NoveliqaMirasın Gölgesinde Aşk / İhanetin Gölgesi :0%
Log in

Chapter 6

İhanetin Gölgesi

Kapının tok sesi yankılanıp sustuktan sonra, Elif’in bütün vücudu, uzun süre katılaşmış bir buz gibi donuk kaldı. Ne söylediğini bile anlayamadığı kendi fısıltısının son kelimesi, odanın duvarlarına yapışmış karanlık sırlar gibi ağır ağır çöktü.

Bir adım bile atmaya cesaret edemedi. Nefes almaya çalıştı. Göğsünde kıvrılan o huzursuzluk, aniden yakıcı bir ensemdeki buzeline dönüşmüştü.

Dışarda bir anlığına beliren hafif sis gibi bir belirsizlik vardı şimdi. Bütün sessizlik altında, kendi isminin ağzından dökülen o tehdidin yankısı sarsıyordu.

“Bir gün... her şey ortaya çıkacak.”

Bir bedenin bu kadar kırılgan ve yarı yolda kalmış hissedebileceği tek an var mıydı? Elif, o anın iplik iplik dağılan halini hissediyordu. Kalbinde bir yerlerde, tıpkı bir hasımın keskin bıçağı gibi, hiç fark etmediği küçük bir yara açılmıştı şimdi. Derin ama görünmez.

*

Elif, az önce kapıdan ayrılan kişinin kim olduğunu biliyordu. Yine de yüzünü hiç düşünmeden çağıran o kelimelerin ardından, aklına düşen bildik korku dalgası suyun altında çaresiz kalmış gibi yutkundu.

Burası, sıradan hayatı ile gizli kimliği arasında kurduğu o ince ipin tam üzerindeydi.

O ise orada, tek başına, ani kararların ve ihmallerin kıyısında duruyordu.

*

Salonun loş ışığında, eski mobilyalar ve ağır perdeler arasında, Elif hafifçe yürüdü. Ayaklarının altındaki halı, sanki her adımı bir vicdan sorgusuna dönüştürüyordu; ürkek, yalancı ve bilindik bir ritimle.

Kendini kapının hafifçe aralık bıraktığı o sessiz boşluğa doğru kaydırdı. Parmak uçlarıyla kapının kenarına hafifçe dokundu.

Bir an, içerideki sesler tekrar duyulmaya başladı: düşük bir mırıltı, aniden yükselip inişe geçen bir konuşma. Ama ne söylediği anlaşılmıyordu.

Elif, gözlerini kısarak odanın içine baktı. Işığın az olduğu bir köşede, tanıdık bir siluet belirdi.

Arka planda, her şeyin aksine, görünmez ipler geriliyordu.

Ve bu iplerin ucundaki kişi, en beklemediği insandı.

*

“Nasıl yaptın bunu?” diye fısıldadı Elif, nefesini tuttu.

O kişiyi tanıyordu. Yakın, çok yakın bir arkadaşıydı. Ayşen.

Ayşen’in sesi yumuşaktı, masum gibi ama kulağa bir cinayet planı kadar soğuk geldi.

“Aman Tanrım,” diye mırıldandı Elif, kendini yerinde duramaz halde bulmuştu.

Ayşen’in cevap vermesiyle birlikte, o sessizliğin içindeki kelimeler sanki bıçak gibi keskinleştikçe, Elif’in kalbi hızlandı.

“Sedat dedi ki…” Ayşen başını hafifçe eğdi, oyunbaz bir sır saklar gibi, “Öncelikle Elif’in gerçek kimliğini bulmalıyız. Hem serveti hem her şeyi kontrol etmek onun elinde.”

Elif, kalbinde dondu. Yüzü, ansızın sıcaklığını kaybetti. Gözleri bir kalp hırsızı gibi buluşan iki kişi arasında yer alıyor, düşmana bakıyordu.

“Bu… bu nasıl olabilir? Sen... Sen benim arkadaşım değil misin?” sesinin titremesini kontrol etmeye çalıştı ama başarısız oldu.

Ayşen hafifçe gülümsedi. Gülümsemesi, bir hançerin izi gibiydi.

“Arkadaşlık mı? İş hayatı mı? Bazen birine ihanet etmek, hayatta kalmanın tek yolu olabiliyor Elif,” dedi, ama içindeki alizer bir hakikate aitti. Daha fazla saklayamıyordu.

Elif’in ayakları tutmadı. Dizlerinin bağı çözüldü, birkaç saniye için orada, kapı aralığında durmakta zorlandı. Sonra kendini toparladı. Gözlerinde deli bir alev yandı.

“Bunu Sedat için yapıyorsun değil mi?”

“Açık konuşayım, evet.”

Ayşen’in sesi kılıç gibi nettir. Ardından, gizli bir planın detaylarını fısıldarcasına, devam etti:

“Sedat, diğerlerinden farklı. Onunla iş yapıyorsun, ya da yok oluyorsun. Senin zamanın doluyor, Elif.”

*

Elif, kapının arkasındaki sessizliğin içinden sızan soğuk nefesi yüzünde hissetti.

Bir an için, tüm dünya kapanmak üzereydi.

Gerçek, tamamen başka bir yöne savruluyordu.

Gözlerinin önünde dost dediklerinin karanlık masasında buluşması, elinde bir hançer gibi donuyordu.

Ayşen’in ağzından dökülen her kelime bir ihanetin sessiz çığlığıydı.

Elif’in kalp atışları kulaklarında çınladıkça, aralarında geçen o garip diyaloga kulak verdi.

“Sedat dedi ki, eğer gerçek kimlik ortaya çıkarsa, o zaman mirası birdenbire kontrol edebiliriz. Hem senin hayatını, hem bu hikayeyi bitiririz.”

Elif dişlerini sıkıp, içindeki sarsıntıyı bastırdı.

“Peki ya ben? Bu oyunda ben ne oluyorum, Ayşen?”

Ayşen gülümsemesini daha da genişletti.

“Sen? Sen sadece bir piyon olacaksın… İstersen durdurabilirsin. Ama bence bunu yapmayacaksın.”

*

O anda, Elif orada dikilip kalmıştı. Ellerini yumruk yapmış. Akciğerlerine çektiği hava, hem soğuk hem ateşliydi.

Onun dünyası, bir yalanlar manzarasına dönmüştü. Düşmanlar çok yakında, hatta en yakınındaydı.

Ama o, teslim olmayacaktı.

Çünkü bu, yalnızca mirasın değil; kendi hayatının savaşınızdı.

Tam o sırada, koridorun sonunda bir gölge belirdi.

Ayşen ile Elif’in arasında, küçük ama dev bir çatlak oluşmuştu şimdi.

Elif, gözlerini ondan ayırmadan, adeta kendine meydan okuyordu.

Ve işte o anda, kapının arkasından ard arda gelen hafif ama önemli birkaç kelimeyi duydu:

“Sedat seni arıyor.”

Kalbinin dışına fırladığı o ani çarpıntıyla birlikte, Elif’in beyninde alarm ziller çalmaya başladı.

İhbar niteliğindeki o sıradışı mesaj, yeni bir felaketin habercisiydi.

Ve Elif, ne yapacağını bilemeden, o ihtilafla dolu odaya doğru bir adım daha attı.

Aralarında gizlenen ihanetin gölgesi, artık kaçınılmazdı.

— Bölüm 6 sonu —