım yamalak yanan lambanın solgun ışığında beliriyordu: Mira.

“Beni bekliyordun. Ya da en azından gelmemi istedin...” dudakları kıvrıldı, ta ki Aras’ın sarsılan omuzlarını fark edene kadar. Gözlerinde gizli bir zafer, ancak Aras’ın içinde patlayan o yeni, korkutucu güç karşısında titrek oldu.

“Ne istiyorsun benden, Mira?” diye sordu Aras, sesindeki titreme saklanamayacak kadar belirgindi. Kendi ellerine baktı; bir an önce kaçmak istediği o his, içini tamamen sarmaya başlamıştı.

Mira, adımlarını sessizce odaya doğru attı. “Seni susturmak değil, paylaşmak istiyorum. O gücü, seninle... İnsanlık için ya da yeniden doğan dünya için.”

Aras’ın kalbinde bir sızı belirdi. “Bu güç, insanlığın son ışığı olabilir. Ama aynı zamanda yıkımın kapısı.”

İçinden yükselen bir sıcaklık, damarlarında volkanın lavı gibi akmaya başladı. Parmaklarının ucunda hissettiği o ilk kıvılcım, artık büyüyordu - kontrolden çıkmak üzereydi. Bir an gözlerini kapattı, sanki tüm dünyayı bastırmak istercesine.

Mira’nın yüzündeki ifadeyi anlamaya çalıştı. Acaba bu kadının niyeti, kendi yıkımı mıydı? Yoksa insanlığı yok etmenin yeni bir tür kapağı mı?

“Bana teslim et, Aras. Sen değil, ben dünyayı yönetmeliyim. Kaosun gerçek efendisi...” Mira adım attı, ağırlığı odanın havasını değiştirdi.

Birden Aras’ın elleri titredi; tahtadaki eski kitap yığınları, kıvılcımlarını saçan bir yıldırım misali havaya fırladı. Lambaların camı çatladı, çıtır çıtır sesler odada yankılandı.

“Neler oluyor?” Mira, gözlerini kısıp geriye çekildi.

Aras, için için büyüyen o sıcaklığa direnmeye çalıştı. Gözbebekleri kara açılmıştı, ışıldıyor gibi. Ellerini yumruk yaptı. “Ben... Bu gücü kontrol etmeye çalışıyorum...”

Ama sıcaklık, bir sel gibi taştı. Odanın duvarlarından kablolar eriyip erimiş plastik damlamaya başladı. Aras’ın nefesi hızlandı; yutkunamaz oldu, kalbi göğsüne sığmadı.

Ellerinin arasında, görkemli bir enerji topu şekillenmeye başladı. Rengi değişiyor, sarıdan maviye, mordan kırmızıya geçiyordu. Ateşin sesi, odanın sessizliğine karıştı.

“Aa... Korkuyor musun?” Mira’nın sesinde artık alay değil, kaygı vardı.

Ama Aras’ın umurunda değildi. Kontrolünden çıkan güç, duvarları titretiyor, ayaklarının altındaki tahtayı çatlatıyordu.

Bir an duraksadı, kendine meydan okurdu adeta.

Bu sıcaklık... Bu şiddet içindeki enerji, dünyayı baştan yaratacak mıydı? Yoksa her şeyi yok edecek mi?

Bir parmak hareketiyle enerji saçıldı; hemen ardından duvarın bir köşesi patladı, enkaz ve toz bulutu etrafa yayıldı.

Aras dizlerinin üzerine çöktü; düşündüğünden çok daha fazla güç vardı içinde. Ve o güç, kontrol edilemez bir biçimde büyüyordu.

Mira, bir an korkuyla ona baktı, sonra kararlı bir şekilde cebinden küçük bir cihaz çıkardı. “Bu... seni durdurabilir. Ama ikimizden biri bununla beraber yok olacak.”

Aras gözlerini ona dikti, yüreğindeki buz kırılıyordu. “Sen alt edeceğime... Bu sadece benim sırrım, Mira.”

Ve tam o anda...

Enerji topu, kontrol dışı bir patlamaya dönüştü; odanın sınırlarını zorlayan bir ışık seliyle...

Her şeyi...

Her şeyi yutacakmış gibi patlamaya başladı.

Kapı ardına kadar açılmıştı, Mira'nın soğuk bakışları Aras’ın içindeki fırtınaya kilitlenmişti. İkisi arasında geçen sessiz savaşın sesi, kıyametin gölgesinde yankılanıyordu.

Ve o an, dünya suskun kaldı. Sessizliğin içinde yanan o ateş, kıyametin kalbinde... yeni bir şafak ya da sonsuz bir karanlık vaat ediyordu.

---

[Son.]