Chapter 6
Bir anlığına dünya sustu; kalbinin her çarpışı, kulak zarlarında bas bas bağırıyordu. Aslı, kapının arkasındaki o fısıltının yankısı hâlâ ciğerlerinde çırpınıyordu. Soluk almak ağırlaşmış, göğsünde ağırlık birikmişti. Gözleri karanlığa alışmaya çalışırken, hafif bir tıslama sesi dışında apartmanın içinde hiçbir hareket yok gibiydi.
Ay ışığı, malikanenin kasvetli koridorlarına gümüş bir çizgi çiziyordu; tüm detayı ortaya koymasa da, her türlü oyun ve saklanma çabasını boşa çıkarır gibi sertti.
Aslı adımlarını sanki yerde süzülen narin bir gölge gibi attı. Ayakkabısının topuğu zemine ancak duyulur bir tıkırtı bırakarak ilerliyordu. Sol eli cebindeydi; parmakları keskin buz gibi soğuğa rağmen hafifçe titriyordu.
Gecenin keskin soğukluğunda, pencereden içeri sızan rüzgarın uğultusu, terk edilmiş bir mezarlık sessizliği kadar boğuk ve ürkütücüydü.
"Kim vardı kapının arkasında?" diye düşündü Aslı, dudaklarını hafifçe ısırarak. O fısıltı, bilinmeyen bir tehdidin habercisi gibiydi—dizlerinin bağı çözülmesine neden olan.
Tam o anda, koridorun çatladığını düşündüğü uzak bir ses yankılandı. Neredeyse artık garip bir ritimle, malikanenin taşları üst üste koyuluyordu. Duyduğu sesler, sadece yaşanmışlık değildi; yaşayanlar vardı, gölgeleri vardı.
Aslı’nın kulakları keskinleşti. Bir kere daha dinledi; evin içinde kim yürüyordu? Hareket eden kimse yoktu. Ya da öyle görünmek istiyorlardı.
Adımlarını hızlandırdı. Büyük salonun kapısı aralık kalmıştı, hafifçe aralanan perdeler rüzgârda hışırtılar çıkarıyordu. Kendi yansıması, akkor ışıkta siyah bir hayalet gibi hafifçe titreyerek dans ediyordu. Aslı’nın gözleri, köşede duran büyük eski aynaya takıldı. Yansımasından hızlıca gözlerini kaçırdı.
Önceleri fark etmeyen, soğuk ve ağır bir nefes kokusu sarmıştı çevresini. Çok yakından geliyordu. Sanki biri onun hemen arkasında, nefesini bile tutmuş, karanlıkta bekliyordu.
Derin bir nefes aldı. 'Sakin ol, kimse yok,' diye düşündü kendi kendine.
Ama o an, koridorun sonunda karanlıkta beliren siyah siluet, Aslı’nın damarlarında buz gibi bir korku yaydı.
Bir anlığına göz göze geldiler; figürün yüzü görünmüyordu ama varlığı kesindi. Hareket etmeden, asılı duran bir gölge gibi bekliyordu.
Aslı’nın kalbi tavana çarpacakmış gibi hızlandı. Parmakları arkalığa tutunmaya çalıştı ama titreme bunu engelliyordu.
"Kim o?" diye boğukça fısıldadı, sesi kırık, korkunun sesi.
Cevap yerine, figür aniden hareketlendi ve neredeyse görünmezleşerek karanlığa karıştı.
İşte o an aniden fark etti—malikane?te geceleri hareket eden sadece o değil.
Aslı daha fazla belirsizliği kaldıramazdı. Yurttan bir hayalet sesi gibi gelen adım sesleri, pencerelerden süzülen gecenin ince esintisi, obsesif ve tedirgin bir ritimle karışıyordu.
Geçmişte yaşadığı acı ve pişmanlıklar, bu lanetli mekânda yeniden kıvranmaya başladı. Her gece, aynı karanlık koridorlar içinde yürüyor, sezdiklerini takip ediyor, gerçekleri arıyordu.
Az ötede, gizli bir kapı ani gıcırdamayla aralandı. Çelik soğukluğunda taş duvara yapışan gölgeler, birbiri ardına kaybolup yeniden ortaya çıkıyordu.
Daha önce görmediği bir yol, Aslı’yı içine çekiyordu.
Yanında bir adım sesi daha—bu sefer çok yakından, artık ardında hissediyordu biri var.
Gecenin sessizliği, kesildi.
Bir nefes tutuşu.
Ve ardından, fısıltı mıydı yoksa nefes mi?
"Aslı..."
İsmi, karanlığın içinde ince, buz kesen bir hançer gibi patladı.
Arkasına döndü, gözleri karanlığı deşerek kesin bir yanıt aradı.
Ama kimse yoktu.
Sadece... bir çift göz onu izliyordu.
Soğuk, karanlık gözlerle.
Ve o an anladı.
Artık yalnız değildi.
Birisi, onun her hareketini izliyordu.
Gölgelerle dolaşanlar, tek tek ortaya çıkmaya başlamıştı.
Ve onların içinde, her şeyden daha karanlık bir sır saklıydı.
Tam o sırada, kalbi nefesinden önce atmaya başladı. Bir gölge hızla yanından geçti ve karanlıkta kayboldu.
Aslı’nın nefesi kesildi, elleri onun karşısında asılı kalan soğuk hava gibi titriyordu.
Dedektif Aslı Yılmaz, malikanenin kucağında, şimdi daha da derin bir labirentte sıkışmıştı.
Ve onu izleyen karanlık, tek kelimeyle şunu söylüyordu:
Bu daha yeni başlıyor.
---
Dışarıda, fırtına tüm gücüyle patladı. Gökyüzünden inen şimşekler, malikânenin taş duvarlarını yırtarak geçiyor, kasveti daha da karanlık bir gölgeye bürüyordu.
Ve Aslı, o uzun koridorda tek başına kalmıştı.
Ardında sessizlik ve... izleyen gözler.
Bir adım daha atmaya cesaret edebilirdi.
Ya da geri dönmek için son şansı kaybedebilirdi.
Ama karanlıkta, biri onu sesizce izliyordu.
Ve suskunluğun derinliklerinde sadece şu ezgi çalıyordu:
Gölgelerle dolaşanlar, gecenin kralları.
Şimdi, sırlarını açıklama zamanıydı.
Kalpler durmamıştı.
Ve gerilim, maksimize olmuştu.
Kapıya yumuşak ama durdurulamaz bir tıklama vurdu.
---
(Derin bir nefes, sayfanın sonu...)