Chapter 4
Kapı aralandığında salonun havası aniden değişti. Ayakta duran, sakince avuç içlerini masanın kenarına dayayan Can’dı. Gözlerindeki soğuk, kışın en koyu anında sızan ayaz gibi içeriye yayıldı. Elif’in bir anlığına kalbi durdu; o anı ölümsüzleştiren tek şey, Can’ın yüzündeki sinsiliğin boyutuydu.
“Sanırım konuşmamız gerekiyor, abla,” dedi, kelimeler ağır, niyet karanlık bir hendek gibi aralarına serildi.
Elif zorlukla doğruldu, masaya yaslandığı elleri istemsizce titriyordu. Ama yüzüne yansıttığı kararlılık, birbirine kenetlenmiş dişler ve cilasız sabrın kırıntılarıydı. “Ne istiyorsun Can?”
Can, bir adım attı ileri, salonun gerginliği artarken havada görünmez bir bıçak keskinliği belirdi. “Bugüne kadar senin mükemmel kız olduğunuzu sandım. Ama gördüğüm kadarıyla herkesin bir zaafı var. Ve o zaaf, beni sonsuza dek gölgede bırakmanı engellemek için yeterli.”
Elif’in içindeki buz kütlesi çatladı. Kardeşinin bu yeni yüzü, yıllardır sakladığı canavarın iskeletini gösteriyordu.
“Burası benim yuvam, Elif. Ve sahibi benim. Hatırlatmak isterim: Ailemizin adı ancak benimle yükselir.”
“Ben bunu kabul etmiyorum Can,” dedi Elif, sesi titrek ama ateşliydi. “Senin gölgen altında yaşamayı reddediyorum. Bu aile sadece senin oyuncağın değil.”
Can’ın dudaklarında alaycı bir gülümseme yayıldı. “Gerçek şu ki, oyun çoktan başladı. Sen sadece yeni kuralların farkında değilsin.”
Tam o sırada ofisin iç kapıları hızla aralandı. Elif’in sağ kolu olan Mete içeri girdi, yüzündeki endişe kırıntıları gözler önündeydi.
“Elif Hanım, acilen toplantı odasına gelmelisiniz. Can Bey, şirketin finansal kayıtlarında ani bir hareketlilik tespit etti.”
O an, Elif’in iç dünyasında alarm zilleri çaldı. Can’ın hamlesinin sadece sözlerde kalmayacağını, şirketin kalbine tam isabet edeceğini anlamıştı.
Toplantı odasına adım attıklarında, masanın etrafında toplanan yönetim kurulu üyelerinin yüzlerindeki kaygı, yangının ilk dumanıydı. Can, sözcülerden birine kısa bir baş selamı verdikten sonra söz aldı;
“Şirketin nakit akışında ciddi bir boşluk var. Birkaç milyon liralık ödeme beklenmedik şekilde gecikti, kaynaklar izlenmelidir.”
Bir başka direktör, hızlıca laptopunun ekranında analizleri açtı; Elif’in gözleri verilerin arasından tek tek kayıyordu. Ortada büyük bir sorun vardı. Ve bu sorun Can’ın planının sadece başlangıcıydı.
“Sadece nakit akışı değil,” dedi Elif katı bir tonla, “aynı zamanda kayıt dışı işlemler, bazı hesaplarda anormal hareketler... Bu, içeriden biri tarafından organize edilmiş.”
Can, hafif bir tebessümle cevap verdi; “İçeriden biri her zaman en tehlikelisidir, abla. Bunu unutma.”
Gözleri bir an Elif’in içini delinmişcesine delik deşik etti. Sonra, yıldırım hızıyla toparlandı. Toplantı aniden tartışmaya döndü; parmaklar hesaplar üzerinde ilerlerken herkes kendince nedenlere odaklandı. Elif, kalbinde sıkışan bir düğümle, oğlunun ihanetinin ozanı gibi çaldığını hissetti.
Oradan ayrılırken ofis koridorlarında yankılanan adımlar, hükmetme oyunlarında ilk taşların düşüyordu.
Elif, planlanan saldırının sadece parasal olmadığını biliyordu; Can, kardeş olarak değil, bir düşman olarak karşısındaydı.
Saatler ilerledikçe, şirket çalışanlarının dedikoduları arasında Elif’e karşı sinsi fısıltılar yayıldı. Ofis camlarından dışarı bakan şehir, elmas pırıltılarıyla gecenin içinde yanıyordu ama Elif’in dünyası buz gibi soğuk, ürkütücü bir karanlığa bürünmüştü.
Bir yanda şirketteki bu kurşun dizisi devam ederken, Elif hızla kaybolan güveni toparlamak zorundaydı. Kendi zekâsını, sezgilerini ve daha önce gizlenmiş aile sırlarını kullanmaktan başka çaresi yoktu.
Gecenin geç bir saatinde, yalnız kaldığı çalışma odasında eski dosyaları karıştırırken, gizli bir klasör dikkatini çekti. Ailenin resmi belge kayıtları arasında, görünürde önemsiz bir dosyaydı ama zarfın kenarından taşan bir not onu durdurdu.
‘Açılması Yasaktır. 1998 – Yılmaz Ailesi Gizli Protokolü.’
Elif’in nefesi titredi, gözleri büyüdü. Bu dosyanın içinde, yıllardır kimsenin bilmediği, aileyi yıkabilecek karanlık sırlar vardı.
Klasörü açtığında, soğuk metalik bir koku gibi kadim bir tehlike hücum etti ona.
Bir ansızın, çalışma odasının kapısı arkasından sertçe çarpıldı.
Elif, kendini ani bir tehdidin orta yerinde buldu.
Siyah gölgeler içinde, kapıda bekleyen bir figür vardı. Kim olduğunu anlamaya çalışırken, yüzü okadar karanlıktı ki, sadece bir gölgeydi.
“Bu aile hakkında bildiklerin... seni ya öldürecek ya da yeniden doğuracak,” diye fısıldadı karanlık, sesi gece kadar soğuktu.
Elif, yavaşça dosyaya dokundu; elleri titremesine rağmen kararındaydı. Aile üyelerinin sırlarını açığa çıkaracak, gerçekleri korkusuzca karşılayacaktı.
Ve Can’ın sinsice ördüğü bu tuzakta, şimdi kartlar yeniden dağıtılıyordu.
O anda odanın içindeki hava aniden küt diye kesildi.
Ve kapı arkasındaki gölge, ansızın bir adım attı içeriye—
Karanlık sessizlik, bir avuç gizem ve bir nebze umutla iç içe geçmişti.
Devam edecek...