Chapter 14
---
Odanın içi bir anda aydınlandığında, Aslı’nın gözleri karanlıktan sanki bembeyaz bir kâbusa düşmüş gibiydi. Fenerin soğuk ışığı doktor titrek parmakları kadar titriyordu; gözlerinde anlık bir donukluk, bedeninde ise füze ateşi gibi yükselen adrenalin…
Kapı yavaş yavaş aralandı.
İçerideki karanlık ve sessizlik, o an Aslı’nın içine çöken buz kütlesi gibi eridi.
Ancak karşısında, beklenenden çok farklı bir siluet vardı.
“Kim… kimsiniz?” derken sesi çatallandı, ruhundaki korkuyu bastırmaya çabalayan bir fısıltıydı bu.
Silüet belli oldu: Üzerinde koyu renk bir kaban, yüzü gölgelerin içinde kayboluyordu.
İçeriye kaçamak, ürkek bir adım attı.
“Benden korkmana gerek yok,” dedi sessiz bir tonda ama içi keskin bir tehdit kıvrılıyordu.
Aslı, henüz hangi tarafta duracağına karar verememişti.
“Buraya nasıl girdiniz? Bu ev kapalı tutuluyor!” diye çıkıştı, titrek nefesleri odanın soğuk havasıyla uyum içindeydi.
Adamın sesi, alçak ve tehditkârdı: “Senin buradaki duruşun hiç de güven vermiyor, Aslı Yılmaz.”
Kalbi birkaç kez daha hızlı çarptı.
“Beni nasıl tanıyorsunuz?”
Silüet – Demir Venera’nın beklenmedik hamlesi bu muydu?
Aslı, fenerin ışığını hafifçe hareket ettirerek adamın yüzüne baktı; soğuk, insanı parçalayan bir bakıştı bu.
“Beni takip ettiğini biliyorum,” dedi adam. “Bir kez daha gerçeğin peşinde dolaşırsan, hayatın daha karanlık olur.”
Gözlerini kısarak karşılık verdi Aslı: “Gerçeği aramak, yasalara aykırı değil.”
Demir, sorunsuzca karşılık verdi: “Ama burada, özel alanlarda farklı kurallar geçerli. Senin cehaletin, bizim sırrımızın önünde engeldir.”
“Ne sırrı?” Aslı’nın sözleri isyan ve merakla doluydu.
Ama o anda kapı hızla kapandı. Her iki taraf için de artık geri dönüş yoktu.
---
Aslı, bir adım yemedi, feneri sabitleyip odanın içini gözden geçirdi.
Uzanmış beden… bir kitap kurumunun sayfalarını açar gibi nazikti.
Ancak bedenin pozisyonu garipti: Yana yatmış, sosyal konumuna göre son derece basitti.
Yere yayılan kan, odanın karanlığını daha da kalınlaştırıyordu.
İnce bir yumuşaklıkla bastırdığı damarlar, parçalanmış umutları hatırlatıyordu.
Yavaşça eğildi ve öndeki yüzü, tam ışığın altındaydı.
Bu kişi, görünenden daha fazlasıydı.
“Kim bu?” diye haykırdı içinden, ancak cevap yalnızca sessizlikti.
---
O an, bir ses—küçük, titrek—duyuldu.
“Bu yanlış…” yükseldi odanın bir köşesinden.
Aslı, sesin sahibini aradı.
Koyu gölgelerin içinde küçük, narin bir siluet belirdi.
O, Leyla—uyanık ve endişeyle dolu bir bakışla Aslı’ya baktı.
“Bu kişi... öldürülen kişi, aslında hedef değil.”
Leyla’nın cümlesi donuk bir şimşek gibi çaktı; odadaki sessizlik birden yıkıldı, bir fırtınanın ilk patlamasıydı.
“Asıl hedef kim?” diye sordu Aslı, kalbi yerinden çıkacakmış gibi.
Leyla, birkaç saniye tereddüt etti, içindeki çekinceyi yansıtan küçük bir nefes aldı.
“Demir'in oğlu... Mali.”
Aslı’nın gözleri büyüdü.
“Niye?”
Leyla, titrek ve ani adımlarla fenerin yanına geldi.
“Biliyorsun, Malikane’deki herkesin bir yüzü var, ama o... kimseye açmadığı karanlık sırları saklıyor.”
Aslı, düşüncelerle boğuşurken kendi geçmişindeki hatayla yüzleşiyordu. Çünkü bu defa, gizem sadece malikane duvarlarının arkasında değil; koca evin tam ortasında hayatları parçalayan bir karmaşa içine düşmüştü.
Saniyeler içinde, odaya büyük bir değişim hâkim oldu.
Yanlış anlaşılmanın doğurduğu etki, cinayetin ardındaki gerçek katmanı açığa çıkarıyordu.
---
Fakat tam bu sırada, kapı tekrar şiddetle çarpıldı.
Aslı ve Leyla birbiriyle göz göze geldi; aralarındaki sessizlik, buz gibi bir ölüm oyununa davetiye gibiydi.
Kapıdaki tıklama, özgürlüğü değil, yeni bir esaretin habercisiydi.
Ve Aslı’nın zihninde ilk şüphe filizlenmişti.
“Bizi izliyorlar.”
---
Bölüm Sonu