NoveliqaDiken Üstündeki Aşk / Lanetten İpucu :0%
Log in

Chapter 12

Lanetten İpucu

Kapının sert çarpışı odada yankılanırken, Selin’in ciğerlerine buz gibi bir hava doldu. Boğazından sıkıştıran görünmez bir el, nefes alışını bozuyordu. Deniz’in yanında zamansız kopan fırtına gibi, ikisi de sessizliğe hapsolmuştu. O an, zamana karşı yarışan bir çift yürek gibi tek tek atıyordu — ama içinde bulundukları karanlık, ne Soluk aldırıyor ne de umut.

Selin, kapıya dönüp, kulak verirdi her tıkırtıya... O anın büyüsünü bozmaktan korkar gibiydi. Sanki bu kapı, eski bir sırra açılan, yıllarca unuttuğu bir kitabın kapağıydı. Hafifçe titreyen ellerini cebine soktu, avuçlarının içinde bir kağıt kıvrımı vardı; gizemli ve yıpranmış. Daha önce denizden çıkan mektubun kıymetli, fakat tehlikeli bir davetiyesiydi bu.

Deniz’in gözleri, Selin’in elindeki o kağıdı yapıştırdı. Karışık, sertleşmiş bir ifade belirdi yüzünde — hem eski bir düşmanlık, hem de görülmemiş bir merak. Hafifçe tiksinmiş gibi, ama aynı zamanda tedirgin bakıyordu.

“Bunu yine mi sen mi aldın?” diye dedi kısık bir sesle, dudaklarından nefessiz çıkan kelimelerle.

Selin, kağıdı biraz daha sıktı, gözlerini kaçırmadan; cevabı saklı derinliklerdeydi.

“Evet,” dedi sessizce, “Bana gönderildi. Bilmiyorum kim, ama açıp baktığım zaman anladım ki buzdağı bundan çok daha büyük.”

Deniz, masanın üzerindeki eski lambayı yakmak için elini uzattı. Sarı ışık, kağıdın üzerindeki harflerin etrafında eski bir görkemle dans etti. Selin’e göre, o ışık — sanki kendi yaşamından bir parça çalıyordu.

“Burada söylendiği gibi,” diye okudu Deniz ağızdan, “...o lanet, kökleri umutsuzluğun derinliklerine uzanıyor. Önce kan, sonra intikamı çağırır.”

Selin’in içinde büyüyen o buzdağı, parça parça eriyordu; yüzüne dolan sıcaklık, özden gelen bir korkudan başka bir şey değildi.

“İntikam?” diye sordu Selin, alayla dolu, ama içinden kendisine bile itiraf etmek istediği derin bir ürpertmeyle.

Deniz aniden eğildi, göğsünü masaya vurdu, “Bu iş sadece ailelerimiz arasındaki yaşanmışlardan ibaret değil! Lanetin kökleri, bizim daha bilmediğimiz eski anlaşmalara, bağlara dayanıyor.”

Selin’in dudakları titredi, gözlerinden ter damlacıkları diz boyu yorgunluktan ıslattı gövdesini.

“Sen bu laneti benim sırrımla ilişkilendiriyorsun değil mi?” diye fısıldadı neredeyse.

Deniz bir an duraksadı, gözleri karanlığa gömüldü, “Sadece sır değil... O sır, bizim kaderimizi çoktan yazdı. Şimdi bana anlat — nasıl başladı? Lanetin ilk tohumları nereden çıktı?”

Selin, kalktı ve geçmişin gölgeleriyle kaplı pencereden dışarı baktı. İstanbul’un gece ışıkları, flaşların keskin hatları, içindeki savaşın şahidi gibi.

“Bu lanetin başladığı geceyi hatırlıyorum. Ailemin en karanlık anıydı. O gece... hayatıma lanet gibi yapışan o güç açığa çıktı. Ve o sır, saklanmak için değil, başkalarını korumak için arşivlendi. Ama ne kadar zorlasam da, bana hala kötülüğün değişik biçimleri geri döner."

Deniz dudaklarını büzerek, “Yani o sır gerçekten bir lanetse, varlığı bile felaketlere davet çıkarıyor.” dedi.

Tam o anda, odanın sıcaklığı düşmeye başladı. Eski lambadan sızan ışık titredi; duvarların üstüne düşen gölgeler, sanki hareket etti. Deniz’in yüzündeki kirli rahatsızlık bir hamlede dışa vurdu.

“Senin lanetin… beni de tüketiyor, değil mi?” dedi Deniz, kelimeler sert bir sorunun havada asılı kalması gibi.

Selin hızla onu izledi. Deniz’in gözlerinin kıpırtısı, önceki gücünü yitirmiş gibiydi. Teninde, soluduğu havada, hastalığın ilk ayak sesleri miydi o? Kulaklarında, kalbinin atışı hızlandı.

Deniz hafifçe yere yığıldı; sol elini masaya bastı, nefesi kesiliyor gibi.

“Bu... sadece bir başlangıç mı?” diye fısıldadı, nazikçe, bir yandan acıdan güç kayışı içeriyordu.

Selin’in yüreği paramparça oldu, soruların en acımasız haliyle yüzleşti. Lanetten ne kadar zarar görebilirdi Deniz? Ve daha da önemlisi, bu süre zarfında arasındaki kırık iplikler kopacak mıydı?

O anda, kapının dışından ağır bir darbeyle ayak sesleri yükseldi. Sesler, asla umutsuz bir sona gitmeyecek mücadeleyi çağırıyordu. Deniz, çaresizce gözlerini Selin’e dikti.

“Seni daha fazla sürüklememe izin verme,” dedi. “Ya bu laneti birlikte kırarız ya da... paramparça oluruz.”

Selin, dudağını ısırdı. Karanlıkta, lanetin ipuçları nasıl parmaklarının arasından kayıyordu? Deniz’in çöküşü, onları sürüklüyor muydu yoksa bilinmezliklere doğru mu çekiyordu?

Ve bir kere daha kapı çarptı, ama bu sefer içeriden gelen fırtınadan çok daha yakındı.

---

Kalbiniz, karanlıkta sarsılırken bir yandan da direncinizi test ediyor.

Peki Deniz, o lanetin etkisi altında ne kadar yıpranacak?

Ve bu yıkımın kıyısında, Selin kendi ailesinin gölgesinden ne kadar kurtulabilecek?

*

Diken Üstündeki Aşk, Lanetten İpucu bölümü, tam burada kesiliyor. Cevapları sırda saklı, karakterlerin sınırları altüst oluyor. #YeniBölümdeGörüşmekÜzere!