Chapter 13
Selin, boğazında düğümlenen kelimelerle, kalbinin göğsünde göğüs kafesine vurur gibi attığını hissetti. Dwayne kavşağına benziyordu bu his; bir yanda geçmişin karanlık gölgeleri, diğer yanda yakıcı bir umut ama peşinden gelen keskin bir tehlike...
Sokak lambalarından süzülen solgun ışık yüzüne vururken, nefesinin buzdolabı havası gibi keskinliği ciğerlerini yakıyordu. Ellerinin titremesi engellenemezdi, parmak uçlarında dolaşan o saatlik bileklik bile birden ağırlığında artmıştı. Deniz’in adını anmayı düşündüğü anda, istemsizce kalbindeki çatlağın açıldığını hissetti.
Her adımı özenle ve sessizce atarak, günü İstanbul’un en tenha, ama aynı zamanda en karanlık köşesine taşıyan hafif sisin içinde ilerledi. Karsıdaki kafede Deniz onu bekliyordu. Gözleri, solgun sarı ışığın altında hafifçe kırpışan, ileri geri kayışlarla doluydu. Sanki Selin’i hem cezbeden hem de kuşatan bir ağ gibiydi o bakışlar.
Selin durdu, bir an duraksadı. Ayaklarının ucuna basarak kapıya yanaştı. Kalbi tam bir hellenin incubatörü gibi pumplar atıyordu; her duraklamada dayanılmaz bir sırrın perdesi aralanıyordu.
Kapı açıldı. Deniz’in yüzü -o karanlık, gizemli ve kontrolden çıkmış haliyle- Selin’e baktı. Sözsüz bir davet, sessiz bir yenilgi.
“Gecenin bu saatinde, lüksün ve ihanetin arasında bize yer yok," dedi Deniz, sesi derin, biraz da yorgun.
Selin gülümsemek istedi ama dudaklarının kenarı titredi. “Biliyorum. Ama başka seçeneğim yoktu.”
“Tam da bugün değil Selin. Bugün burada, geçmişimizle hesaplaşacağız. Sonunda söylemeliyim; seni düşmanımdan kendime dönüştüren her anı bekledim.”
Öyle bir cümle ki, içinde esrarengiz bir taşkınlık ve üzerini örten ince bir alay vardı. Selin derin bir nefes aldı, yakaladığı o sessiz kırılma anı; ateşi, nefesi, titreyişleri. Deniz’in adımlarındaki ağırlandığı kadar hafifleyen, tir tir titreyen o maske.
“Senin gerçeğini öğrenmeden önce, önce kendi gölgemle konuşmam gerek,” dedi Selin, cılız ama kararlı bir tonla.
Deniz yavaşça omuzlarını aldı. “İşte burası tam da oyunun başı, Selin. Çünkü bu gece… Daha fazla gizlemeyeceğiz. Sana tüm sırlarımı, tüm geçmişimi açacağım. Yalnızca bir kelimeyle: intikam.”
Soğuk havanın içinde, onu saran yükselen gerilim adeta elle tutulur hale geldi. Selin parmak uçlarını sıktı. Bir an için, hayatının dönüm noktasında, kaçma ve yüzleşme arasında sıkışıp kalmış bir anıydı.
Deniz’in gözleriyle karşılaştı. İçinde bir ırmak gibi akan, derin ve kırık bir güven vardı şimdi.
Tam o anda, dışarıda aniden yankılanan sert bir kapı çarpması duyuldu...
Soru havada asılı kaldı: Bu buluşmanın ardında ne tür sırlar saklı? Kimler izliyor? Ve şimdi, bu kırılma anında, ne yoldaş ne düşman kalacak mı gerçekten?
*
[ DEVAM EDECEK… ]
#GizliBuluşma #DikenÜstündekiAşk #SırlarVeİhanet