Chapter 2
Aras’ın kalbi göğsünde hırçın bir davul gibi çarparken, dış kapıdan yükselen sesin yankısı koridoru sarmıştı. Havada nemli, pas kokusuyla karışık kirli bir metal tadı vardı. Dudakları kurumuş, elleri hafifçe titriyordu; nefesi boğuk ve kesik kesikti. Gözleri, karanlıkta parıldayan ufak bir hareketi arıyordu ama karşılaşılan sessizlik içinde sadece kalbinin hızı vardı.
Her adımın sanki zırhına işleyen bir çelik gibi geldi. O an, yeryüzünde gökyüzünden daha karanlık bir sır saklandığını hissediyordu. Sessizlik, bir bomba gibi patlamak üzereydi.
"Kim o?" diye fısıldadı Aras, kendi nefesinden başka hiçbir şey duyulmayan dar koridorda.
Adımlar durmuştu dış kapıda. Aras’ın başı arkasına dönüp, karanlığın içinde beliren soluk ışığa baktı. Gözlerini kısarak şekil almaya çalışan siluette bir kadın vardı. Vücudu mücadele izleriyle doluydu, ama o hareket ettiği her anda yüksek bir güven ve kıvraklık yayıyordu.
“Kimsin sen?” Aras yine sordu, bu sefer sesi sertleşmiş, ama içinde beliren bir tanıma karışmıştı.
Kadın ağır adımlarla içeriye girdi. Gözlerindeki ateş, kıyametin sonunda bile tükenmeyen bir yıkım işaretiydi.
“Ben Mira,” dedi, sesi soğuk ve keskinti. “Ve sen sahip olduğun sırrı anlamaya daha yaklaştın.”
Aras’ın kalbi sıkıştı. Mira Varlıer… O isim yıllardır duyduğu ama yüzleşmekten kaçtığı bir hayaletten farksızdı.
Bir an için zaman durdu. Aras, Mira’nın varlığıyla birlikte gizlendiği karanlığın derinliklerinde dolaşan anıları kovaladı. Eski deney odaları, kan lekeleri, bozulmuş makineler…
Ellerini cebinden çıkardı, titreyerek eski bir dosya aldı. Kenarları sararmış, içinde yıpranmış kağıtlar vardı. Mira’nın adını arıyordu. Dosyanın başında, el yazısıyla yazılmış notlar vardı: “Gölgede Kalan Deney: Operasyon Mira - Taşınamaz Güç”.
Aras’ın gözleri büyüdü. Bu deneyi duyup unuttuğunu sanıyordu. Ancak Mira, onun karanlık geçmişine açılan kapının adıydı. Kendi ruhunun en derin köşelerinde saklanan, patlayıcı gerçekler…
Nephele'nin hapishanesinde yapılan deneyi, sayısız başarısızlığı, insanların yavaşça paramparça olduğu o korkunç günleri düşündü.
“Bunu sen mi yönettin?” diye fısıldadı Aras, gözlerini kırpamayacak kadar donuk.
Mira sinsi bir gülümsedi, ama gözlerinde kıvılcımlar vardı.
“Başarı için her şey feda edilir. Senin sırrın, benim ölümsüzlüğümün anahtarı. Şimdi, bunu nasıl kullanacağını göreceğiz.”
Aras’ın nefesi kesildi. Mira’nın gücü, karanlığın içinde büyüyordu. İp uçları, gizemli deneyin sadece başlangıcıydı. Ve şimdi, Aras’ın karşısında, hayatını değiştirecek zifiri bir seçim duruyordu.
Dış kapı tekrar çarptığında, Aras ne yapacağını bilmiyordu. Kalbindeki sır, Mira’nın varlığıyla alev almıştı.
Ve o sırda, kıyametin son ışığı yavaşça sönüyordu.
––––––––––––––––––––––
Dış kapının ardından gelen sessiz bir fısıltı, Aras’ın dikkatini dağıttı. Mira’nın ismi, karanlıkta parlayan tek deniz feneriydi.
Bu gece, gölgede kalan deney, büyük sırrını bir kez daha ortaya çıkaracaktı.
Ama kim bilebilirdi, asıl karanlığın nereden türediğini?