NoveliqaMalikânenin Karanlık Sırrı / Gizli Bir Mesaj ve Sırlı Kodlar :0%
Log in

Chapter 12

Gizli Bir Mesaj ve Sırlı Kodlar

Nitro gibi çakan çan sesi, malikânenin odalarında yankılanırken Elif’in ciğerlerine soğuk bir rüzgâr kadar keskin bir korku ve merak doldu. Gecenin uğultusunu yırtan bu ani ses… Ne sadece fiziksel bir alarmdı ne de mecazi; sanki geçmişin kapanmış kapılarını zorlayan bir anıydı. Elif, kalbinin tenine yapıştığını, damarlarında buz gibi akan bir gerilimi hissetti.

Odaya yayılan fısıltılar, sustu. Şıklıkları, sert ayakkabıların tıkırtısı, bir anda yutulup gitmiş gibiydi. Herkes, sanki zamanı durmuşçasına donup kalmıştı. Ve karar verilmişti; gerçek, gecenin arkasındaki gölgede saklıydı.

---

Parmak uçlarımı hafifçe titreten soğuklukla hissettim. O an, cesedin yanına serpiştirilmiş eski, sararmış kâğıt parçası gözlerimin önündeydi. Kağıt, ağır bir sıkıntının yükünü taşıyor gibiydi. Çözülememiş onca bilmeceden oluşan labirentten fırlayan ufak bir ipucu. Kıvrılmış not, her harfiyle üzerinde bir sır taşıyordu.

Dikkatle eğildim, nefesimi tuttuğum bir anda, üzerindeki mürekkepten yayılan hafif nemli kokuyu aldım. Mürekkebin karanlığının altından beyaz kâğıdın dokusuna sinmiş inci parlaklığı gibi motifler, bembeyaz bir fırtının içinde boğulmuş gibiydi. Duygularımla beraber kalemim titremeye başladı.

“Ne yazıyor?” diye fısıldadı bir ses arkamdan.

Başımı çevirdim; Mevcut olan herkes oradaydı. Sir Adrian’dan tut, donuk bakışlı hizmetli kadına kadar. Hepsi görünmez bir kalın buz perdesinin arkasında. Beden dilleri, gizemli hal ve hareketler, suskun ama ölümüne ciddiydi.

*

“Bir mesaj,” dedim, sesi mümkün olan en sakin biçimde. “Ama bu, sıradan bir mesaj değil. Kodlanmış.”

“Bana ver,” dedi Sir Adrian, kırmızı bir anahtar gibi keskin gözlerle.

Kasvetli gözlerimi ona çevirdim. Arkasında, o ağır mı ağır, kadim duvarlar dalgalanıyordu. Onun sırları saklayan korkusu, adımı büyüten tok bir yankı gibiydi. Elimle kağıda dokundum, dikkatle.

“Burası, bildiğimiz her şeyden farklı,” dedim. “Bir aile tarihi anlatıyor olabilir.”

Sir Adrian’ın dudaklarının kenarında tatlı, öldürücü bir tebessüm belirdi.

“Gizlilik elzem, Elif. O kodları çözersen… bilmemen gerekenleri açarsın.”

*

Kağıdı dikkatle masanın üzerine serdim. Üzerindeki yazılar, yabancı bir alfabenin karışımı gibiydi; kimi harfler büyüktü, kimi küçük, kimi alt alta çapraz... Yan yana değil, belli bir ritme takılıp kalmıştı. Elimle harflerin üstünde gezindim; her biri belli bir matematik oyununun parçasıymış gibi görünüyordu. Ancak karanlık bizi bekliyordu: doğru anahtarı bulamazsak, sır sonsuza dek kilitli kalacaktı.

“Bir harf-eleman şifreleme yöntemi mi?” diye fısıldadım kendi kendime.

Nihayet, kâğıdın köşesinde ince, zarif kaşkarimsi bir motif gördüm. Zaten kâğıt çok eskiydi; bu işaret belli ki bir yön göstericiydi.

“Burası... aile tarihinin saklı bölümü,” dedim. “Ama şifreyi çözmeden emin olamam.”

O anda tüm odanın havası değişti. Soğuk bir nefes, gürleyen rüzgâr gibi içeri doldu. Kimse konuşmadı, sadece gözler birbirine kilitlendi.

Ve o zaman kapı, aniden gıcırdayarak açıldı.

Herkes kendi yerinden ürkekçe dönerken ben, gözlerime inanamıyordum; karanlıktan gelen o siluet, uzun palto içinde, sessiz ama etkileyici bir ağırlık taşıyordu.

Tanıdık mı? Yoksa bambaşka bir tehlike miydi?

---

[Devam edecek...]