Chapter 8
Elif, elinde tuttuğu eski defterin soğuk sayfalarını hissetti, gözleri karanlık odanın köşelerine dağılan gölgelerle dans ediyordu. O an, etrafındaki sessizliğin içinde bir şeylerin kıpırdadığını fark etti; tüylerini ürperten bir gerilim, yankılanan nefes alışları arasında gizlenmişti.
Arkadaşı ve en güvendiği yardımcı Thomas’ın adımları kalın halının üzerinde neredeyse çıtırtısız yankılandı. Elif, ani bir reaksiyonla arkasını döndü. Thomas’ın yüzünde alışılmadık bir ifadeyle karşılaştı; gözleri tam anlamıyla gizemle örülmüştü.
“Ne buldun, Elif?” diye sordu Thomas, sesi normalden daha sert, daha dikkat çekici bir durgunlukla.
Elif, defteri kapatırken elleri hafifçe titriyordu. “Bu... Malikânenin tarihinden çok daha derin sırlar saklıyor. Burada sadece maddi kayıtlar yok, bazı olayların perde arkası var.”
Thomas, gözlerini kısarken dudaklarını hafifçe büzdü. “Ama geçmişinde olduğu gibi gizemli olaylar şimdiye kadar malikâneyi hep korudu. Belki de bazı sırlar açılmamalı.”
Elif’in içi kıpır kıpırdı. Thomas’ın bu sözlerindeki ironiyi ve çekingenliği sezmişti ama onun suskunluğunda yatan gerçek hiçbir zaman kolay ortaya çıkmazdı.
“Seninle paylaşmak istemediğin bir şey mi var, Thomas?” Elif’in sesi, berbat bir gizemle doluydu. “Bana tamamen dürüst olman gerek.”
Thomas, birkaç saniye boyunca duvara yaslanmış gibi kaldı, gözleri odanın puslu ışığında gizemli bir parıltı yakaladı; ardından derin bir nefes aldı. “Geçmişim, düşündüğünden çok daha karmaşık, Elif. Ve buraya adım attığımdan beri, bazı sırlar bana yük oldu.”
Elif adım adım Thomas’a yaklaştı, ellerini iki yana açtı. “Sana inanmak istiyorum. İkimizin de amacı aynı değil mi? Bu malikânenin karanlık sırrını ortaya çıkarmak.”
“Öyle olmasını isterdim,” dedi Thomas, gözlerinde ani bir karanlık. “Ama seni korumak zorundayım. Her şey ortaya çıkarsa, bu sadece sana değil, bana da zarar verir.”
O andan sonra Elif, geçmişte Thomas’ın suratında gördüğü o derin acıyla yüzleşti. Garip bir şekilde, yardımcısının sırlarla dolu olduğunu hissetti—ama bu sırların ne olduğu hakkında en ufak bir ipucu yoktu.
Biraz daha sessizlik, sonra Elif defteri tekrar açtı, parmakları sayfalarda gezdi. “Burada, malikânenin kurulma izinlerinde garip imzalar var. Thomas, senin bundan haberin var mıydı?”
Thomas, gözleri deftere takılı kalmıştı. “Hayır. Böyle bir şey asla gösterildi bana. Ama…”
“Ama nedir?” Elif, hafifçe öne eğildi, sanki ardındaki sır kapısını zorlamak istiyordu.
“Bazı insanlar... bazı güç odakları her şeyi kontrol altında tutmak için elinden geleni yapıyor. Damgalanmış, unutulmuş olayları koruyorlar. Hatta kendi elleriyle.”
Elif, Thomas’ın gözlerindeki korkuyu — belki de suçluluğu — fark etti. Derin bir gökyüzünün altında, malikânenin buzlu taş duvarlarının arasında bile, insan ruhunun gizli savaşlarının sessizce yaşandığını anladı.
“Yani şüphelilerin arasında biri sen olabilir mi?” Elif’in sesi titreyerek çıktı.
Thomas’ın nefesi kesildi. Gözlerini kaçırdı. Ardından, yavaşça durdu ve alnını kaşırken, “Her şeyi zaman gösterecek,” dedi, “ama şüpheci olmak, belki de şimdi en doğru yol.”
Tam bu sırada, büyük kapının tahtadan ağır bir tıklamayla çarptığını duydular. İkisinin de nefesi kesildi. Elif, yavaş adımlarla kapıya yöneldi, her adımda yüreği çarpıyordu.
Kapı arkasındaki karanlık, belirsizliğiyle ürpertici bir meselenin habercisiydi. Elif avuçlarını terletirken, bir isim mırıldandı:
“Thomas... geçmişin gölgeleri seninle mi dans ediyor?”
Ama cevap kapının ardından gelmedi.
Ve o an, büyük bir gerçeğin eşiğindeydiler.
---
Karanlık katın öte yanında, Thomas’ın gizemli geçmişinin, malikânenin solgun duvarları kadar derin ve soğuk sırrı, yavaş yavaş köşelerden ortaya çıkıyordu.
Elif, kendi kalbine rağmen en büyük itirafı bekliyordu: Dost mu, düşman mı? Ya da çok daha karmaşık bir sır mı saklıyordu Thomas?
Ve kapı arkasındaki bu sessizlik, en büyük cevabı henüz vermemişti.