Chapter 9
Lara, içindeki belirsiz korkuyu bastırmaya çalışırken, Deniz’in bakışları hâlâ ensesinde. Kalp atışları göğsünde ritmini kaybetmiş, her biri bir bomba gibi patlamak üzereydi. Lobinin loş ışıkları altında, zaman ağır çekimde akıyor gibiydi. Ayak sesleri — soğuk, metalle karışmış bir yankıyla — yanlışlıkla yeterince yükselmişti ki, soğuk ter damlaları Lara’nın alnından aşağı süzüldü.
“Bekle,” dedi Deniz, sesi boğuk, az önceki tehditkâr tonun içinde tuhaf bir kırılma vardı.
Lara, nefesini tutmuş, gözlerini kaçırmadan o anı yaşamaya çalışıyordu. Her şey, her detay onun için kritikti. O an, hiç beklemediği biri içeri girdi. O kişi, lobiye adımını attığı anda, odadaki havanın aniden değiştiğini hissetti Lara.
Girmeyeli aylar olmuştu, ancak o sesi ve duruşunu hiçbir şey unutturamazdı ona.
“Melis…” Lara’nın sesi, kısık bir fısıltıdan fazlasına dönüşmedi. Sanki yılların sessizliğini yıkacak bir kırılma noktasıydı bu karşılaşma.
Melis, Deniz’in hemen arkasında, beklenmedik şekilde belirivermişti. Gözleri keskin, dudakları ise genzinin sınırında gergin. Onun varlığı, Deniz’in sert duruşunu daha da sertleştirmişti sanki. Lara son zamanlarda Deniz’in etrafında kimlerin dolandığını düşünürken hiç tahmin etmemişti ki, Melis de bu sinsi denklemin içinde rol oynayacaktı.
Adımlar Sarsılıyor
Lara kollarını hafifçe çaprazlarken, Melis’in soğuk bakışları onu delip geçiyordu. “Burada ne işin var, Lara?” diye sordu Melis, sesi nerdeyse ince bir bıçak gibi keskin.
“Orada… toplantı vardı, ben de…” Lara cevap vermeye çalıştı, ama sözleri doğrulardan kaçan bir kıvranışı taşıyordu.
Deniz’in dudaklarının arasından çıkan alaycı bir gülümseme yükseldi. “Galiba herkes oyunlarını yeniden oynayacak,” dedi.
Melis, başını hafifçe yana eğdi, kaşları arasında gölgelenen karmaşık bir ifade vardı. Uzun zamandır etrafta olan biri gibi, durumu değerlendiriyor ve içindeki planı tartıyordu.
Lara’nın zihninde alarm çanları çalmaya başladı. Sizin karanlık için planladığınız her şey bu küçük odada tıkılı kalabilirdi.
“Bak,” dedi Lara, sesi aniden ciddileşerek, “İçeride ne olduğuyla ilgileniyorum. Senden bir şey istemiyorum.”
Melis’in dudaklarında beliren gülümseme, olayın ne kadar derin olduğunu bilmenin verdiği güçtü. “Doğru… Ama biz de seni tanıyoruz, Lara. İyi niyetle gelmediğini görüyoruz.”
Planın Kıyısında
Lara’nın bütün cesaretini toplaması gerektiğini biliyordu. Bu karşılaşma, planının kırılma noktası olabilirdi. İçeri girmek için ilk adımı atmıştı ama şimdi çok daha büyük bir tehlikenin içinde olduğunu hissediyordu.
“Dinleyin,” dedi sakin ama kararlı bir sesle, giderek yaklaşan bir fırtına gibi, “Beni yanlış anlamayın. Amacım sadece mesleğimde ilerlemek.”
Deniz, derin bir nefes aldı. “Ama her adımın bir hikayesi var, hem de karanlık bir hikaye.”
Lara, verdiği bu yanıttan sonra, kapkaranlık, kirli geçmişinden açılan pencerenin aniden kapanması gerektiğini fark etti. Biliyordu ki bu odadan zararsız çıkması, karmaşık ilişkiler ağında ustaca hamleler yapmasına bağlıydı.
Bir Dokunuş, Bir Fısıltı
Tam o sırada, Melis’in cep telefonundan kısa bir titreşim yayıldı. Ekrana baktı, gözleri aniden fal taşı gibi açıldı.
“Bu yüzden buradasın, değil mi?” dedi Melis, sesi alçaldı. “Planlarını biliyoruz.”
Lara’nın aklında birdenbire bütün tuzaklar, bütün kelimeler ve sessiz bir savaş belirdi. Bu küçük başka bir tıkırtıydı, ama sarsıcı bir uyarıydı aynı zamanda.
Sinsi planının, beklenmedik bir kişi tarafından ortaya çıkarıldığını anlamak, soğuk terlerle birleşen bir korkuya dönüştü.
Kapanışın Kıymığı
Lara, Melis’in gözlerinin içine bakarken, odadaki karanlık daha da yoğunlaştı. Arkasından Deniz’in sesi düşük bir tehdit gibi yankılandı:
“Bu oyun daha yeni başladı, Lara. Sonu kimse için kolay olmayacak.”
Ve tam o anda, lobinin kapısından başka bir gölge süzüldü içeri; bir nefesin taşıdığı mesafede bir yalan, bir ihanet ve çağrısız bir geleceğin habercisi gibi…
(DEVAM EDECEK...)