NoveliqaMalikanenin Gölgesinde Kalan Sır / Aşk ve İhanet :0%
Log in

Chapter 16

Aşk ve İhanet

Kapı, ağırdan ağırdan açılırken, Deniz’in kalbi göğsünde yankılanan bir çan gibi çalmaya başladı. Boğazındaki kuruluk soğuk bir rüzgârın etkisiyle dalga dalga yayıldı. Kapının arkasında beliren siluet, uzun zaman önce kapanmış sandığı bir yarayı, yeniden kanatır gibi sertti.

“Sen… Sen burada ne…?” Deniz kelimeleri toparlamaya çalışırken sesinde sarsıntı vardı. Gözleri, o kişiyi tam olarak görmek için karanlığa alışmaya çabalıyordu.

Gelen kişi, yüzünde ince bir tebessüm taşırken adımlarını yavaşça içeriye doğru attı ve ışığın altında nihayet gerçek ortaya çıktı: Melis vardı karşısında. Güvenip aşık olduğu, kalbinin en derin köşelerine yerleştirdiği Melis.

“Deniz…” dedi Melis, sesi ince bir pürüzle titriyordu, “Konuşmamız gerek.”

Deniz’in boğazında düğümlenen binlerce sözcük vardı, ama ağzından bir tane bile çıkmadı.

Melis’in gözlerinde, şüpheyle karışık bir pişmanlık vardı. Deniz titrek bir nefesle, “Neden? Neden şimdi? Neden bu kargaşanın tam ortasında?”

Melis, ellerini birleştirerek, “Bildiğin her şey yalan. Senin için, kendi hayatımı riske attım,” dedi düşük bir sesle.

Deniz, sırlarını onun omuzunda açtığı tüm umutların yıkılmasını istemeyen bir çocuk kadar çaresizdi. “Ne demek istiyorsun? Gerçekten kim olduğunu biliyor muyum?”

Melis yavaşça yaklaştı, gözlerinin içine bakarak, “Sedat’la ilgili bildiklerin... O kadar basit değil. Beni suçlayamazsın, ben de bir kurbanım biraz,” dedi.

Yüreği göğsünde sıkışırken Deniz, “Sedat ve sen? Bu işin neresindesin sen? Gerçekten Sevgi’den önce Sedat’la mı birlikteydin?” diye sordu, sesi çatırdayarak.

Melis başını öne eğdi. “Sedat sadece bir figür, Deniz. Asıl tehlike onun gölgesinde yaşayan biri. Ve… o kişi ben değilim. Ama ben, onun planının bir parçasıyım.”

Deniz’in elleri titremeye başladı. Yavaşça arka duvara yaslandı, soluk alması zorlaşıyordu. Sanki kalbi, Melis’in itirafıyla beraber parçalanmaya başlamıştı.

“Beni neden aldattın?” diye sordu Deniz, sesi kırılsa da, içinde büyüyen ihanet ateşiyle.

Melis gözlerini kapattı, “Çünkü sevmek bazen bir tuzaktır. Ama asıl plan... Beni aşar. Bu, senin sandığından çok daha büyük.”

Deniz, gözlerini ona dikti. “Ne demek istiyorsun? Bu plan ne?” diye ısrar etti.

Bir an için Melis durdu, sonra elini cebinden çıkardı. Üzerinde yabancı semboller olan eski bir anahtar.

“Bu anahtar, Aryon ailesinin gölgesinde kalan en karanlık sırrı açıyor. Senin Cinayetin de dahil... Sedat sadece başlangıç. Ve sen, Deniz, bu oyunun tam ortasındasın.”

Deniz’in kalbi bir kez daha hızlandı; inanmak istemese de gerçekler gözlerinin önünde şekilleniyordu.

“Yani… senin bu oyunla ne alakan var?” diye nefessizce sordu.

Melis, odanın sessizliğini bozarak fısıldadı, “Bu sadece başlangıç. Daha anlatacak çok şey var, ama şimdi değil. Gözünü dört aç, Deniz. Çünkü bu katmanlar açıldıkça, en tehlikeli yüz ortaya çıkacak. Ve o kişi... Senin en güvendiğin insan olabilir.”

Deniz’in bütün vücudu donmuştu. Kafasında binlerce soru uçuşurken, Melis’in varlığı ona hem güven hem korku veriyordu.

“Ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu Deniz, sanki kendine yabancılaşmıştı.

Melis yavaşça yaklaştı ve Deniz’in elini tuttu. Parmakları buz gibi soğuktu, ama kararlılık doluydu.

“Birlikte hareket etmeliyiz. Yoksa bu oyun bizi yutacak. Beni dinle,” dedi.

Tam o anda kapı tekrar tıklandı.

Deniz’in nefesi kesildi.

Melis gözlerini Deniz’in gözlerinden ayırmadı, “Biliyorlar… O yüzden bu kadar tehlikeli,” dedi sessizce.

Birden koridorun karanlığından bir gölge süzüldü içeri. Deniz, Melis’e daha sıkı tutundu. Artık aşk, sadece bir hatıradan ibaret değil, uçurumun kenarında yürürken sarıldığı bir ip haline gelmişti.

Karanlık büyüyordu. İhanet hiç olmadığı kadar soğuk ve derindi.

Ve Deniz, bu oyunun sadece başlangıcında olduğunu anladı.

--- Bölüm Sonu ---