NoveliqaSon Şafak: Kıyametin Kıyısında / Karanlık Vaatler :0%
Log in

Chapter 5

Karanlık Vaatler

Kapı o gece, taş duvarlar arasında inceden bir tını bırakarak kapandı. Aras’ın göğsünde bir yumruk gibi tekledi kalp atışları. Bir an sessizlik çöktü; nefeslerinin sessizliği, üzerlerine sinsice yayılmaya başladı.

Deniz’in gözleri, karanlığın içinde kırmızı kıvılcımlar gibi yanıyordu. Her kas hareketi, Aras’ın içindeki buz gibi korkunun buz dağını biraz daha yükseltti. Sarsıntılar ardı ardına geliyordu, ama asıl şoku henüz bilmiyordu.

“Sen mi geldin?” diye fısıldadı Aras, sesi neredeyse havada kaybolup gidecek kadar inceydi. Yutan bir boğazla, “Burada ne işin var?”

Deniz, gölgesini uzatan siluetinde hafifçe başını salladı. Cevap yerine, cebinden küçük bir cihaz çıkardı. Karanlıkta parıldayan kırmızı düğmeye dokundu. Cihazdan çıkan ses, odayı aniden doldurdu.

“Hayatlarının son sahnesine hoş geldin.” Ses, monoton, soğuk ve acımasızdı.

Ve o anda, duvarın karşısında, eskiden üzerine tüyler ürperten eski bir projektör açıldı. Sisli havada, eski bir harita belirdi. Dünyanın üzerinde çizgiler, noktalar, kırmızı işaretlerle yeni bir oyun kuruluyordu. Mira’nın soğuk aklı burada baş gösteriyordu.

Deniz’in tonundaki keskinlik, yatağın kenarından titreyerek kalkan Aras’ı yerinden oynamaya zorladı.

“Biliyorsan bile, kabul etmek zorunda kalacaksın. Dünya... düzenin babası olmaya hazırım,” dedi Deniz, gözlerinin içindeki parlaklık kopkoyu karanlıkta yıldız gibiydi.

Aras gözüne inanamadı.

Mira—hayatın kasvetli perdesini aralayan o kadının ismi, hafızasında yavaşça yankılanıyordu. Bir zamanlar dost, şimdi felaketin soğuk yüzüydü.

“Hile yapıyorsun,” dedi Aras, avuçlarını yumruk yaparak. “Bu çatışma, kaçacak delik aramanın değil. İnsanlık dinlemeyecek senin saçmalıklarını.”

Deniz’in dudaklarında alaycı bir tebessüm yayıldı.

"İnsanlık, senin hayaletlerinle değil, benim karanlık vaatlerimle yeniden şekillenecek.” Sesi fısıltıyla dalgalandı. “Kaotik bir düzen, onu ancak böyle dizayn edebilirim.”

Aras, zihninde parçalanan umutları toplarken gözleri etrafındaki odaya kaydı. Her köşe, her gölge Mira’nın sinirli zekasının ipuçlarıyla doluydu.

Deniz’in eli cebindeydi, diğer eliyle cihazdaki başka bir butona bastı.

“Ve şimdi... seni arıyorum,” dedi.

Yere doğru düşen ışık, Aras’ın yüz hatlarında kabusu yavaşça şekillendiriyordu. Kalbindeki sırrın ağırlığı adeta omuzlarına külhanbeyi gibi çökmüştü.

Bir yandan Mira’nın monoton sesi, diğer yandan uzaklardan gelen silah sesleri birleşiyordu. Arkada örselenmiş şehir, onun parçalanmış labirenti, cehenneminden kurtulacak son umut bu adamın omuzlarındaydı.

Deniz’in karanlık vaatleri gölgesine düştükçe, Aras’ın aklında tek bir soru yankılandı: “Beni bulacaklar mı? Ve eğer bulurlarsa... dünya gerçekten bitecek miydi?”

Bir adım ileri çıktı Aras, yüreğinde kıyametin soğuk nefesini hissederek.

Tam o anda, dış kapıda güçlü bir tıklama duyuldu.

Başka biri geliyor muydu?

Karanlığın içinde öfkeli bir sessizlik yankılandı.

Ve kapı… yavaşça açılmak üzereydi.