NoveliqaSeviye Atlayan Karanlık / İhanetin İpucu :0%
Log in

Chapter 5

İhanetin İpucu

5. Bölüm İhanetin İpucu

Eren’in ciğerlerinde yanar gibi kıvranan o yeni güç, nefes almasını zorlaştırıyordu. Avcı Derneği’nin tozlu salonunda, eski püskü sandalyelerden birine yaslandı. Gücün getirdiği ağırlık, terli avuçlarında ezici bir baskı yaratıyordu. Her şey değişmişti; artık basit bir avcı değildi. Karanlığın kıyısında yürüyordu ve adımlarının ardında yeni bir fırtına uyanıyordu.

Hafifçe başını kaldırırken gözleri salondaki gölgede hareket eden küçük şekillerin peşine takıldı. Avcılar, kendi aralarında fısıldaşıyor; bakışları arasındaki gerginlik, ortamdaki havayı daha da kalınlaştırıyordu. Soğuk bir rüzgâr gibi, içini ürperten bir şeyler vardı. Eren, o anın ağırlığını kalbinde hissetti.

“Bir şeylerin ters gittiğini hissediyorsun, değil mi?” Yanında beliren Dernek Görevlisi Serhat’ın sarkastik sesi, sessizliği yırtırcasına yankılandı.

Eren, göz ucuyla Serhat’a baktı. Kaşlarını çatmıştı, sesi normalden sert çıkıyordu: “Evet. Birileri burada sır saklıyor ve bu sır, bizim en büyük düşmanımız olabilir.”

Serhat, kimseye göstermeden etrafını kolaçan etti. “Sözünü ettiğin bu ‘birileri’ kim olabilir? Avcı Derneği içinde kim zayıf halka, kim hain?”

Eren’in derin bir nefes alıp kararlı bakışlarını Serhat’ın gözlerine diktiği an, salonun diğer ucundaki hareketlenme dikkatini çekti. Bir grup avcı fısıldaşıp hızlıca uzaklaştı, ancak hareketlerindeki gerginlik ve acele, Eren’in şüphelerini doğrular gibiydi.

İçini saran rahatsızlık, midesinde ince bir yumru belirdi. Duyduğu şüphe, sadece isimler ya da yüzler değildi. Avcılar arasında dolaşan gizli bir tokalaşmaya, belki de kirli bir anlaşmaya işaret ediyordu.

Eren, ayağa kalktı. Parlak ışıklar altında yüzü kasvetliydi. “Bunun üstüne gitmemiz gerek. Eğer bunun içinde Murat Kaan varsa, sadece bize değil, tüm şehre de zarar verebilir.”

Serhat, tereddütle başını salladı. “Murat Kaan... Onunla bir süredir sessiz bir anlaşma var. Büyük güç peşinde, biz de bir yerde oyuncak gibiyiz.”

Eren’in kalbindeki ateş alevlendi. “Biz oyuncak olmayacağız.”

Dernek koridorlarında sessiz adımlarla ilerlerken, Eren etrafına daha dikkatli bakmaya başladı. Karanlık köşeler, boş odalar, tavandaki soluk ışık huzmeleri… Hepsi birer ipucu gibiydi. Her geçişte kalp atışları hızlandı, çünkü izler onu daha derinlere, kendi karanlığının merkezine doğru çekiyordu.

Bir kapının aralığından süzülen fısıltı, Eren’in tüm dikkatini çekti. Adeta dinlemek için durdu; kelimelerin çoğu anlaşılmazdı, ancak birkaç isim netti: “...Murat... ihanet... plan yapıyorlar...”

Adımlarını sessizce hızlandırdı ve odaya yaklaştı. Kapının hemen kenarından bir gölge çıktı; yüzü kapüşonun altında saklıydı. Gölge, Eren’i fark etmişti ama kaçmadı.

Eren, karanlıkta kalan o kişiye doğru adım attı, dudağından sessiz bir soru düştü: “Bize ihanet edenlerin peşinde misin?”

Kapüşonlu figür, ince bir gülümsemeyle karşılık verdi. “Peşinde olduğun kişi, düşündüğünden çok daha yakında.”

O sözler, Eren’in kulaklarında yankılanırken kapıya aniden sert bir tıklama sesi geldi. Kalbi göğsüne sıkıştı; başkaları da oradaydı.

Gece karanlığının içinden yükselen bu ihanetin arkasında kim ya da ne olabilir?

Ve Eren’in adımları, geri dönülemez bir yola çoktan girmişti...