NoveliqaMirasın Gölgesinde Aşk / Karanlık Tehditler :0%
Log in

Chapter 7

Karanlık Tehditler

Elif’in nefesi, boğazında düğümlenmişti. Odaya attığı adım, ona bir uçurumun kenarında yürüyormuş hissi veriyordu. İhbar mesajı, sadece bir uyarı değil; bir savaş çağrısıydı. Gözleri, bilgisayar ekranındaki karanlık kod satırlarına takılıydı—çözülmeyi bekleyen bir sır gibi.

“Bir teslim tarihi var,” diye mırıldandı kendi kendine, kelimeler boğuk, tedirginliğini gizleyemeyen bir yumuşaklıkla. Parmakları titreyerek klavyeye dokundu, mesajı birkaç kere okuyup sildi. Tekrar tekrar, adeta o mesajın içinde hapsolmuş gibiydi. Hayatı, artık geri dönülmez bir yola girmişti.

Ofis penceresinden dışarı baktığında, şehrin ışıkları gecenin içinde likit altın gibi parıldıyordu. Ancak onun etrafında karanlık yükseliyordu—bilinmeyen bir tehlikenin sessiz fısıltısı. İçinde yükselen o ürperti, damarlarında buz gibi bir kayganlıkla yayılıyordu.

Telefonu çaldı. Ekrandaki numarayı görür görmez içi bir kez daha sıkıştı ama cevap verdi.

“Elif…” Nefes alması zor, sert bir sesti. “Bunu ciddiye almalısın.”

“Sedat...” diye fısıldadı Elif. Kelimesi diyaloğu parçalayan bir bıçak gibi havada asılı kaldı. Sedat’ın sesi, tehditkar ve soğuktu—aksi bir yandalda duran acımasız bir baykuş gibi. “Sen kimsin? Ne istiyorsun?”

“Emin ol, bu oyunda yalnız değilsin,” dedi Sedat derin bir nefes alarak. “Biraz daha dikkatli ol. Bazen gölgelerden daha yakınlar...”

Telefon kapandı. Elif, telefonun soğuk metalini avuçlarında hissetti. Titremesi durmamıştı. Odaya yayılan soğuk hava bir anda ağırlaştı. Ayaklarının altındaki zemin sanki çıplakken buz üstünde yürüyormuş gibi kaygan ve tehlikeliydi.

Fısıltılar duymaya başladı; kimsenin görmediği ama kalbini saran sesler. İnsanlarla dolu bu ofiste bile yalnızdım diyen bir yankı. Açmak için yüreğiyle cebelleştiği o kapı, ona bir bilinmezi çağırıyordu.

Bilgisayarın sağ alt köşesinde yeni bir mesaj belirdi — uyarı kodu gibi, ancak kelimeleri yoktu. Sadece bir tarih: “Bugün gece 24:00.”

Elif, parmaklarını sertçe satırların üzerine bastırdı. “Neden ben?” diye fısıldadı. İçinde bir yerde, cevap bekleyen binlerce soru donuyordu.

---

Gecenin koynuna gömülen ofis, artık Elif için hapsolmuş bir labirente dönüşmüştü. Işıkları kısılmış, klimaların soğuk nefesi duvarlara yapışmıştı. Monitörlerin tek başına parıldayan ekranı, yüzünü hayalet gibi aydınlatıyordu.

Masasındaki kahve neredeyse soğumuştu—acımsı kokusu sinmişti buraya. Ellerini ovuştururken, telaşlı bir şekilde etrafına baktı. Her köşe bildiği bir düşman gibiydi artık.

Neden birdenbire tehdit mesajları? Neden kimseye güvenemiyordu? Anıları, yüzlerce parçaya bölünmüş bir cam gibi kafasının içinde çarpışıyordu.

“Başka bir adım atsam, ne olur?” diye düşündü, gözlerini kapatıp derin nefes aldı. İmkansızlığın içinde küçük bir umut arıyordu.

Güvenlik kameralarına gözleri takıldı. Ofisin sağ köşesindeki o küçük ekran, saniyede bir görüntüleri yeniliyordu. Doğal olmayan hareketler… Tuhaf gölgeler… Belirsiz silüetler.

Ekranın en büyük karesi, aniden hareket eden bir kişiye odaklandı. Gölgeler arasında kaybolan o figür, sanki Elif’i takip eden görünmez bir lanetin somutlaşmış haliydi.

Elif’in kalbi hızla çarptı. Parmakları titreyerek camın buğusunda küçük çizgiler çizdi.

Kamera görüntüsündeki kişi... Tanıdık mıydı? Ya da tanınmaz bir kabusun habercisi mi?

O an, kim olduğu bilmeden, başka bir soğuk sabahın başlangıcındaydı. Kafasını kaldırırken, kendisini izleyen gözlerin farkında olduğunu anladı—birinin onu her hareketinde yakından takip ettiğini.

Bir adım daha geriye çekildi. Gözleri deklanşöre kilitlendi.

Telefonunun ekranı yine titredi.

Mesaj: “Biliyorum neredesin. Bir sonraki hamle senin.”

Elif, titreyen eliyle bilgisayarın yanındaki küçük not defterine baktı. Orada sadece tek kelime yazılıydı: “Güvenlik.”

O anda, ofisin kapısı usulca açıldı—dışarıdan gelen ayak sesleri, geceyi yırttı.

İçeriye doğru süzülen silüetin yüzü, gizem perdesini aralıyor gibiydi.

Ekrandaki kişi kimdi?

Elif, kalbini boğarcasına hızlanan nefesiyle kapıya doğru yürüdü.

---

— Bölüm 7 sonu —