NoveliqaÇipin İçindeki Ayak İzi / Kritik Karar :0%
Log in

Chapter 9

Kritik Karar

Buz gibi hava, o anın kaldığı yerden devam ediyordu. Kapı aralığında beliren siluet, geniş omuzlarının gölgesini loş odaya düşürürken, Eren’in kalbi buz tutmuş gibiydi. Avuçlarını ter kaplamış, nefesi sanki boğazında düğümlenmişti. İçeriye adım atan kişi, Pelin’in gizli koruması olduğunu o an anlamıştı. Soğuk bir ifadeyle, kelimelerin değil bakışların havayı zehirlediği anlardan biriydi.

“Eren Yılmaz,” dedi koruma, sesi sessiz ancak tehditkârdı, “Pelin Bey ne dedi, duydun. İstekler var, sorular var. Ama senin planın... bu kadar yüzüne gözüne bulaştıramazsın.”

Eren’in gözleri kısılıp, korumanın her kelimesini süzüyordu. Planı vardı ama şimdi, onun kilit anına girerken, bu ani engel, bükülmez duvarlar gibi karşısındaydı.

“Söyledim mi bir kere, çipin içinde bir iz taşıyorum,” dedi yavaşça, “Ve bu iz, bizi gölgelerden aydınlığa çıkaracak. Bu dünyayı değiştirecek.”

Koruma gülümsedi, ancak o gülümseme bir tuzak gibiydi; içinde alaycı, ölümcül bir anlam taşıyordu. “Değiştirmek istiyorsan, önce nasıl hayatta kalacağını öğrenmelisin. Sadece fikirlerle değil, gerçeklerle.”

Eren, yavaşça doğruldu. Boyu uzun, ama karanlık karşısında küçük bir çocuk kadar çaresiz hissettiği o anlar geride kalıyordu. Yüzünde, gölgeleri yırtan bir öfke vardı artık. “Planımı anlatıyorum,” dedi, “Dinle ve kararını ver. Kimseye güvenmeyeceğim.”

Koruma kaşlarını çatarken, Eren derin bir nefes çekti. Dijital ekranlarda yeniden görünüşü kayan Neo-Ankara’nın neon yansımaları, odanın ortasındaki masaya yansıyordu. Masanın üzerinde bir hologram yavaşça yükseldi; içinde KronaCorp’un devasa binası, güvenlik sistemleri, kameralar, koridorlar.

“İşte,” dedi Eren, parmakları holograma dokunurken, “Burada. KronaCorp’un tam kalbinde. Pelin’in kalesi. Diğerlerinden farklı çünkü çipin merkezine buradan doğrudan ulaşabilirim.”

Koruma bir adım gitti, ama Eren onları durdurdu.

“Plan şöyle: Öncelikle, güvenlik açıklarını dikkate aldım. Kamera rotalarında küçük aralıklar var. Gece saatlerinde, bakım moduna giren sistemler, bazen alt seviye çalışanların boş bıraktığı geçitler... Bütün bu zayıf noktaları önceden biliyorum. Ayrıca, Pelin’in kişisel koruma ağı biraz gevşek. Oradan faydalanacağız.”

“Peki ya beklenmedik durumlar?” diye sordu koruma, sesi hala bir tehdit barındırıyordu.

Eren hafifçe gülümsedi, “O noktada devreye sürprizlerimiz girecek. Manipüle ettiğim bazı eski KronaCorp çalışanları var. Onlar içeriden bilgi sızdıracak, kapıları açıvercek. Şifreler ve güvenlik kodları elimde.”

Koruma, gözleri kayıp metinlerle dolsun istemezcesine, “Pelin bunu duyarsa, ne olacak peki?”

“Bu da en kritik kısım,” dedi Eren, “Pelinin beklediği ama göremediği yerlerden saldıracağız. Onun sandığı kadar bütün değiliz. Zayıf noktalar insanların açgözlülüğü ve korkuları. Onları kullanacağız.”

Hologram aniden kaydı. Odadaki hava sertleşti, elektrik gibi gerginliği yükseltti. Koruma yavaşça kapıya yönelip, “Daha duyacak much çok şeyimiz var. Ama Pelin bizim işimiz.”

“Belki,” dedi Eren, “Ama o gece, o çip kimseyi kontrol altında tutamayacak.”

Koruma kapıya neredeyse dokunacakken, elektrikli kapı kilidinin sesiyle içeriye ani bir alarm sesi yayıldı. Eren’in yüreği birden katlandı, nefesi sardı boğucu bir kâbus gibi.

Koruma dönüp sertçe baktı, gözleri şimdi bıçak gibi keskin, “Sessizlik. Bu uzun sürmez. Hazır ol.”

O anda korumanın kolu, belindeki küçük cihazı hızla çıkardı. Yüzünde sinsice bir gülümseme belirdi.

Eren’in içindeki her tel, her sinir ucu keskinleşti; bunun sadece bir başlangıç olduğunu biliyor, kalbinin derinliklerinde yeni bir tehlike dalgası yükseliyordu.

Neon ışıklar koridorun dışından hızla yaklaşan gölgelerle dans ederken, kapı yavaşça tekrar açıldı. İçeriye kim, ne ya da ne kadar tehlike doluydu? Eren o sorunun cevabını daha bilmeden, içeriden yükselen cızırtılı bir ses duyuldu.

Ve tam o anda, dış kapıya yeni bir siluet yaklaştı.

Sayfa, sessiz bir çığlık gibi sonlandı.