NoveliqaÖlümden Doğan Kaderin Kılıcı / İçsel Mücadele :0%
Log in

Chapter 16

İçsel Mücadele

Sessizliğin ağırlığı Mehmet’in ciğerlerine doluyordu; karanlık, derin ve parmak uçlarına kadar soğuk. Bir an için zamanın büküldüğünü hissetti sanki. Nefesi titriyor, kalbi göğsünde çılgınca yankılanıyordu. Karanlığın içinde, kendinden çok uzak bir yerlerdeydi artık. Ne geçmişin hüzünlü yankıları, ne geleceğin alevli umudu vardı yanında. Sadece varlığının en ilkel hali: korku, öfke ve çaresizlik.

Titrek ellerini sıkıca yumdu Mehmet. Parmaklarının uyuştuğunu, kanının donmaya başladığını fark etti. Fakat derinlerden gelen bir ses vardı; o ses, buz kesmiş ruhunda çatlamalar yaratıyordu.

"Daha güçlü olmalısın."

İçinde bir yerde, yıllarca unutulmuş bir his uyanıyordu. Bu, onun en karanlık yanının fısıltısıydı. Henüz ismini bile koyamadığı bir canavar. Yutmak için değil, sahiplenmek için ortaya çıkan bir varlık.

Gözlerini açtı. Kendisini saran karanlık, aniden dalgalandı; içinden kırmızı-pembe ışıklar kıvılcım gibi sıçradı. Ateş ve buzun dans ettiği, sanki kendi kanının damarlarında akışını gördüğü o an, gardını tamamen indirmemek gerektiğini anladı.

“Yeter artık…” dedi kendi kendine, ama sözcükler bile karanlığın içinde parçalanıyordu.

Derinliklerinde bir yerde, hikayeler birbiriyle çarpışıyordu. Genç savaşçının içinde taşıdığı iki ruhun mücadelesi. Mehmet’in, Ares Vargan’ın gölgesinde büyüyen ama onu aşmak isteyen canı…

Tekrar nefes aldı.

“Ben kimim?”

Sahip olduğu güçlerin kör edici parlaklığı aniden dondu. Gözlerinin önünde, sanki ayna değil, karanlık bir havuz zemininde kendi yansıması beliriverdi.

Yansıma, kendini bilmeyen bir adamın korkusunu taşıyordu. Gözleri yorgun ve bedeninde milyonlarca yara izi vardı. Gücü artıyordu, ama ruhu kayboluyordu.

Bir adım attı. İçi daralıyor, ciğerleri sıkışıyordu. Göğsüne çöken bu ağırlık, nefesini ve zihnini kırılma noktasına getiriyordu.

Yansıma ona baktı. “Kim olacaksın, Mehmet?”

Derinlerde saklı bir yerden, kırılgan bir yankı döndü:

“Koruyacak biri olacağım. Geçmişte hata yaptım, ama artık…”

Cümle tamamlanamadı. Çünkü duvarlar içinde yükseliyor, sesler karışıyor, düşünceler tutuşuyordu.

—Sen onlar için yeterince güçlüsün, değil mi?— dedi o ses, şimdi çok daha yakındı. Soğuktu, ağır ve yıkıcı.

Mehmet kalp atışlarını duyar gibi oldu. Ellerini yumruk yaptı. Parmak uçları ağrı sinyalleri verdi, ama direniyordu.

Kendi içinde yuvarlanan fırtına büyüyordu. Karanlıkla savaşan ışık, kararsız ve kırılgandı. Dışardan gelen uğultu, bir kılıcın zemine çarpması gibi yankılandı.

Sonra, birdenbire…

“Dur!” diye haykırdı, sesi hem güçlü hem kırılgandı.

Zihin karmaşası aniden kesildi. Karanlık dalgalar sertçe geri çekildi, yerde soğuk taş duvarın soğukluğu yüzüne vurdu. Yavaş yavaş ayakta dikildi.

Bir sınırdaydı.

Ne tamamen karanlıkta, ne de saf ışıkta. Gücün ve korkunun, geçmişin ve geleceğin arasında titriyordu. Dizlerinde titrek ama hala ayakta.

Kalbi bir ritim tutturdu: yavaş, ama kesin.

“Kim olacaksın?” sesine, bu kez kendi sesi –sert ve kararlı– karşılık verdi:

“Ben… kendim olacağım.”

Bir an durdu, gözleri karanlıkta kayboluyordu.

Ama sonra, derinlerden gelen bir kıvılcım; küçük ama kesin bir umut doğdu. Kendi içinde bir güç zuhur etti. Karanlığın içinde kaybolmak üzereyken tuttu o kıvılcımı.

Göğsünde bir sıkışıklık vardı, ama nefesi yeniden düzeldi. İrade kıpırdıyordu.

Henüz savaş bitmemişti. İçindeki karanlık, içindeki özle birlikte savaşmaya devam edecekti.

Birden o anda duvarın diğer tarafından, ritmik ve ani bir ses girdi:

KAÇ!

Mehmet, bu fısıltıyı duydu, ama nereden geldiğini bilmedi.

Kendi bükülmüş gölgesiyle yüzleşirken aniden somut bir gerçek kapladı etrafını.

Kendi gücünü içinde yutan bir girdap olmaya başladı; nefesi hızlandı, gözbebekleri genişledi.

Kendini kaybetmenin sınırındaydı.

Ve o an…

İçindeki ses, fısıltıyla değil, keskin bir tokat gibi çarptı:

“Kim olacaksın?”

Mehmet’in duruşu, korkusunun tam ortasında kıvılcımla yandı.

Belki daha önce hiç kendine bu soruyu sormamıştı.

Ama şimdi, her şey bu soruyla özetleniyordu.

Bir savaşçı mı? Bir kurtarıcı mı? Yoksa bütün karanlığı kucaklayan bir iblis mi?

*

Ve ikilem, Mehmet’in gözlerinde bir alev gibi patladı.

Cevap ise, sırlarla dolu karanlığın kucağındaydı.

Onun kaderini, kimliğini, hayatta kalışını belirleyecek cevap.

To be continued...