NoveliqaMalikanedeki Son Şifre / Kayıp Belge :0%
Log in

Chapter 9

Kayıp Belge

Kapı yavaşça aralandı, içeriye süzülen gölge, odanın yarı karanlık köşesine yayıldı. Soluk bir ışığın altında zarifçe belirginleşen yüz hatları, Selin’in kalbinde bir kıvılcım daha yaktı: Murat Aslan’dan farklı, ama tanıdık bir soğukluk taşıyordu. Nefesimi tutmuştum; ortam nefessiz bir sessizliğe bürünmüştü.

Gözlerimiz kısa, keskin bir çatışmayla buluştu.

“Selin... yine buradasın.” Ses, beklenmedik bir yumuşaklık taşıyordu, ama altında bıçak gibi keskin bir tehdit vardı.

“Ne istiyorsun burada?” diye fısıldadım, içimde soğuk bir terler hali.

O bir adım attı öne, gözlerindeki dikkat ince bir gülümsemeye evrildi. “Sadece seni izliyorum. Belki de uyarıyorum.”

Kalbim hızlıca atarken, zihnimde yankılanan sessizlikte derin bir düşmanın varlığı büyüdü. Bu kişi Malikanedeki geçmişin gölgelerinden doğmuş, adı henüz bilinmeyen tehlikenin ilk ipucuydu.

Bir an, silahımı çıkarıp ateşlemek istediğimi fark ettim ancak kendime hakim oldum; bu ortamda böyle ani hareketler ölümcül sonuçlar doğurabilirdi.

“Beni takip ettiğini biliyorum,” dedim, gözlerimde donuk bir kararlılıkla.

Gözlerinde gizlenmiş bir alaycı ifadeyle, “Ve bunu değiştiremezsin,” dedi. “Ama sana bir tavsiye: Kayıp belgeyi arama. Bazı sırlar gün yüzüne çıktığında onları kimse sindiremez.”

Bu kelimeler buz gibi kulaklarımı deldi. Kayıp belge... O gizemli belge, Malikanenin tüm sırlarını açığa çıkaracak, bizim küçük dünyamızı yerle bir edecek o belge.

“Ben bunun peşini bırakmayacağım,” dedim. “Üstelik bu sefer daha yakınım.”

Adam kaşlarını çattı, bir adım daha yaklaştı. “O zaman daha dikkatli olmalı, Selin. Çünkü sen sadece belgenin değil, hayatının da peşindesin.”

O an, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğimizi anladım.

Gölgeler büyüyüp, karanlıkta kaybolmadan önce, çelikten bir soğukluk yayıldı odada. Gözlerimi kaçırmadan, nefesimi tutarak, önümdeki tehditin bir maskeden ibaret olmayacağını, onun Murat’ın korumasından çok daha fazlası olduğunu sezinledim.

Adam geriye döndü ve karanlık koridora doğru süzüldü, arkası birleşik ama sessiz adımları hala kulaklarımda.

Kapının hemen dışında az önce bulduğum ipuçları dolu çekmecelere, gizli bölmelere bakmak için acele ettim. Avuçlarım terliydi, ellerimi hızla belgelerin, notların arasında gezdirirken kalbim her an patlamaya hazır bir bomba gibi attı.

Bir çekmecenin alt katmanında, yüzeyi dışa doğru hafif bombeli, eski bir zarf yakaladım. Parmaklarım titrerken zarfın üzerine yazılan el yazısını seçmeye çalıştım: “Son Sözler — Sadece Güvenecek Olanlara.”

Zarfı açtığımda içindeki kağıt, soluk ve kırışmıştı; ama üzerindeki yazı netti.

“Gerçek burada, Murat’ın sandığının çok ötesinde,” diye başlayan satırlar, Malikanenin karanlık tarihine dair ipuçlarıyla doluydu.

Ancak okurken bir ses duydum, arkamda, tanıdık ama keskin bir nefes alış.

Kültürlü bir fısıltı duyuldu kulağımda, “Tek başına yürüme, Selin.” Söyleneni anlamaya çalışırken döndüm.

Göz göze geldiğim adam, şimdi çok daha yakın, yüzünde ölümcül bir kararlılıkla duruyordu.

O andaki tek gerçek buydu: Sadece Malikanenin duvarları değil, etrafımızdaki insanlar da bizi yakından takip ediyorlardı.

Ve ben kimin dost, kimin düşman olduğunu, hangi sırların beni yere serip hangi sırların beni kaldıracağını, henüz bilmiyordum.

Kalbimin hızı, kapıdaki sesle beraber artmaya başladı.

“Gerçek şimdi başlıyor,” dedim kendi kendime.

---

Devam edecek…