NoveliqaSeviye Atlayan Karanlık / Sistemden Gelen Mesaj :0%
Log in

Chapter 9

Sistemden Gelen Mesaj

Buz gibi bir sessizlik çökmüştü o anda odaya. Gözlerim karanlıkla dans eden o siluete kilitlenmişti. “Eren...” diye mırıldandı yeniden, aynı o sessiz kılıcın ve gölgelerin arasından fısıltı gibi yayılan ses.

Kalbim, göğsümün içinde hızlıca çarpıyor, ellerim istemsizce titriyordu. Ne bir aydınlık, ne bir nefes. Sadece o kelime… Ve yüzü görünmeyen hayatın soğuk nefesi.

Adımladığı karanlık havada, yerle gök arasında sıkışmış bir soru gibi duruyordu bu ses. Yine de tanıdık. İçimde bir yerlerde sürekli yankılanan o ses. Yaprak hışırtısı, yağmur sonrası toprak kokusu, hatırlanamayan eski bir melodi gibi.

Bir adım attı içeri, gölgesi duvarda asılı duran siluetimden uzun, keskin çizgilerle düştü. Sanki benim çözemediğim o karmaşık dünyanın sırlarını taşıyor gibiydi. “Seni izledim…” dedi, ama sessizliğin altında başka anlamlar bıraktı.

“Neden...?” diye fısıldadım, sesi neredeyse kırılırken. “Kim...?”

O an, zaman durdu. Ağırlığı bıçak kadar keskin kelimelerle çözülmek istiyor gibiydi, yıldızlardan uzak sonsuzluk kadar derin bir gizem.

Gölge, yavaşça ileriye doğru kaydı. Sol gözünün altında, geceyi delip geçen sızılar gibi ince küçük çizgiler vardı. “Ben, senin… başlangıcındayım, Eren.”

Nefesimi tuttum. Başlangıç?

Sistemin sesi kulaklarımda yankılandı ama şimdi gölge konuşuyordu. Ya da o renkli parlaklık, sistemden yükselen bir yankı mıydı?

“Eren Demir, sen... eski varlığın çağrısısın. Bilincin derinliklerinde saklı sırların kapısını açmakla yükümlüsün.”

Kelimeler, kelimesi kelimesine bir kılıcın keskinliğiyle dalga dalga yayıldı beynime. Eski varlık. O terim, zihnimde parıldayan bir yıldız gibi değil, aksine ağır bir taş gibi göğsüme oturdu.

“Peki o varlık kim?” diye ısrar ettim, ellerim yumruk oldu, parmak uçlarım ağrıyana kadar bastırdı.

“Bu, zamanın ötesinde akıp giden bir varlık. Ne tamamen insan, ne tamamen şey... Senin içindeki karanlığın kaynağı.” Gözleri, görünmeyen bir alevle güldü. “Ve sadece seni seçti çünkü sen, onun yükünü taşıyabilecek tek kişi.”

Birden, dünya etrafımda titreşti. Zemin, şehir, hatta bedenim; hepsi sarsıldı ve beni yok etmek istercesine içimde patlayan bir enerjiyle kuşatıldı.

Yutkunamadım. O an korkudan değil, gereksiz tüm soruların ve cevapların ağırlığından nefes alamıyordum.

“Yani,” diye boğuk bir sesle devam ettim, “ben... sadece bir avcı değilim. İçimde hem kurt, hem av, hem de... karanlık bir miras taşıyorum.”

Gölge, alnında hafif bir kırışıklıkla başını salladı. “Ve bu miras, seni inanılmaz güçlere, aynı zamanda ağır bedellere götürecek.”

O anda, donuk bir ışık pencereden içeri sızdı. Toz zerrecikleri havada dans ederken, gölgenin silueti aniden şekil değiştirmeye başladı. Bir an kendi yansıma mı, yoksa başka bir şey mi diye tereddüt ettim.

“Beni neden seçti?” diye sordum son kez, kalbimde yükselen alevle.

Cevap vermeden önce, eli cebinden çıkardığı küçük, eski bir anahtarı gösterdi. Anahtarın dişleri, sıradan hiçbir kapıya uymayacak kadar karmaşıktı. Parlaklığı, içinde gizli bir dünyaya açılan kapının vaadini taşıyordu.

“Çünkü sen, bu karmaşanın ortasında ışık ve karanlığın birleştiği noktadasın. Ve bu dengeyi bozarsan, her şey çöker.”

Tam o anda, kapı tekrar aralanıp karanlık koridorun derinliklerinden uğursuz bir rüzgâr esti. Gölge geri çekilirken sözcükleri son bir fısıltı olarak yankılandı:

“Unutma, Eren... her seçim bir yük, her yük bir savaş demek.”

Ve yok oldu.

Geride sadece eski anahtar, soğuk bir esintiyle titreyen parmaklarım ve zihnimi kemiren daha büyük bir bilinmezlik kaldı.

Elimdeki anahtara bakarken, artık geriye dönüş olmadığını biliyordum.

Bir varlık beni seçmişti.

Ama kimdi bu eski varlık?

Ve neden sadece ben?

Karanlıkta parıldayan o gizemli kapının ardında, cevaplar nefesimi kesmeye hazırdı.

Ancak ilk adımı atmak için, önce kendi karanlık yanımla yüzleşmeliydim.

Kalbimde yeni bir ateş yanıyordu.

Ve ben, artık sıradan bir avcı değildim...

Kapı tamamıyla kapandı.

---

Dışarıda rüzgâr uğulduyordu.

Uzaklarda biri adımı fısıldadı.

Ama ben şimdi sadece bir sorunun tam ortasındaydım:

Eski varlık kimdi?

Ve neden beni seçmişti?