Chapter 14
Kapı, daracık koridorun karanlık çemberinde ağır ağır açılırken, likit bir sessizlik odanın üzerine çökmüştü. Eren, sol yanını sıyıran paslı metalin soğuk dokusunu hissetti. Gözlerini yavaşça karanlığın içine çevirdi; içeride solgun bir ışık saçan eski bir ekranın mavi alevi, karanlık sırların iyice belirginleşmesini sağlıyordu.
Nefesi kesildi. Odanın tam ortasında, yıllardır saklanan bir dosya yığınıydı. Sararmış sayfalar, kenarları eski yangın izleriyle kavrulmuş, ağır bir zaman tanıklığı ile duruyordu. Eren’in avuçları terlemeye başladı. Her bir dosya, ailesinin yok oluşuna açılan kapıydı.
“Bu... Bu ne?” diye fısıldadı Eren, sesinin çatırdayan hâlinin farkında olmadan. Parmakları dosyaların arasına kaymaya başladı.
Bir adım attı, ardından bir titreşim hissetti. Kalp ritmi aniden hızlandı, kulaklarından kanın dingin sesi taşmaya başladı. Göğsü sıkıştı, içindeki uzun süre yanan öfke lav gibi patlamak üzereydi.
Dosyalardan birini açtı. Üstünde “Demir Ailesi - Dosya #7” yazıyordu. Fotoğraflar, tarih dökümanları, notlar... Aniden en alt sayfada, tanıdık bir isimle karşılaştı: Murat Kaan.
Eren’in parmakları terden kaydı, sayfayı sertçe kapattı. Nefesini tuttu, sonra yavaş yavaş salıverdi.
“Nasıl olabilir?” diye kükredi kendi kendine.
Arkada bir gölge kıpırdadı.
“Bekliyordun anlaşılan,” dedi dışarıdan tanınan, soğuk ve acı dolu bir sesle. Murat Kaan çıkıverdi kapının karanlığından, gözleri alev alev parıldıyordu. “Ailenin geçmişi, benim karanlık defterimde bir süreç.”
Eren geri çekildi, ama dizleri bilinmez bir güçle yerine kilitlenmiş gibiydi. “Sen... Neden? Neden onları öldürdün?”
Murat soğukça gülümsedi. “Ölüm? Hayır. Sadece onları kendi planlarımın bir parçası yaptım. Ailen, düşündüğünden çok daha derin bir sır taşıyordu. Ve ben o sırrı çözüp kullanmak zorundaydım.”
Çıkış yolu kapandı. Eren, kalbindeki karanlık korku ile zihnindeki yüzlerce soru arasında kaldı.
“Sen... Sen buraya nasıl girdin? Daha da önemlisi...” Eren yutkundu. “Ailem... Onların ölümüyle senin aranda bir bağ mı var?”
Murat, adımlarını yavaşça Eren’in üzerine doğru çekti. “İşte tam da bu yüzden buradayım. Çünkü güç dengeleri değişiyor. Senin ‘seviye atlaman’, beni rahatsız ediyor. Eğer sen yükselirsen, benim planlarım tehlikeye girer. Ama bir gerçek var ki, seni asıl korkutması gereken: Ailenin ölümü, sandığından çok daha büyük bir oyun.”
Eren gözlerini kırpıştırdı, içindeki soğuk alev biraz daha büyüdü. Ellerini yumruk yaptı, tırnakları avuçlarına battı.
“Murat, ben bu oyunu bozacağım. Ve bana yalanlarla geldiğin bu oyunda kaybedecek olan sensin.”
Murat, sessizce başını salladı ve bir adım geriye çekildi. “Göreceğiz, Eren Demir. Gerçekler seni yutmadan önce, ben seni yutarım.”
Eren’nin suratı karanlık bir gölgeyle kaplanırken, odayı sardığı derin sessizliğe bir çarpma sesi karıştı—uzaktan, çok uzaktan...
Birden kapının kenarından zayıf, ama kesin bir tokat sesi duyuldu. Kapı hafifçe titredi.
Eren, derin nefesler alarak kapıya yöneldi.
Ama... kapı arkasında bekleyenin kim olduğunu düşündüğünde, kalbi bir kez daha duracakmış gibi attı.
Çünkü cevaplar—ve belki de ihaneti keşfedecekleri o an—tam da bu kapının ardında gizliydi.
*
Bölüm Sonu