Chapter 17
Kapının tok sesi, odanın sessizliğini keskin bir bıçak gibi yararken, Elif’in kalbinde birdenbire donuk bir ağırlık hissetti. Gözleri kapıdan içeri süzülürken, nefesi avuç içinde kaldı. Karşısında beliren siluet, bellek kıvrımlarında uzun zamandır gömülü kalmış bir adı taşıyordu.
“Defne?”
Kelimenin ağırlığı oda boyunca yankılandı; sesinde hem şaşkınlık, hem korku, hem de uzun süredir bastırılmış bir özlem vardı. Defne hanımın, şehirde tekrar görünmesi Elif için içinden kaçmaya çalıştığı geçmişin kapılarını aralıyordu.
Defne’nin yüzü, eski zamanların tozlu alfabelerinden çıkmış gibiydi: aynı sıcak gülümseme ama gözlerinde saklı yankılanan başka bir hikaye. İnce kaşlarının arasındaki çizgiler nasılda her geçen yılın sancısını anlatıyordu.
“Evet, ben… Uzun zaman oldu, Elif. Seni görmek… Zorunda olduğumu bilmiyordum ama.”
Elif bir adım geriledi, elleri istemsizce kalçasındaki çantaya sıkıca kenetlendi. “Ne istiyorsun Defne? Burada ne işin var?”
Defne’nin sesi fısıltıya dönüştü, ama niyeti gürültülüydü: “Eski sırlar, Elif. Sakladığın bilmeceler. Onlar seni bulacak. Ve ben… Onları saklayamam artık.”
Odalıktan hafifçe gelen gece serinliği, Elif’in tenine ürpertiler gönderdi. Kalbindeki buz kütlesi, geçmişin hayaletleriyle birlikte büyüyordu.
“Geçmişten kaçamazsın, diyecek. Her şey olabilir. Ama sen yine de gizleyebilirsin, değil mi? Sakladığın o büyük sırrı?”
“Defne, dur! Gitmeden önce nasıl buldun beni? Bu gizlilik içinde yaşamaya çalışıyorum!”
Defne adımlarını ağırlaştırdı, yerdeki küçük cam parçasının kırık yansımasına takılarak gözlerini Elif’ten kaçırdı. “Sedat, Elif. O yüzden geldim. O adam… çok daha karanlık planlar içinde. Ve senin sırlara ihtiyacı var.”
Elif’in dünyası sessizlikle paramparça oldu. O an, her şeyi kaybetme korkusu gözlerinin önünü kapladı.
“Yalvarırım, Defne. Beni bu oyuna çekme. Hem bana hem de sevdiklerime zarar vereceksin.”
“Zaten zarar verdiler, Elif. Öyleyse neden daha fazlası olmasın ki?”
Sahnenin gerilimi nefes almayı zorlaştırırken, kapının ardında ani, ritmik bir tıklama sesi duyuldu. İkisi de başlarını kaldırıp onu izledi.
Bir anda, hafifçe aralanan kapıdan sızan loş koridor ışığı, kapının ardındaki başka bir gölgenin varlığını haber veriyordu.
“O kişi kim?” Elif’in sesi kısılırken, Defne’nin bakışları cümleye cevaptı oldu; “Kaçmaya çalıştığın acı gerçeği ortaya çıkaracak olan…”
Ve tam o anda, koridordan yükselen ayakkabı sesleri hızlandı.
Elif’nin yutkunması sessizliğin kükremesine dönüştü, yürek atışları kulaklarında dumanlı bir fırtına gibi çırpınıyordu.
Geçmişin ağır yükü, geleceğin belirsiz karanlığına karışırken, kapı ardındaki gölge yavaşça içeriye dolmaya başladı.
O anda, Elif’in tüm bedeninde aynı sorunun yankısı sürüyordu:
Bu kişi, kaçmaya çalıştığım o acı gerçeği mi ortaya çıkaracak?