NoveliqaGizli Tacın Ardındaki Alev / Çifte Oyun :0%
Log in

Chapter 15

Çifte Oyun

Dış kapının sertçe kapanması, salonun içindeki o kıpırtısız anı paramparça etti. Nilay’ın kalbi, göğsünde deli gibi çarpıyordu. Yavaş ve derin bir nefes almaya çalıştı; ama havanın soğukluğu, boğazına yapışmış gibi bir hisle titremesine yol açtı. İçeriye giren adımın hafif gıcırdayan zemini, sessizliğin üzerindeki ölümcül bir çığlık gibiydi.

— Geceyi geçirmeye karar verdin, demek? — Aslan’ın sesi, o kadar yumuşak ve aynı anda o kadar soğuktu ki, Nilay’ın derisi tüy tüy oldu.

Nilay başını kaldırırken göz göze geldiler. Aslan, saklamaya çalıştığı ama o ân için tüm dünya karşısına serilmiş gibi duran karmaşık bir ifadeyle, colur sakalları altında hafifçe gülümsüyordu. Gözlerinde, hesaplaşıp hesaplaşamayacağını ölçen erimiş çelikten bir ışık vardı.

Nilay’ın parmakları kasılıyordu; aklından geçen binlerce soru arasından sadece biri dudağına dokundu:

— Neden buradasın?

Aslan’ın gülümsemesi kısaldı ama gözlerinde beliren kırgınlık, onu geçici bir samimiyet dalgasına kaptırdı.

— Çünkü... seninle konuşmamız gerekiyor. — Konuşacağız mı gerçekten, yoksa oyununa devam mı edeceksin? — Nilay’ın sesi öfke ve korkunun keskin karışımıydı.

Aslan adım attı, vücudunun sıcaklığıyla odayı yavaşça dolduruyordu. Ellerini cep içine soktu, dengeli bir tavır sergilemeye çalışarak, ama gözlerindeki sinsi parıltı her hamlesini ifşa ediyordu.

— Senin için değil mi her şey? İtibar, hak, ailenin mirası... Ama aynı zamanda bu yük altında ezilmek istemiyorsun, öyle değil mi?

Nilay’ın kaşları çatıldı. İçinde kıvılcımlar dans ediyor, mücadeleyle yanıyordu.

— Ailem hakkında söylediklerin gerçek olamaz, Aslan.

Aslan, bir karanlık çöküş gibi geriledi. O andaki durgunluğunda kalbinin nasıl çarptığını hissediyordu. Microlavlar, dilinin ucundaki ağır gerçeklik belirsizliğine karıştı.

— Gerçekten karşılaştığımız zaman, her şey değişiyor.

Nilay’ın dudağı kıpırdadı, ancak cevap vermedi.

Bir anlığına aralarındaki gerilim, odayı saran ağır ve yoğun havada dans ederken, Aslan açıkça kırılıp kendini gösterdi.

— Biliyorum, seni manipüle etmekten vazgeçerken, senin de kendi oyununu oynayabileceğini.

Nilay durakladı. Gerçekten böyleydi. İçinde, tamamen güvenemediği biri vardı; ama kalbine inen o keskin uçurumun kenarında dengesini kaybetmek de zordu.

— Peki neden dürüst olmuyorsun? — dedi fısıltıyla — Neden benimsin ya da düşmanımsın bilmiyorum...

Aslan, gözlerini sertçe kısarak tek bir adım daha yaklaştı.

— Çünkü hissediyorum… Ama bu duygu, benim gerçekliğim mi, yoksa sadece bir oyunun parçası mı? Sanırım, şu an sen kendin karar vereceksin.

Nilay’ın nefesi hızlandı. Gözleri, Aslan’ın gözlerinde kaybolup giderken, içindeki şüphe fırtınası büyüyordu. Kalbinin attığı o ani duraksama, geleceğe dair tüm bildiklerini sorgulatmıştı. Sevgi mi? Manipülasyon mu? Ya da ikisinin karmaşık, tehlikeli dansı mı?

Tam o anda, salonun dış kapısı tekrar çarptı. İkisi de irkildi. Hem nefessiz hem de tereddütlüydü. Gözler, yeni gelen sessizliğe dönerken, Aslan’ın dudakları sıkıştı.

Kimin geldiğini bilmiyorlardı. Ve o kişi, hayatlarını sonsuza dek değiştirebilirdi.

---

Bölüm Sonu