Chapter 5
Selin’in parmakları telefonun üzerinde titriyordu; ekrandaki yazdığı kelimeler adeta ateş yakıyordu teninde. Kalbinin ritmi düzensizleşmiş, ciğerlerine çektiği her nefes keskin bir bıçak gibi boğazında yara açıyordu. “Gel bu kapıyı birlikte açalım” demek… O an hem intihar çağrısı gibiydi, hem de cesaretinden doğan bir meydan okumaydı.
Çilingirin soğuk tıkırtısı, apartman kapısının önünden yükseliyordu. Selin, titreşimlerle birlikte içindeki fırtınayı dindirmeye çabalarken, yüzüne küçük bir tebessüm yayıldı. “Sen bir kapıysan, açmayı bileceğim,” diye sessizce mırıldandı.
Saate hızlıca baktı: gece yarısına birkaç dakika kalmıştı. İstanbul, dışardan parıldayan bir mücevher gibi görünürken, içinde kopan bu fırtına onu çok yakından kavrıyordu. Ay ışığının pencereden süzülen narin parıltıları, kırık camlar gibi yüreğinde zigzaglar çiziyordu.
---
“Selin, bu bir oyun değil,” diye fısıldadı kendi kendine, gözlerini kapatmadan önce. Ailesinin adı, onuru, geçmişi... Hepsi üzerindeydi. Annesinin eski kağıtları; babasının sustuğu sırlar. Her biri, gizli bir hançer gibi saplanıyordu omuzlarına.
Geçmişin karanlık perdesi aralandı gözünde. Çocukken duyduğu fısıltılar, gündüzün aydınlığında bir hayalet gibi dolaşan anılar… Yıllar önce, büyük dedesinin ölüme terk edildiği o gece. Eski düşmanlıkların ilk tohumlarının atıldığı an.
“Kanlı miras...” Dudaklarının arasından çıktı bu söz, boğuk ve hırçındı.
---
Gözlerini açtığında, odasının lambasının sarı ışığı altında, masanın üzerinde serili tarihi belgeler ve siyah beyaz fotoğraflar vardı. Selin’in parmakları, o eski fotoğrafların üzerindeki çatlaklara dokundu. Bir zamanlar neşeyle gülümseyen bir aile üyeleri... Şimdi ise duvardaki gölge gibi, sadece anıların hayaleti.
“İhanetle yazılmış bir destan,” dedi ve bir fotoğrafı daha yaklaştırdı yüzüne. Üzerindeki siluetler, çocukluk dostlarını değil, düşmanları andırıyordu. Efsaneye göre ailenin önceki kuşakları arasında kanlı bir hesaplaşma yaşanmıştı; her cephede kayıplar, ihanetler, gizli anlaşmalar.
O geceye uzanan gizli kapılar, boğucu sessizlikler içinde yeniden açılıyordu.
---
Telefonun aniden çalmasıyla uyandı. Ekrandaki isim karanlık bir gölge kadar soğuktu: Deniz Aslan.
“Arıyoruz,” yazıyordu altında.
Selin, derin bir nefes çekti. İhanetin yüzünü tanıyordu; Deniz, ailesinin gizli yaralarına sirayet eden en zehirli akrepti. Onunla konuşmak, eski yaraları tekrar yarmak demekti.
Ama kapıyı açmaya niyetliyse eğer, en azından maskeyi düşürmeliydi.
---
“Deniz...” diye fısıldadı, yüzünde sessiz bir savaş.
Ahizeyi kaldırdı.
“Selin... Herkes geçmişini gizler, seninkini gölgeyle besliyorsun,” dedi Deniz, kelimeleri iğne gibi saplanarak.
“İstanbul’un eliti böyle işliyor senin gibi asil ailelerde. Kan kusan sırrıyı kimse gün yüzüne çıkarmaz. Ama ben... Ben suyun altındaki kayaları görüyorum.” Sesi alaycı, ama bir o kadar da tehditkardı.
Selin, dişlerini sıkarak karşılık verdi: “Geçmişi kazmak kolaydır. Önemli olan ne kazandığın değil, ne kaybettiğindir.”
Deniz, kısa bir kahkaha attı. “Kaybedeceklerini çoktan sattın ya da unuttun, ama ben unutamam. O yüzdendir ki, geceyi uzun tutuyorum. Kimse bilmesin diye neyi gömüyorsa, kimden kaçıyorsa; ben o kişiyim.”
—
Telefon kapanmadan önce Deniz’in son sözleri ağır ağır süzüldü kulaklarından:
“Yarın gece… Her şeyi bitirecek anlaşmayı sağlıyorum. Ailelerine saldıracağım. Kan akacak, mirasın gerçek yüzü açığa çıkacak.”
---
Telefonun sessizliği Selin’in odasında çınladı, bir çan sesi gibi. Yüreği, kurşun gibi indi göğsüne.
Kanlı miras, sadece anılarda kalmayacaktı.
İhanetin ucunda, şimdi hesaplaşmanın kanlı sayfası açılıyordu.
---
Dışarıda rüzgar, eski ağaçların kuru dallarını birbirine çarparak İstanbul'u sarsıyordu.
Selin, pencerenin önünde durdu. Şehri yukarıdan gören bu kutsal yerde; karanlık, ona koca bir sır gibi uzanıyordu.
Ama o, artık kaçmayacaktı.
Bir gölge gibi siper almıştı kendini.
---
Ve tam o sırada, kapıya güçlü, sert bir tıklama sesi duyuldu.
Selin, kalbindeki buz çatlayınca arkasına dönüp kapıya baktı.
Kimdi? Dost mu, düşman mı? Ya da İzlenmeyen ihanetin bizzat kendisi mi geliyordu?
---
Son (Devam edecek...)