NoveliqaÖlümden Doğan Kaderin Kılıcı / Ejderya Krallığı’nın Çocukları :0%
Log in

Chapter 3

Ejderya Krallığı’nın Çocukları

Kapının çarpması, Mehmet’in göğsünde yankılanan fısıltıyla bir oldu. Karanlıkta, nefesi hırçın bir motor gibi yükselip alçalıyordu. Soğuyan taş zemin, buz gibi topuklarının altında sert bir gerçekti artık. Dudaklarının arasından tek bir kelime süzüldü—“Kader…” Yine o anı yaşadığını hissetti; geçmişin acı bulutu gözlerinden geçip kalbini çiziyordu.

Odayı dolduran sessizlik, Mehmet’in irkiltici tekinsizliğe gömülü düşüncelerini yutuyordu. Sonra, titreyen elini kaldırıp ocağın cılız alevinden bir kibrit daha yaktı. Kıvılcımın küçük dansı, diğer yanardağlar gibi patlayacak duygularını susturamadı. “Burası... neresi?” diye mırıldandı kendi kendine. Gözlerini karanlıkta bir noktaya dikip düşüncelere gömüldü. Burası, büyülü ve acımasız Ejderya Krallığı’nın merkeziydi ama o hâlâ kendini yabancı hissediyordu.

Birden kapı aralandı. İnce bir ses duyuldu. “Mehmet Kaya.”

Mehmet doğruldu. Solgun ışık yüzü aydınlatıyordu. Kapıdan içeri adım adım yaklaşıyordu; üzerinde ağır zırhların küstah tıkırtısı vardı. Gözleri genç ama sadece yılların zorluğuyla yıpranmış gibiydi. “Benim adım Elvan,” dedi çocuk, sesi burkulmuştu. “Burada büyüyen birçok çocuk gibi sen de... bambaşka bir yerde doğdun.”

Mehmet’in kaşları çatıldı. “Bambaşka mı?”

“Evet. Burada, Ejderya Krallığı’nda büyüyen çocuklar sadece kanla, güçle, korkuyla şekillenir.” Elvan’ın gözlerindeki sertlik, yumuşak bir dokuya dönüşmeden önce mehmet’in içinde bir ürperti başlattı. “Biz, bu krallığın gerçek yükünü taşıyan çocuklarız. Kaderin bizi burada bırakma sebebi var.”

Mehmet sessizce dinliyor, kalbindeki fırtına daha da büyüyordu. Elvan devam etti: “Burada zayıflar yok olur. Arkadaşlıklar tek kişilik savaşlar için maske olur. Gülümsemeler zehirdir. Kralın gölgesi altında kıvrılanlar, aslında birbirini yiyen çukurlar gibidir.”

Mehmet’in eli istemsizce kumdan bir taşa dokundu. Soğuktu ve çatlamıştı. “Peki ya sen? Burada ne arıyorsun?”

Elvan’ın yüzündeki ifadede, kısa bir an için bir sırrın yansıması belirdi, sonra kayboldu. “Senin gibi birini... Babanın hatalarını tekrarlamaman için.”

O an, Mehmet’in içini soğuk bir rüzgar gibi bir kelime dolaştı: “Baba...?”

Elvan adım adım yaklaşırken sesi fısıltıya dönüştü. “Babanın yaptıkları, krallığın kaderini çizdi. Sana verecek tek öğüdü bu.”

Dudaklarının arkasından patlayan bu söz, Mehmet’in yüreğinde taşa çarpar gibi yankılandı. O an göz göze geldiler; Elvan’ın gözlerinde bir sır, bir uyarı ve ürünmüş bir tebessüm vardı. — “Babanın hatalarını tekrar edeceksin.”

Önünde beliren bu gizemli çocuk, sanki geçmişin yükünü omuzlarına yükleyen karanlık bir haberci gibiydi. Mehmet, nefesini tutarken, odadaki gölgeler bir anlamda kapanmak üzereydi. Yeni hayatının acımasız dersleri şimdi daha netten yankılanıyordu...

Ve dışarıda, Ejderya Krallığı’nın rüzgârında bir fısıltı daha dolaşıyordu—kaderin zindanlarında yeni bir oyun başlamıştı.

Devam edecek...