Chapter 2
Kapı, yavaşça aralandı; gölge bir adım daha içeriye süzüldü. Nilay’ın kalbi, göğsünde bir kuş gibi çırpınıyor, nefesi kesilmişti. Küçük odanın loş ışığı altında, belirsiz bir figür belirdi. Gözler, tanıdık bir isim arıyordu karanlıktan çıkacak olanın.
“Nilay…” diye fısıldadı kişi, sesi bıçak gibi keskin ama aynı zamanda eski bir dostun şefkatini taşıyordu.
Nilay gözlerini kırptı, korku ve umut birbirine karıştı, “Yiğit abi… Sen misin gerçekten?”
Yiğit, yılların yorgunluğunu taşıyan yüzünde ince bir tebessümle doğruldu. Gözlerindeki titrek ışıltı, yıllardır içinde tuttuğu sırların ağırlığını yansıtıyordu. "Evet, ben… Korkma, senin için buradayım," dedi ağır ağır.
Nilay, elindeki eski belgeyi sıkıca kavradı. Ailesinin trajedisini çözmek için ilk adımı atmanın verdiği kararlılıkla, “Bana anlat, Yiğit abi. Ailem... Miraylar... Gerçekten ne oldu?” diye sordu.
Yiğit derin bir nefes aldı. “Miray ailesi, göründüğünden çok daha karmaşık, çok daha tehlikeli bir ağın içindeydi. O kaybolan miras diye bildiğin şey... aslında kaybolmadı.”
Nilay’ın yüreği, bu cümlenin ağırlığından sarsıldı. “Ne demek kaybolmadı? O zaman neredeydi?”
Yiğit, üzerindeki tozu silerken, eski bir sandığın kapağını aralar gibi sözlerine devam etti: “Seni korumak için saklandı; o miras, senin içinde saklı, kanında taşıdığın gerçek. Ama tehlike her yerde ve Aslan Efeoğlu’nun gözleri üzerimizde.”
Oda, yiğitler kadar karanlık sırlarla doluydu. Nilay, paslı mihverlerin içinde dönen hikayenin parçalarını birleştirmeye çalışırken, dışarıdan gelen rüzgar sesi, kapının önündeki yabancı birinin adımlarına karışıyordu.
Ve tam o anda, kapı sertçe çalındı.
Yürek sanki bütün şiddetiyle duracak gibiydi.
“Kim o?” diye fısıldadı Nilay, sesi neredeyse duyulmuyordu.
Yiğit, derin bir nefes alarak, “Bu gece, her şey değişecek,” dedi.
Kapı birdenbire aralanırken, gölge tekrar belirdi. Üzerinde pahalı bir takım elbise, gözlerinde Aslan Efeoğlu’nun soğuk ve keskin bakışı vardı.
“Herkesin bilmesi gereken bir gerçek var,” dedi Efeoğlu, dudaklarında alaycı bir gülümsemeyle.
Nilay, bedeni donmuş, gözleriyle karşısındaki tehlikeyi ölçüyordu. Bu gece, yalnızca miras savaşının değil, hayatının da kaderini belirleyecekti.
——— (Devam edecek...)