NoveliqaÇipin İçindeki Ayak İzi / Sibernetik Güçler :0%
Log in

Chapter 4

Sibernetik Güçler

Kapı aralandığında, Eren’in içindeki buzdan bir el vardı. Kalbi, ciğerlerinin altına öyle kuvvetle çarptı ki her nefes daraldı, boğuk bir yankı gibi boğazında düğümlendi. Gözleri kapı aralığından sızan neon ışığın titrek bulutuna takıldı; içeride karanlık, dışarıda kentin uğultusu, göğe yükselen dumanlar vardı.

İçeriye süzülen gölgenin ayak sesi, parlak sibernetik botların yere verdiği sarsıntı kadar netti.

— "Eren Yılmaz?" diye fısıltı kadar ince, ancak içi soğuk bir ses yükseldi.

Eren suskun kaldı; kendi sesinin bile kaybolduğu o anın içinde, çipten yayılan elektriksel bir titreşimle parmakları istemsizce kasıldı. Parmaklarda, bilekte, omuza doğru gezinen hafif karıncalanma… Sanki bedeninin içinde küçük bir fırtına uyanıyordu.

— "Gerekli bir deney," diye ekledi, kapının ardındaki figürün sesi donuklaştı, sonra ağır bir adımla odaya girdi.

Pelin Arıkan.

Eren’in kalbi bir kez daha duracakmış gibiydi. Gözlerindeki kırmızı yansımalar garip bir sıcaklık dalgası gönderdi. O an orada sadece o kadın ve çip vardı; dünya binlerce katmanla çevrilmiş, sessiz bir savaş alanına dönüşmüştü.

Pelin, elini duvara dayadı, bedenini huzursuz bir kral edasıyla eğdi.

— “Seni bekliyordum, Eren,” dedi, tonu alaycıydı, ama altında derin bir bilgi tokmağı vardı. “Artık kontrol sende. Gücünü açığa çıkarma zamanı.”

---

O cümle havada patladı. Eren, aniden bedeninin içinde bir canavar uyanıyor gibi hissetti. Çip, artık sadece bir yük değil; bir güç odağıydı. Parmaklarından elektrik dalgaları fışkırmaya başladı. Gözlerinin önünde, oda titrek bir ultraviyoleyle doldu; her yansıma, yaşamın sanallığı ile gerçekliği arasındaki ince çizgiyi çiziyordu.

Pelin, kaygısızca adım attı, gözleri hipnotize edici, gülümsemesi sinsiceydi.

— “Bana göster, Eren. Neler yapabileceğini. Gerçeğin içinde saklı, kim olduğunu.”

Eren derin nefes alıp ağzını açtı, ancak kelimeler boğazında düğümlendi. Sinyaller beyninde patlayıp duruyordu; çipin gücü, onu hem büyütüyor hem de parçalara ayırıyordu.

Bedenindeki güç, önce parmak uçlarından yayıldı. Başlangıçta küçük kıvılcımlar... Sonra, bir kıvılcım zinciri oluşturdu.

Kollarını kaldırmak istedi ama enerji onu dışarı doğru itiyordu. Ellerindeki küçük kıvılcımlar, etrafında görünür elektronik parmak izleri yaratıyordu. Panik içinde kollarını indirmeye çalışırken, odanın havası ağırlaştı; elektrik yükü tenine yapıştı.

Pelin yaklaştı.

— "Kontrol sende. Kendini kaybetme," dedi sarkastik bir tonda ama iki dudağının kenarında endişe beliriyor gibiydi.

---

Aniden enerji kontrolden çıktı.

Parmak uçlarından kopan kıvılcımlar, odanın karanlık köşelerinde patlamalar yaratmaya başladı. Sesler yükseldi; kısa devrelerin çıtırtısı, elektronik cihazların titreşimi, havada yanan ozon kokusu doldu ortama.

Eren’in vücudu titredi, yıkıcı bir huzursuzluğun girdabına kapıldı. Göğsünden kısa devreler yayıldı; bedeninin içine yerleştirilmiş makina parçaları sanki birbiriyle savaş halindeydi.

Pelin geri çekildi, şok ve hayranlık arasında gidip gelirken, birkaç metre ötedeki ekranlar çatlamaya başladı. Birden alevler yükseldi. Odanın köşesindeki enerji santrali çarpıcı bir ışıkla patladı.

Şiddetli bir patlama sesiyle birlikte, yoğun duman odanın içine doldu. Eren, havaya savruldu, dizleri yere çarptı. Karanlık ve ışık arasında savrulan gözleri Pelin’i aradı ama o çoktan kapıya koşmuş, kaçmanın planlarını yapıyordu.

---

Eren yerde öksürürken, çipin motorik etkinliğiyle zihnine sızan garip bir ses yankılandı:

“Kontrolü kaybediyorsun. Akıllanmazsan, seni yok ederiz.”

Gözlerini zor açtığında, sibernetik güçlerin onu ele geçirdiğini, artık o eski Eren olmadığını biliyordu.

Ama en fazla korktuğu an yeni başlamıştı. Olayların kontrolü büsbütün elinden kayıyordu...

---

Kapı tekrar sallandı. Bu kez sadece bir tıkırtı değil, ağır ayak sesleri ve sert nefesler duyuldu.

Eren, o anın içinde donmuştu. Gelenin dost mu, düşman mı olduğunu bilemeden, içindeki yangın ve ışıkları bastırmaya çalışıyordu.

— “Bu daha başlangıç,” diye fısıldadı çip. “Yine de karar senin.”

---

Bir sonraki hamle hayatını değiştirecekti.

[#Devamı için nefesini tut.]