NoveliqaSeviye Atlayan Karanlık / Düşmanla İlk Çatışma :0%
Log in

Chapter 13

Düşmanla İlk Çatışma

**

“Aynalar sessiz kaldı,” diye düşündüm; zihnimi saran o dört ses sonra soluklarımın arkasında kaybolup gitmişti. O an, bir boşlukta asılı kalmış gibiydim; kelimeler gelmemiş, kalbim sıkışmış, bedenim donmuştu.

Başımı kaldırdım. Şehrin gri gökyüzü, üzerine yığılmış kirli bulutlar gibi ağırlaşıyor, sanki atmosfer bile nefesimi kıstırmaya yelteniyordu. Çevremdeki sokak lambalarının turuncu ışığı, titrek bir hayalet gibi sallanıyordu.

“Eren...” Arkadan gelen tınıyla irkildim. Gözlerim hemen eski dostum Alp’e takıldı. Her zamanki rahat ama endişeyle hafif titreyen bakışı. O an anladım, bu sessizlik bir tehlikenin habercisiydi.

“Ne oldu?” diye fısıldadım, sesim sıradan bir astım gibiydi.

Alp başını eğdi, “Şehrin derinliklerinde biri seni çağırıyor. Murat Kaan…”

Başım sertçe sarsıldı. O ismi duyar duymaz midemde sıkışma başladı. Kalbimde bir kasvet, dilimde yanan metal tadı. O, yani Murat Kaan, şehrimizin karanlığında gezinirken adı ürperti duvarları örüyordu beynime. Benim yükselişim, onun için bir tehditti. İki kutup gibi, kaçınılmaz bir çarpışmanın kıvılcımını taşıyordu bu an.

“Beni istiyor, değil mi?” diye sordum.

Alp ağır bir nefes aldı. “Evet. Kabul etmeli ya da buradan gölgelerle çıkmalısın.”

Yanağıma düşen rüzgar serinledi, aynı anda kalbim yeniden hızlandı.

Şehrin dar sokaklarından birine saptık. Burası eski, terk edilmiş bir fabrika alanıydı; metal kemikler paslanmış, duvarlar suratsız bakışlarla gözümün içine girmişti. Soğuk, doğrudan kemiklerime işliyordu.

İleriye baktım. Siyah bir siluet, ay ışığının aziz dokunuşunda belli belirsiz kıpırdanıyordu. O an içinde barındırdığı tehlike, etrafına yayılan küçücük karanlık kabarcıklarıyla vücudumu kapladı.

“Eren Demir,” dedi derin, soğuk sesle. “Sonunda yüzleşiyoruz.”

Başımı hafifçe kaldırdım, göz göze geldik. Kirli sakalı arasında titreyen o gülümseme, zafer ve alay karışımıydı.

“Seninle bir hesabım var. Bu şehirde, bu sistemde…”

Sözcükleri yavaş yavaş yere düşerken duydum, aramızda bir mesafe belirdi. İkimiz de, paltonun içinde gizlenen, daha derin ve keskin yetenekli avcıyız. İki farklı kutup. Farkını biliyordum.

“Beni engellemekten vazgeç,” diye uyardım, sesimdeki titremeyi gizlemeye çalışarak. “Ya da bu son karşılaşma olacak.”

Onun gözleri daha da karardı. Ellerini beline götürürken, bir anda siyah enerji kıvılcımları parlamaya başladı yumruğunda; her kıvılcım, havada donup kalmış anıyı cızlatıyordu. Gücü test ediyordu.

“Nereye gitmek istediğini biliyorum,” dedi. “Sırrını çözmek, intikamını almak... Ama unutma, o geride bıraktığın karanlık, seni yutar.”

Adımlarını hızlandırırken, bana doğru fırlattığı enerji topu, havada patlamadan önce elimle onu karşıladım. Yanaklarımda yanan elektrik ve dalgalanan ışıklar vardı. Kalbim hemen ardından hızla çarptı.

“Daha yeni başladık,” diye fısıldadım.

Murat Kaan güldü; alaycı, soğuk ve acımasız bir kahkaha. “Seninle savaşmaya, asıl burada karar verdim.”

Savaş başladı; çevremize yayılan enerji dalgaları, fabrikadaki gri betonları çatlatıyor; küçük taşlar hava akımına kapılarak dans ediyordu. Yumruklarımızdan çıkan güç, yerle gök arasında kıyamet koparıyordu.

Bir an için göz göze baktık. İçimde yankılanan bir soru vardı, cevabı çok yakındı ama elimi uzatsam alabileceğimden sıcaktı, çünkü bu adam benim geçmişimin gölgesi, en karanlık sırrımın bekçisiydi.

Murat bir adım daha yaklaştı ve fısıldadı, “Sen... O yüzden seni yok etmeliyim, Eren. Yanlış zamanda doğdun. Bu savaş sadece fiziksel değil; kim olduğunu, nereden geldiğini ve neyi hak ettiğini yüzleşme anı.”

Kelimeleri kalbime saplanan bıçak gibi düştü. O, sırf güç dengesini korumak için değil, aynı zamanda benim varlığımın kendisi için bir tehdit olduğunu bildiği için karşımdaydı.

Üstümden yükselen enerji dalgası, nefesimi kesti.

“Bu yüzden, sen benim düşmanımsın,” dedi, gözleri bir an için ateşle yandı.

O anda, yaşadığım tüm sessizlik ve durgunluk, içimde kıvılcımlanan öfke ve isyanla patladı.

Ve biliyordum... Bu ilk çatışma, ardında yıkılmış şehirler, parçalanmış dostluklar ve yitirilmiş umutlar bırakacaktı.

Ama asıl soru hâlâ havadaydı: Murat neden Eren’e özel bir düşmandı?

Tam o an, karanlık bir gürültüyle bir kapı açıldı — ve kim bilir, arkada ne saklıyordu.

*

Bölüm Sonu