Chapter 4
Selin’in dizleri yere çarptığında ince bir acı dalgası yukarı yayıldı, nefesi kısılıp boğazında takıldı. Ayakta durmaya çalışırken, parmak uçları soğuk mermer zemine tutundu; o an dünyası, ağır bir sessizliğin içinde dondu kaldı.
“Selin...” Uzun, gergin bir ses yankılandı odanın içinden. Murat’ın sesi miydi, yoksa başka biri miydi? Hangi gerçeklerin tam ortasına düştüğünü daha yeni fark etmişti. Gözlerini kapattı, başını hafifçe iki yana salladı. Etrafını saran o lüks ama içine işlemiş kasvet, aniden nefesini kısıyor gibiydi.
Derin nefes alıp kalkmaya çalıştı. Dizlerinde titreme var, ama artık durmak yoktu. Karanlık koridor boyunca sessiz adımlarla ilerledi; her adımıyla kalbinin ritmi hızlanıyordu. Malikanenin her köşesi bir sır, her gölge belki de eski bir ihanet maskesiydi. İhtişamlı ama soğuk taş duvarlar, karanlığın içinde onun yıkılmış umutlarına tanıklık ediyordu.
Salona vardığında, Murat'ın görüntüsü silikleşiyordu önünde. Ellerini kalçalarına dayayıp, sert ve acımasız bir tok sesle konuştu: “Selin, burada konuşacaklarımız var. Ama önce bir anlaşma yapmalısın. Bu evdeki sırları dışarı taşımanın kimseye faydası olmaz.”
Selin’in gözlerinde ateş yanıyordu; içine işleyen bu tehdide rağmen dizginlenemeyen bir öfke vardı. “Sen ve ailen, yıllardır gerçekleri saklayarak kaçtınız. Artık oyun bitti, Murat. Ne yaparsanız yapın, gerçeği bulacağım.” Sesi titremesine rağmen kararlıydı.
Murat bir adım öne çıktı, sesi alçaldı: “Gelin, biraz sakinleş. Bu evdeki herkesin sakladığı sırlar var. Belki de sen, ailemizin yaşadığı acıları hiç bilmiyorsun.”
Selin’in kaşları çatıldı, hissettiği bu sessiz çağrışımlar bir şeyler fısıldıyordu. “Benim için saklanan her sır, kaybettiğim her anının parçası. Ve ben o parçaları birleştireceğim.”
Konuşmanın tam ortasında, koridordan ince bir ses yankılandı. Selin dönüp baktı. Aileden biri daha vardı. Küçük kardeşi Emre... Siyah saçlarının arasından keskin gözleri iyice parlıyordu; yüzünde, saklamaya çalıştığı bir yük, ağır bir sır vardı.
Selin, yavaşça Emre’nin yanına yürüdü. Kalbinin derinliklerinde bir şeyler kıvılcımlanıyordu. “Emre, neden bu kadar sessizsin? Bu evde senin de bir sırrın var.”
Emre gözlerini kaçırdı, kalkmak isterken elleri titredi. “Selin... sana söyleyeceğim şeyler var. Ama hazır değilsin. Beni dinlemeden önce, inanmak zor olacak.”
“Ne olursa olsun, birlikteyiz.” Selin, sesini kırmadan, kardeşine doğru eğildi.
O anda koridorun ucunda, gizemli bir belge yere düştü. Selin eğilip onu aldı, ama üzerinde yazanlar yüreğini buz gibi kemirdi.
“Bu... bu seninle ilgili mi?” Selin, korkuyla belgeyi Emre’nin ellerine tutuşturdu.
Emre’nin omuzları çöktü, gözleri karardı. “Evet... ve bu, hayatımızı baştan sona değiştirecek.”
Salondaki herkes nefesini tuttu. O an tüm sırlar ağır bir gölge gibi üzerlerine çökerken, Selin içini saran bir soru yankılandı:
"Bu saklı geçmiş, bizim kaderimizi yeniden mi yazacak?"
Tam o sırada, kapının önünde keskin bir tıklama sesi duyuldu.
Ve Selin, gözlerini belgeye sıkıca kilitlerken, yıllardır aradığı cevabın gölgesinde bir defa daha nefesini tuttu.
---
Devam edecek…