NoveliqaGölgelerin Patronu: İmparatorluğun Karanlık Yüzü / Kara Kutu :0%
Log in

Chapter 12

Kara Kutu

Buz gibi hava odaya doluvermişti. Hilal’in kalbi, göğsünde vahşice çarparken, gözleri karanlık siluetin etrafında kıvrandı. Siluet hareketsiz, gölge gibi. Bir anlık şaşkınlık bile sesini boğmuş gibiydi.

“Kim o?” diye tekrar etti Hilal, sesi titrek, ama içinde yanan öfkeyi bastırmaya çalışarak.

Siluet derin bir nefes aldı. Yavaşça omzunu silkeleyip, loş ışığa doğru birkaç adım attı. Yüzünü görünmez kılarak, sadece alçak bir fısıltıyla konuştu:

“Hilal… seni hiç bu kadar savunmasız görmemiştim.”

Hilal titredi. Bu cümlede sadece eski samimiyet değil, keskin bir tehdit vardı. Parmaklarının ucunda titreyen miydı? Yoksa durmaksızın artan adrenalin mi? Ayakta kalmak zordu.

“Ne istiyorsun?” dedi Hilal, sesi sertleşti.

Adamın sesi tavana doğru yükseldi:

“Sevdiğin o gizemli paket… İçinde sakladığın kara kutunun anahtarı yok mu, sence?”

Hilal bir adım geri çekildi, bedenindeki buzdan bir fırtına patladı. Flash disk hâlâ elindeydi; elinden düşürmeden, onu koruyan bir zırh gibi tuttu.

“Bu senin oyunun mu?” diye sordu, gözleri bıçak keskinliğiyle.

“Sana yardım eden bir dost, sana zarar veren bir düşman… Hangisi olduğumu bulacaksın.” Siluet, bir adım daha yaklaştı.

Hilal burnuna keskin metal ve eski tütün kokusu geldi. Hafifçe başını eğdi, korku ve öfke arasında sıkıştı kaldı.

“Cevabını biliyorum aslında,” diye fısıldadı adam. “Ama öğrenmek istiyorsan izlemeye devam et.”

Tam o anda, masanın üzerinde parlayan flash disk ürkütücü bir şekilde titredi. Hilal bir an için parmağını üzerindeyken tereddüt etti. Disk, karanlığın içinde sessiz bir davetiye gibiydi.

“Bu yoldan geri dönmen mümkün değil,” dedi adam son kez.

Hilal, içindeki karanlığı büyüterek sözlerini duymazdan geldi. Aniden, masa üzerindeki diskı bilgisayarına doğru itti. Ekran ışıklar içinde titremeye başladı; dosyalar ardı ardına açılıyordu.

Fakat tam o sırada—kaçınılmaz gürültüyle—odanın tüm ışıkları sönüverdi.

Karanlıkta, Hilal’in yutulan nefesi ve elektrik tellerinin cızırtısı duyuldu.

Ve aniden odanın kapısı, dışarıdan sert bir darbeyle, hışırdayarak açıldı.

“Kime güvenebilirsin ki...?” diye düşündü Hilal.

O an aklından geçen tek şey vardı:

“Bana ihanet eden kimse, bu dosyalarda açıkça ortaya çıkacak.”

Ama kapıdan içeri giren gölge, düşündüğünden çok daha tehlikeliydi.

Karma bir nefes sürerken, oda tamamen karanlığa büründü.

---

Devam edecek...