NoveliqaDiken Üstündeki Aşk / Yaralı Gurur :0%
Log in

Chapter 8

Yaralı Gurur

O an odada sessizlik, aniden çökmüş bir sis gibi ağırlaştı. Kapının kapanma sesi hâlâ kulaklarında çınlıyordu Selin’in. Göz göze geldiler; arasında çözülemeyen, kırılgan bir enerji asılı kaldı. Deniz’in bakışlarında daha önce hiç görmediği bir kırıklık vardı. Bir anda sert ve meydan okuyan duvarları çatlıyordu.

Selin, içine dolan ateşi zor tutmaya çalışıyordu. Parmakları hafifçe titriyor, nefesini düzenlemek için derin bir çekiş yaptı. Gözlerini kaçırmadan Deniz’in üzerine yürüdü birkaç adım.

“Bu… Bu oyunun içinde sadece ben değilim, Deniz. Sen de… yaralanıyorsun,” dedi, sesi alçak ama keskin, sanki yıllardır gizli kalan bir sırrı fısıldıyordu.

Deniz’in dudaklarında ince, alaycı bir gülümseme belirmişti, ama gözlerindeki o soğuk buz kristal dünyasının çatlakları ilk kez görünüyordu. Selin’in kelimeleri dokunmuş, bir yerlerde kırılganlığını uyandırmıştı.

“Yaralanmak? Tuhaf. Bunu hissedebildiğin için şaşırdım,” diye karşılık verdi Deniz, sesi hala kontrollü ama altında hafif bir titreme vardı. O an Selin bunu fark etti; deniz gibi dalgalanan bir ruhun, fırtınalarla savrulup yorgun düşmüş kıyılarında geziniyordu.

Selin’in bakışları kısmen yumuşadı, yüzyıllık bir düşmanın kabuğunu çatlatmak gibiydi bu. “Hepimizimiz bir yerde kırılganız. Sana düşman olarak baktığım değil; seni anlamaya çalışıyorum. Belki yanlış yaptığım çok şey var, ama bu seni aşağı çekmek için değil.”

Deniz, bu sözlere karşılık olarak yerinden hafifçe doğruldu. Gözlerim ona daha yakın, daha gerçek sözler verirken bedeninde gizli bir savunma refleksi belirdi. “Gerçek niyetin ne peki? Bunu değiştirmenin bir yolu var mı?”

Selin’in aklından, yıllardır içinde tuttuğu suskunluk ve öfke dalgaları geçti. Bu kapalı, kibirli adamın ardındaki bir yarayı görmüş, ilk kez o yara kendini o kadar belirgin göstermekten vazgeçmişti.

“Yaralı bir gurur… ve bizi buraya getiren acı,” dedi Selin, sessiz bir itiraf gibi. “Seni düşman olarak görmüyorum, Deniz. İlk kez… seninle aynı yanardağın içindeyiz belki.”

Deniz’in alnında beliren ter damlası, kalbindeki fırtınanın yüzeydeki dışavurumu gibiydi. Gözleri karışmış, ama uyanmayan bir şüpheyle dolu. Yavaşça masanın kenarına yaslandı.

“Peki ya benim sırlarım?” diye sordu, sesinin tonu kırılganlıktan bir anda keskinliğe kaydı. “Sen, onları ortaya çıkaracağına söz verdin değil mi? O karanlık anın üzerine ışık tutacağın.”

Selin ona baktı, gözlerinde mahcup ama kararlı bir iz vardı. “Evet.”

O an, odada bir tıkırtı yükseldi. Dış kapıdan gelen hafif bir ses—birisi yaklaşıyordu. İkisi de aniden hareketsiz kaldı. Deniz’in bakışı sarsıldı; yavaşça Selin’e döndü.

“Senin gerçek niyetini çözmeye başlıyorum sanki...” dedi fısıldar gibi. “Kolay olmayacak, Selin. Ben de buradayım. Bu oyunun içinde kaybetmeye niyetim yok.”

Kapı tekrar hafifçe aralandı, gölgeler içeri süzüldü. Ve o sıcak, kırılgan anın orta yerinde, ikisinin de yüzünde beliren anlam dolu ifadeyle dondu zaman.

Güç dengeleri yer değiştirmiş, düşmanlık yeni bir boyuta sıçramıştı.

Ve Selin, kalbindeki ateşin içinde yeni bir şüpheyle döndü: Deniz gerçekten onu çözmeye başlamış mıydı? Yoksa duvarlarının ardında bambaşka bir oyun mu kuruyordu?

---

Devam edecek...