NoveliqaGizli Tacın Ardındaki Alev / Gizli Aile Karanlıkları :0%
Log in

Chapter 13

Gizli Aile Karanlıkları

### 13. Bölüm Gizli Aile Karanlıkları

Aslan’ın gelişi odayı aniden donuk bir sessizliğe gömdü. Pardösüsünün eteği yere süründü, kalın halıların üstünde sessizce yankılandı. Nilay, nefesini tutmuş, kalbinin avuçlarında nasıl çırpındığını hissediyordu. Parmak uçlarının titremesi, aynı anda hem korku hem öfke dalgasıyla keskinleşti.

“Beni bekliyordunuz, sanırım,” dedi Aslan, sanki içeri girmesi bir davetin sonucundaymış gibi, gülümsemesi donuk ama zekice parıldıyordu.

Nilay’ın kelimeleri bir bıçak gibi keskinleşti, “Aslan... Senin ne işin var burada?”

Yanaklarındaki solgunluk gitgide yayıldı, kalbi hızlıca atarken tüm vücudu bir diken üstündeydi. Aslan’ın soğuk bakışları odanın köşelerine, duvarlara dolaşıyor, sanki görünmez ellerle eski fotoğraflara, tozlu dosyalara dokunuyordu.

“Ne kadar güzel bir sürpriz,” dedi Aslan, sesi barutun nemli kokusunda gezinen bir kâğıt hışırtısı kadar kıvrak. “Sana anlatacaklarım var, Nijel.”

Nilay’ın kaşları çatıldı. “Beni ve adımı yanlış söylüyorsun.”

Aslan aldırmadı, yavaşça odanın ortasına doğru ilerledi. “Fark etmez. Gerçekler, isimlerden daha güçlüdür.”

Boğazında donan bir yumru ile Nilay sesini topladı, “Gerçekler? Hangi gerçekler? Ailemin sırları diye bir şey varsa, senin gibilerin oyununun peşinden gitmek istemiyorum.”

Aslan gölgelerle dans eden odaya dikkati çekti. “Aile sırları dediğin, o kadim gölgeler… Senin bilmediğin kadar derin, karanlık ve karmaşık. Biri öldürürken diğeri susar bu oyunda.”

Nilay’ın gözleri doldu. İçinde yıllar boyunca kurguladığı umutlar, yıkılan hayaller gibi yere seriliyordu.

Aslan’ın sesi alçaldı. “Öyle sırlar var ki, ailenin temiz ve parlak yüzünün arkasında… Kan ve ihanetten daha güçlü. Senin baban o sırları taşıyanlardan biri.”

Nilay irkildi, ağır bir ağırlık beline çöktü. “Ne diyorsun?”

Aslan bir kaç adım daha yaklaştı, “Baban aslında… baş düşmanımızın en yakın müttefiklerinden biriymiş.”

Nilay’ın tüm vücudu buz gibi oldu. Eline doğru uzattığı siluet gibi, uzanması gerekenler çok uzaklarda, anlamsızca belirsizdi. “Bu… imkânsız.”

Aslan hafifçe gülümsedi, “Imkânsız olanlardan bazıları, hayatın gerçekleridir. Ve şu an seçmek zorundasın, gerçeklerle yüzleşmek ya da onları bir masal gibi devam ettirmek.”

“Peki ya benim yerim?” Nilay sesi titredi ama kararlılıkla devam etti. “Bu aile içinde neyi savunacağım? Kime güveneceğim?”

Aslan, odadan çaresizce kaçan bir ışık gibi, soğuk bir kahkaha attı. “Onunla ilgili daha az şey biliyorsun.”

Bu sözün ağırlığı Nilay’ın beyninde yankılanırken, kalbinin derinliklerinden sessiz bir fısıltı yükseldi: Kimi aile üyeleri aslında düşman mı, yoksa kurtarıcı mı?

Aniden kapının kenarındaki gölge derinleşti. Odaya yeni bir nefes, yeni bir yüz girdi. Nilay’nın gözleri yavaşça ona kaydı...

Ve aniden, her şey durdu.

---

Bölüm Sonu