NoveliqaMalikane'nin Son Şifresi / Gizli Geçitlerin İzinde :0%
Log in

Chapter 13

Gizli Geçitlerin İzinde

Kapı, usulca aralık kalmıştı; karanlık odaya sızan soluk ışıklar, Aslı’nın kalbinde eski bir yara gibi derin bir sızı uyandırıyordu. Ardındaki gizemin ağırlığı, boğazına düğümlenmiş gibiydi. O an için nefesi kesildi; etrafındaki rutubetli duvarlar, ağır hava ve ipin ucunu kaçırmış düşünceler bir araya gelmiş, gözlerine sessiz bir karanlık perdesi indirmişti.

Yanlarında, ekibinin yüzlerindeki tereddüt ve çaresizlik okunuyordu. Mert, eliyle başının arkasına yaslanmış, gözlerini kısıp odaya bakıyor; Burcu ise dudaklarını ısırıyor, parmaklarını aralıksız tırnaklarının ucuna götürüyordu. Sessizliğin içinde, dışarıda fırtınanın uğultusu daha da yükselmiş, camlara vuran yağmur damlaları birer birer yankılanıyordu.

Aslı derin bir nefes aldı, dilinin ucuyla dudaklarını ıslattı. “İçeri giriyoruz,” dedi fısıltıyla, sesi çınlamayan bir sessizlikte yankılandı. “Dikkatli olun, burada sadece karanlık yok.”

Bir adım attılar; çelik ayakkabılarının tabanları eski ahşap zemine hafifçe vuruyor, yankılanan ses malikanenin içinde tuhaf bir ürperti yaratıyordu. Aslı, duvara yaslanmış eski bir tabloda gizlenmiş küçük bir paneli fark etti. Parmağını sürükleyerek dokundu; taş gibi soğuk, ancak mekanizmayı harekete geçirebilecek bir gizlilikteydi.

“Burası…” dedi, gözleri parladı. “Gizli geçitler.”

Mert yanına yaklaştı. “Bunu kim bilebilir ki?” diye mırıldandı. “Demir’in bile haberi yokmuş olabilir.”

Aslı’nın dudak köşesinde hafif bir tebessüm belirdi ama hemen silindi. “Belki de bildi; ama saklamak istedi.”

Derin bir hırıltı eşliğinde panel çıkarak ufak, karanlık bir boşluğu ortaya çıkardı. İçeride, nem kokusu ve eski tahtaların cızırtısı vardı. Kısa bir tereddütten sonra, Aslı cesurca başını uzattı.

“Soğuk... Nefesim buharlaşıyor.”

Burcu fenerini çıkardı, ışığın turuncu halkası duvarlarda titrek gölgeler oluşturdu. Geçidin içinde, yüzyılların unuttuğu toz ve örümcek ağları asılıydı; gizem ve terk edilmişliğin kokusu tüm duyu organlarını sardı.

Adımlarını dikkatlice attılar; çelik kapıların gölgesinden kaçan sular sızıntı yapmış, taş zemin ıslak ve kaygandı. İnce toz bulutları ayağa kalkıyor, gövdelerine çarpıyor; her nefes, eski bir tarihin canlandığını müjdeleyen titrek bir fısıltı gibiydi.

“Mert, dikkat et orada!” Burcu aniden durdu. Ayağının ucunda minik bir çukur vardı, içi karanlık ve dipsiz görünüyordu.

Aslı elini uzattı, Burcu’nun omzuna dokundu. “Bir an için duralım. Bu sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel sınav.”

Aralarındaki hava aniden değişti. Zihinsel bir pus, nemli toprak ve eski kitapların kokusu karıştı. Geçidin sonunda gölgeler yavaş yavaş şekil değiştirmeye başladı.

Ve sonra, karşılarında eski bir ahşap kapı belirdi. Paslanmış menteşeleri hafifçe gıcırtı çıkardı. Aslı, yüreğinin derinliklerinde yükselen bir rahatsızlık hissiyle kapıya doğru yöneldi.

“Hazır mıyız?” diye sordu, sesi sert ama kırılgan.

Mert başını salladı. “Hazırız.”

Aslı kapıyı ittiğinde, eski demirin ötesinde unutulmuş anılar yankılandı. İçeri girer girmez, gözleri hemen odanın köşesindeki bir sandığa takıldı. Kütük kapağı hafif aralanmış, içinden sararmış kağıtlar taşmıştı.

Odadaki hava birden ağırlaştı. Burcu, feneri yavaşça sandığın içine doğru çevirdi. Eskimiş evrakların üzerinde titrek ışığın refakatinde, solgun mürekkeple yazılmış satırlar belirdi — aile soyunun en karanlık yönlerini ortaya seren belgeler.

“Bu… bu soyun kırılma noktası.” Burcu haykırdı.

Aslı usulca bir sayfayı kaldırdı. Harfler gözlerinin önünde dans ediyor, ama kelimeler içinde gizlenmiş acı, buz gibi bir bıçak gibi kalbine saplanıyordu.

“Demir Venera’nın asıl babası hiç kimseye söylenmemiş. Ailenin yüz karası olarak sakladıkları, kan damlayan bir sır bu.”

Mert dudaklarını ısırdı; gözlerini kaçırmak isteyip, başarısız oldu. “Ve şimdi… bu sır, gün yüzüne çıktı.”

Odayı kaplayan sessizliği, fırtınanın dışarıdaki uğultusu daha da derinleştirdi. Aslı’nın kalbi hem kırılıyor hem de dikenler gibi sarılıyordu sırra. Bu, sadece eski bir belgeler yığını değildi; bir ailenin tüm temelini sarsacak, bir katilin ve kurbanın gölgelerini taşıyan lanetli bir geçmişti.

Tam o anda, sandığın hemen arkasındaki duvarda hafif bir hareket fark etti Aslı. Elde fener, yavaşça eğildi.

O sırada arka kapıdan keskin bir tıkırtı duyuldu.

Aslı’nın başı aniden döndü.

Kapı, bilinmeyen bir eli tarafından yavaşça çekiliyordu...

Ve odanın içi ansızın aydınlandı.

---

[Bölüm Sonu]