NoveliqaKaderin Parçalanışı: Yeniden Doğan Kader Avcısı / Sırlar ve İttifaklar :0%
Log in

Chapter 11

Sırlar ve İttifaklar

Karanlık gece, Ömer’in içindeki fırtınayla birleşerek onun dünyasını yerle bir etmişti. “İhanet planlarımı açıklıyorum.” cümlesi, yüreğinin en derin noktasında bir hançer gibi saplanmıştı. O sözlerin ardından gelen sessizlik, etraftaki uğultudan çok daha gürültülüydü. Gecenin soğuğu, tenine inerek kemiklerini titretiyordu ama asıl buz kesen şey, kalbindeki o boşluktu.

Ömer gözlerini gölgelerle dolu odada açtı. Elleri hâlâ titriyordu; parmak uçlarında ince bir karıncalanma vardı. Ağır nefesler alırken odanın köşesinde karanlığa karışmış figürler vardı. Karanlıkkan’ın sözleri yalnızca dışarıdan duyulmamış, onun damarlarında yankılanmıştı. Sanki geçmişinin bütün gölgeleri, şimdi omuzlarına çökmüştü.

Birden kapı aralandı ve sert bir adım sesi yankılandı taş duvarlarda. İdris girdi, gözleri karanlıkta parlayan keskin bir avcı gibi. Yüzünde yorgun ama aynı zamanda kararlı bir ifade vardı.

“Ömer,” dedi düşük bir sesle, “Artık zamanımız daralıyor.”

Ömer doğruldu, yere bakarken vücut dilinden sakince İdris’e güvenmediği okunuyordu. “Bu ihanet planı ne demek? Kim aslında düşmanımız oldu?”

İdris’in gözlerinde kısa bir tereddüt belirdi, sonra derin bir nefes aldı: “Bunu söylersem bazı kapılar sonsuza dek kapanabilir. Ama bilmen gereken şu: Karanlıkkan’ın planı beklediğinden çok daha derin. İhanet eden yalnızca o değil.”

Ömer’in yüreğine soğuk bir su serpildi. “O zaman kim?” diye büktü sesi.

İdris, duvara yaslanırken gözlerini karanlığa daldırıp, dar bir gülümseme kondurdu dudaklarının köşesine: “Müttefik görünüp arkandan bıçak sıkanlar çok. Ama kimse tam anlamıyla güvenilir değil, Ömer.”

Bu sözler öyle ağırdı ki, kulakları zın zın çalmaya başladı. İçerideki saran sessizlik, her kelimeyi daha da ölümcül hale getirmişti. Ömer, gözlerini karanlıkta dolaştırdı ve orada, gölgeler arasındaki birkaç figürün gözlerini ona diktiğini fark etti. Hepsi bir sır, bir gizem barındırıyordu.

“Yanımızda en azından fiziksel düşmanlar açık, peki ya içimizdeki... hipotek altındaki ihanetler?” Ömer, burun kıvırarak devam etti. “Karanlıkkan’ın ordusu ile yalnızca savaşmayacağız, arkadaşlarımıza karşı da tetikte olacağız demek bu.”

İdris kafasını salladı: “Kesinlikle. Herkes kendi çıkarına göre hareket ediyor. Kimi para peşinde, kimi güç. Biz ise sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz.”

O anda odanın yakınındaki bir sırdaş yankılandı. “Hayatta kalmak mı? Yoksa kaderimizi yazmak mı lazım?” Bu sözü veren, Ömer’in yepyeni müttefiklerinden biri; soğuk mavi gözleriyle dikkat çeken Elara’ydı. Ellerini beline koyup hafifçe yana eğildi.

“Bana göre sadece savunma yetmez. Saldırmalı, gizli hamlelerle onları alt etmeliyiz.” Sesinde gizli bir kin vardı, sanki geçmişte yaşadığı acılar her kelimesini keskinleştirmişti.

Ömer onun bu tavrını izlerken, aklında kıvrımlı sorular yükseldi. Elara’nın amacı neydi? Onun içinde saklı bir sır mı vardı? Kendisini ne kadar açabilirdi?

İdris yüzünü buruşturdu: “Elara’nın söyledikleri kulağa hoş geliyor ama kalbini bilemeyiz. Bu oyunda kartlar sürekli değişiyor. Kimi müttefikler güçlü görünüp geri dönüyor; kimisi ise gölgede kaldıkça daha tehlikeli oluyor.”

Ömer, derin bir nefes çekip ayağa kalktı. Gecenin soğuğu hala tenini kesiyordu ama içinde sönmeyen bir ateş vardı. “O zaman bundan sonra kimseye körü körüne inanmıyorum. Her adımı dikkatle atacağız.”

O anda kapı tekrar aralandı. Bu sefer odada yeni bir hava hareketlendi. Girişin önünde sirek alevlerinden yapılmış bir kalkan taşıyan, uzun boylu, yüzünde derin çizgiler olan yaşlı bir adam belirdi. Siyah ve gümüş işlemeli giysileri gece karanlığında parıldıyordu.

“Ömer Yılmaz,” dedi derin, tok bir sesle. “Beni tanımazsınız ama bu savaşta sizinle aynı tarafı tutuyorum. İsmi Galen. İttifak teklif etmek için geldim.”

İdris gözlerini kısarak adama baktı, dudakları iki kelimeyi söylemek ister gibi titredi. Ömer ise kaşlarını kaldırdı. Bu adam doğrudan bir tehdit miydi, yoksa yeni bir umut mu? Karar vermek zorundaydı, çünkü zaman hızla tükeniyordu.

“Elimizde çok az bilgi var,” dedi Galen, “Ama bildiğim şey şu: Lord Varkos Karanlıkkan, geçmişinde sakladığı sırlarla birlikte, bu oyunun çok ötesinde bir güçle oynuyor. Ona karşı koymak için bizden fazlasına ihtiyacın olacak.”

Ömer yüzüne yayılan bir tebessümle cevap verdi: “Belki de bu yüzden, sırlar ve ittifaklar tam da şimdi, hayatımın tam kalbinde yükseliyor.”

Ancak o anda, kapıdan içeriye ansızın başkaları da katıldı. Gözleri karanlıklarda parıldayan birkaç figür daha... Hepsi Ömer’i süzüyor, kendilerini saklamaya çalışıyorlardı. Karanlık, sadece dışarıda değildi. İçeride bile parçalanmış güven duygularının içinde cirit atıyordu.

Elara sessizce Ömer’e yaklaştı; gözlerinde bir parıltıyla, “Unutma, dost görünümlü düşmanlardan daha tehlikelisi yok,” dedi fısıldar gibi.

Ömer, korkuya kapılmadan derin bir nefes aldı. Kader savaşı şimdi başlıyordu, çünkü her ittifak bir sır, her sır ise bir bıçaktı.

Ve en ürkütücü gerçek şu ki, yeni müttefikler arasında kimse tam olarak güvenilir değildi.

---

Kapı arkasında bir parmak şiddetle vuruldu. Herkes o sesin, gelecek anların habercisi olduğunu biliyordu.

Ömer, yavaşça kapıya doğru döndü. Kalbi, dünyadaki sonsuz bilinmezlikler kadar hızlı çarpıyordu.

“Kim o?” diye sordu keskin bir ses.

Fakat içeriden, cevap vermek yerine yalnızca soğuk bir rüzgar odanın içine doldu.

Ve gece, kendi içinde yeni sırlarla daha da karanlıklaştı.