Chapter 11
Gece, şehri sarmıştı. Sokak lambalarının titrek sarısı, Elif’in odasının penceresinden içeri sızarak duvarlara yamalı bir hüzünle yayılıyordu. Aras, ağır adımlarla odanın kapısına yaklaştı. Kalbindeki çarpıntılar yumuşak bir fısıltı gibiydi, ama gözleri karanlığa alıştıkça derinleşen çözemedikleri bir soruyu taşıyordu.
Elif’in kapısı aralıktı ve içeriden gelen hafif nefes alışları, onun uykuda veya belki de derin düşüncede olduğunu haber veriyordu. Aras, düşündüğü kadar dışarıdan görünmediğini anlamıştı—o an, içinde büyüyen o korku ve şüpheyi bir kenara iterek içeri adım attı.
Oda, gece lambasının loş ışığı altında garip bir huzurla doluydu. Masada dağınık birkaç kitap ve bir fincan soğumuş kahve… Aras, yavaşça masanın üzerindekilere göz gezdirdi. Gözlerinin ucuyla, duvarda asılı bir tabloyu fark etti. Ahşap çerçevesi eskiydi, yüzünde yüzyılların tozu ve anıları vardı.
Aras’ın adımları sessizce masaya doğru kaydı. Elif’in dikkat etmediği ama gizemli bir şekilde koruduğu bir şey vardı orada. Bir fotoğraf... Üzerinde sararmış köşeleriyle eski bir aile portresi.
Aras, uzun süre baktı, kalbinde yaşadığı o fırtına daha da büyüyordu.
*
Odanın içinde dolaşan gece rüzgarı, pencereden sızan serinlikle Elif’in saçlarını hafifçe savuruyordu. O esnada, dışarıda uzaklardan bir siren sesi yankılanıyordu. Aras’ın yüzü bir anda değişti. Elif’in yanına varmak ve ona sormak istediği çok şey vardı ama bir yandan da korkuyordu.
“Sen kimsin, Elif?” diye fısıldadı kendi kendine.
Onun sırlarını, geçmişini bilmiyordu ama kalbindeki buzlu şüpheler gelecekteki tehlikenin habercisiydi. Bu odada, o fotoğrafta, Elif’in gizlediği anılar vardı; ailesinin iskeleti gibi duran eski bir sır.
*
Aras, fotoğrafı dikkatle aldı, gözlerinde takip edilemeyen karmaşık bir ifade belirdi. Fotoğrafın üzerine parmaklarıyla dokunduğunda ince bir titreme geçti vücudundan. O an, Elif’in uzakta değil, aslında tam yanındaymış gibi hissetti.
Tam bir karar vermek üzereyken, koridordan bir ayak sesi duyuldu.
Nefesi kesildi. Fotoğraf elinde sıkışmıştı. Gözleri kapıya kilitlendi. Kalbinin derinliklerinde yükselen o tedirginlik, aniden mahrem bir gerçeğin kapısını aralamaya hazır gibi parıldıyordu.
Kapı hafifçe aralandı.
Ve tam o noktada Aras, yere dikkatle bıraktığı fotoğrafa son kez baktı.
Toprağın koyduğu toz gibi eski, ama yükü ağır…
“Kimsin sen, Elif? Gerçekten kimsin?”
Kapıdaki gölge, Aras’ın dünyasını derinden sarsacak bir fısıltı gibi titredi.
---
Gözlerindeki istek ve korku, Elif’in gizemiyle Aras’ın kalbindeki fırtına ortak bir noktada buluşuyordu. Bu odada, bu fotoğrafta, yaşanacakların yalnızca başlangıcı saklıydı.
Ve şimdi, her şey onlardan kopacak yıkıcı dalgaları bekliyordu...