NoveliqaDiken Üstündeki Aşk / Kırılma Anı :0%
Log in

Chapter 7

Kırılma Anı

---

Deniz’in yüzündeki o ince gülümseme, geceyi daha soğuk bir gölgeyle örtüyordu. Selin, karanlık koridorda ona dikkatle bakıyordu. İçinde bir yerlerde kıvılcımlar çakıyordu—intikam ve öfke soğuyacak gibi değildi, ama üstüne gizemli bir ağırlık serpiliyordu.

Adımlarını yavaşlatıp, tıpkı Deniz gibi sessizleşti. Havadaki elektrik gibi diken üstündeydi. İkisinin arasında bir yılın kime kazandırdığı, kimi düşürdüğü, neyin kırıldığını... hepsi o anda ortadaydı.

“Zamanın geldi.” Deniz’in sesi borda rengi bir kadehre dökülen şarabın kıvrımı gibi kıvrak, ürkütücüydü. “Ve her şey ortaya çıkacak.”

Selin, gözlerinde ani bir kıvılcımla, “Peki ya sen, Deniz? Sen hazırsan eğer... Ben hazır değilim.”

*

Boğuk bir tıkırtıyla kapı aralandı. Göz göze geldiler. Karanlıkta birbirlerinin içine bakar gibiydiler; ama bir araya gelmek için değil, tetiklenmek için. Bir teklif geldi, uzlaşma değil, sınırlarını zorlayan bir mecburiyet.

“Birlikte çalışacağız,” dedi Deniz, sesindeki soğuk keskinlikle. “Bu gece, hem düşman hem de müttefikiz, Selin.”

Selin’in kalbindeki zamk gibi tutunan o acı gerçek, bir anda alev aldı. Ailesinin onurunu korumak uğruna teslim olma arasındaki ince çizgide yükselen nefesi, keskinleşen bir kılıç gibi dua ediyordu. Mücadeleye devam etmek için bir ve beraber olmak zorunda oldukları ihtimali, mümkün müydü?

Gizli toplantının odasına doğru yürürlerken, ayaklarının altında döşemeden yankılanan adımlar birbirine karışıyordu. Karanlıkta bıraktıkları geçmişin hayaletleri, yanlarından takip ediyor gibiydi. Deniz kimi zaman istemeden, kimi zaman sinsi bir memnuniyetle Selin’in varlığını yanaklarına kadar yakın hissediyordu.

“O zaman, nereden başlayacağız?” dedi Selin, sesi belirgin bir tereddütle ama aynı zamanda meydan okuyarak. “Ne biliyorsun?”

Deniz, yüzündeki gölge oyunlarına aldırmadan cevap verdi: “Öncelikle, senin sırrın.”

Sırrın kelimesi havada vızıltı yaparak dolaştı. Selin’in nefesi bir an bile durdu, ardından içine çektiği havada bir alev parladı.

“Demek bunu öğrendin,” dedi çok daha yumuşak, kırılgan ama hala keskin. “Ama bunu kullanacağını sanıyorsan yanılıyorsun.”

Deniz bir adım daha yaklaştı. “İntikamımın sonu ya sen olacaksın ya ben. Ama bu gece, ilk defa aynı taraftayız.”

Selin gözlerini kaçırdı ama sonunda toprağa, karanlığa dayandı. Bu iş birlikçi zorunluluk, yılların öfkesiyle savaşan kalbini nasıl dönüştürecekti? Deniz’le paylaşmak zorunda kalacağı her sır, kendi kabuklarını kıracak mıydı?

O an, ikisi için de tartışılmaz bir gerçek vardı: Bu ateşin içinde birlikte yanacaklardı.

*

Dışarıda İstanbul’un gecesi, binlerce ışığın altında bir maske gibiydi. İçeride ise, kendilerini mahvetmek ya da kurtarmak üzere ateşlenen bir flama.

Birden kapı ağır ağır kapandı. Ve o an… İkisi de birbirine bakarken kalplerindeki sarsıcı soru uçuştu.

Bu yakınlaşma, aralarındaki düşmanlığı ne kadar değiştirebilirdi?

---

Son

(Devam edecek...)