NoveliqaÖlümden Doğan Kaderin Kılıcı / Gölgeyle Dans :0%
Log in

Chapter 14

Gölgeyle Dans

Karanlığın içinde yankılanan son söz, Mehmet’in kulaklarında hücum gibi çarptı. “...Yoksa her şey bitecek.” Ne “her şey”di bu? Kim tarafından söylenmişti bu tehdit? Nefesini tutmuş, gövdesini saran o soğuk sessizlikte, kalbi karnında ağır bir mezura gibi sıktı. Parmaklarının ucu titredi; bedeninin derinliklerinden yükselen buzlu korku, dudaklarının arasından sessiz bir nefes olarak kaçtı dışarı.

Karanlık ormanın içinde, ağaçların ince gövdeleri arasında savrulan puslu ay ışığı bile korumasız bırakıyordu onu. Yıldızlar dahi sanki orada değilmiş gibi, kıyametin en karanlık anında parıldayan sonsuz gökyüzüne kapanmıştı. Mehmet, eliyle kalp atışlarını bastırmaya çalışırken, zihninin içinde parçalanan anılar ve yakamoz gibi ortaya çıkan eski yüzler dönüp duruyordu.

Adımların sesi duyuldu. Tıpkı geceyle birlikte yürüyen gölgeler gibi, usulca ve sessizce yaklaşıyorlardı. Mehmet, donuk bir hisle sırtını bir ağaca dayadı, nefesini kesti; gözlerini karanlığın derinliklerine daldırdı. Gölgelerden biri aniden ortaya çıktı — siyah giysiler içinde, yüzü karanlık hırkanın kapüşonunun ardında gizliydi. Mehmet’in kendisini izlediğini hangi objeye tutsak, ona asla tam anlamıyla ulaşamazdı.

“Mehmet Kaya,” ses, pürüzsüz ve ara sıra buzlu, ancak içinde bir o kadar ölümcül bir kararlılıkla süzüldü havaya. “Bizi aradığını biliyoruz.”

Mehmet’in kalbindeki buz katılaştı. Nefes alması kalınca, dudakları bir an çatladı. “Kim — siz kimsiniz? Ne istiyorsunuz benden?”

Diğer gölgeler birer birer ortaya çıktı, sessizce alanı sardılar. Ellerindeki silahlar parlamasa da varlıkları bir kılıç kadar keskin hissettiriyordu. Gözlerinde parıldayan kıvılcımlar, sadece güce açlığın, entrikanın değil, aynı zamanda yılların kışkırttığı bir nefretin ateşiydi.

“Kardeş,” dedi gölgelerin lideri, başını hafifçe eğerek. “Bize gelmek zorunda kalmadın aslında, ama artık başka seçenek kalmadı.”

Mehmet, ciğerlerine dolan soğuğu bastırmaya çalıştı. “Size karşı savaşmayı seçerim,” dedi, sesi çatallı ama cesaret dolu.

“Çok güzel,” karşısındakinin dudaklarında alaycı bir tebessüm belirdi. “Ama önce bilmelisin ki; Ares Vargan’ın planları çok daha büyük. Ve bu plan, sadece senin hayatını değil — tüm gerçekliği değiştirecek.”

Sözler soğuk ve kararlıydı, mezarın kapağını açar gibi. Mehmet’in tüm vücudu aniden diken diken oldu—bu cümle, yasaklı kapıların ardında saklı bir gerçeğin habercisiydi. Öyle büyük bir plan ki, her taşın altından çıksa, kendi kaderini yerle bir edebilirdi.

“Beni neden takip ediyorsunuz? Ne istiyorsunuz Ares’in adından benden?” diye sordu Mehmet, sesinin sonunda kıvrılan bir kırılganlıkla.

Lider gölge, ceketinin cebinden küçük, metalik bir cihaz çıkardı. Bir anlığına güçlü ve soğuk bir ışık yayıldı, ağaçların gölgelerini titretirken Mehmet’in gözlerinde korku karışımı bir şaşkınlık yarattı.

“Bu cihaz,” dedi adam, “Ares’in krallığını, ve senin geçmişini kontrol edecek. Onu bizden saklamaya çalıştın, fakat şimdi anladık ki, sen aslında onun en büyük zaafısın.”

Mehmet titredi. Yıllardır gölgesinde koştuğu sırlar, bir anda keskin bir bıçak gibi yüreğine saplanmıştı. Bu görev, onu yok ederse, dünyayı ne bekliyordu? Kalbindeki o eski yara yeniden kanıyordu.

“Ben, geçmişimden kaçmadım; onu değiştirmeliyim,” dedi Mehmet, ellerini yumruk yaparak. “Ama siz — alet olmaya razı olamazsınız."

“Sevgili Mehmet,” dedi adam, ağzındaki gülümseme iyice genişlerken. “Kader, bazen o kadar ince ince işler ki, çekiştirirken iplerin kendisi kopar. Şimdi sana sunulan tek gerçek bir seçenek var: ya bizimle çalışacaksın, ya da..."

Söz kesildi; aniden ormanın içinde artan bir uğultu, küçük bir patlama yankısı ve eğilerek saklanan bir fısıltı duyuldu. Uzaktaki karanlık dallardan bıçak gibi keskin gölgeler fırladı; müttefikler mi, yoksa tuzak mı belli değildi.

Mehmet, nefesini tuttu, zihni sürekli bir arayış içindeydi. Bu gece, bir kez daha sınanacaktı. Gözlerini kapadı; yüzüne iyice oturan kararlılıkla açtığında, karanlık içinde bir aydınlık belirdi. Gölgeyle dans başlamıştı.

*

Adımlar sessizliği yararken, Mehmet’in içindeki fırtına dışarı yansıyordu. Ares’in adamları, onun duruşunu aşmak istiyordu—ama o, kendi iç dünyasında öyle bir güce tutunmuştu ki, artık korkunun ve umutsuzluğun ötesindeydi.

Karanlık yanından fırlayan ışık huzmeleri, onun geçmiş ve geleceğin sınırlarında yürüyen bir savaşçı olduğunu fısıldıyordu. Bir yanda yitik hatalar, diğer yanda demler dolusu yaşanacak anılar; hepsi iç içe, gölgeyle dans edercesine birbirine karışıyor.

Ve işte o an, geceyi deler gibi bir ses yükseldi. “Plan hazır,” dedi bir ses… “Ve bu plan, senin için yeni bir hayat demek.”

Mehmet’in kalbi yeniden hızlandı. O ses, hayatına dokunacak, kaderini altüst edecek o büyük sırrın anahtarıydı. Gözleri karanlıkta parıldadı; bunu bekliyordu, ama hazır mıydı?

Dışarıda, gölgelerin içinde bir plan şekilleniyordu — ve o plan, Mehmet Kaya’nın dünyasını tamamen değiştirecekti.

* Devam edecek...