NoveliqaMalikanenin Gölgesinde Kalan Sır / Deniz'in Güven Testi :0%
Log in

Chapter 11

Deniz'in Güven Testi

Deniz’in kalbi, boğazında düğümlenmişti. Parmak tıklamasının ardından kapının yavaşça aralanmasıyla birlikte içeride donup kalmıştı. Gözleri, o koyu gölgeye takıldı—ışığın az olduğu koridorda siluet, tanıdık bir biçimde duruyordu.

“Ali…” dedi Deniz, sesi çatallı, neredeyse kendinden emin değil. Yine de kelimenin ağırlığı sessizliği parçaladı. “Neden burada? Bu saatte, kimse seni çağırmadı.”

Ali, elinde bir paketle kapı eşliğinde belirirken gerginliği bastırmaya çalışıyordu. Dudakları kıvrıldı, ama gözlerindeki samimiyetsizlik Deniz’in içini ürpertti.

“Gecikmiş bir dosya, Deniz. İşle ilgili. Sana vermem gerek.” dedi, ses tonu zoraki soğuktu. Adımları yavaş, neredeyse o an her kelimesinde sakladığı şeyi koklamak mümkün gibiydi.

Deniz, kapıyı aralığa açmama çabasında olmasına rağmen istemsiz adımlar attı. Ofisin soğuk lambaları altında, Ali’nin ifadesindeki kayganlığı görmek zor değildi.

“İş mi? Bu malikanede gecelik iş yok, Ali.” dedi Deniz sinirli, gönülsüzlüğüyle kendini zor tutuyordu. “Eğer biri seni göndermişse, bana söyle. Kim? Sedat mı?”

Ali başını çevirdi, derin nefes aldı. Kısa bir sessizlik, ardından gözlerin altındaki o zoraki parlama daha da belirginleşti. “Hayır, Sedat değil.”

Deniz’in yüreğinde bir düğüm daha sıklaştı. “O zaman kim?”

“Bilmiyorum... ama biliyorum ki, senin geçmişinle ilgili şeyler öğrenildi.” dedi Ali, kelimeler neredeyse bir fısıltı kadar sessiz, ama meydan okuyordu.

Deniz aniden ayağa kalktı, karşısındaki adamın gözlerine içine gömüldü. “Ne geçmişi, Ali? Ne öğrenildi?”

Ali yutkundu, yüzü biraz soldu. “Geçmişin, Deniz. O gece... senin arafta kalışın. Biri çok yakından izliyor seni. Bu güzel, yoğun ve karanlık şehirde... en hafif tabiriyle tehlikedesin.”

Deniz’in nefesi kesildi. Ellerini yumruk yaptı, dizlerinin bağı çözülecek gibi hissediyordu. “Seninle dostuz, Omar. Neden bana bu kadar dolaylı anlatıyorsun?” diye hiddetlendi, lakin sesi kırılgındı.

“Çünkü senin için risk yaratıyorum.” Ali, gözlerini yere indirdi, sanki ağırlığı hissetmişti. “Biri, geçmişinden gelen bir gölgeyi sallayıp seni köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Bu kişi ben değilim, Deniz. Ama senin yanındaki her insan onun tehdidi altında olabilir.”

Deniz’in yüreği buz kesmişti. Ali’nin sözleri, küçük ama hiç sessiz olmayan bir hışırtı gibi kulaklarında çınlıyordu. “O... kim?” diye zorladı.

Ali bir adım geri çekildi, titrek bir sesle, “Bilmiyorum, ama mesaj bıraktı bugün. ‘Deniz Çelik’in geçmişine dokunursanız, hayatından fazlasını kaybeder.’”

Duvarlarda yankılanan sessizlik, Deniz’in düşüncelerini yutmuştu. O karanlık sözler üzerine, aklı geçmişin gölgeleriyle savaşan anılarına kaçtı.

Derin bir nefes aldı, gözleri doldu ama kararlıydı. “Kim olursa olsun, yakalanmalı. Bu defa ben saldıracağım. Bu defa geri adım atmıyorum.” dedi, sesinde kırılgan ama terazisi kesin bir azim vardı.

Ali, gözlerini Deniz’den kaçırarak: “Sadece dikkatli ol… Burası malikanenin sınırları. Sırlar kazılarak, dürüstlük harcanarak korunuyor artık.” dedi.

Deniz, alev alev yanan şüphe ve ihanetin ortasında onu bekleyen çarpışmaya hazırlanırken, kapı önünde aniden bir gölge belirdi. Ali’nin omzuna dokunan o soğuk el, sessiz bir uyarıydı.

“Deniz,” dedi Ali, sesi düşerken, “şimdi gitmem lazım. Ama unutma, herkesin kapısını çalan kötü kader, senin geçmişinden de haberdar.”

İçeride kalan Deniz’in kalbinde birdenbire beliren bu karanlık gerçek, onu daha önce hiç hissetmediği bir yalnızlığı teslim ediyordu. Çünkü kiniyle, dostluğu arasındaki ince çizgi gitgide yok oluyor, ihanet daha derinden kök salıyordu.

Ve tam o anda, telefonundan yeni bir mesaj geldi. Ekranda beliren tek kelime, onun dünyasını sarsacak bir sırra işaret ediyordu:

“Bize dokunma, ya da sevdiklerini kaybet.”

Deniz’in gözleri büyüdü. Parmakları titrerken, aklında bir yığın soru dolanıyordu. Bu tehdit kimden geliyordu? Ve kim bu kişiyi, Deniz’in geçmişini bilen biri olarak korkutabilecek kadar etkili kılabilirdi?

Derin bir sessizlik çöktü, içindeki fırtınayı dışarıya vurmadan.

Kapının dışındaki gölge hızla kaybolurken, Deniz yalnızca bir kez daha sordu kendine:

“Gerçekten kimlere güvenebilirim?”

Ve karanlık, İstanbul’un görkemli gölgesinde yeniden ağır ağır çöktü.

---

--- Bölüm Sonu ---